Daniel Bell

Sanayi Sonrası Toplum

1919 yılında New York’ta doğdu. Bir süre gazetecilik yaptı.
Akademik kariyerine Chicago Üniversitesi’nde asistanlık yaparak başladı. Columbia
ve

Harvard Üniversitesi’nde sosyal bilimler profesörü olarak
görev yaptı.

Sanayi sonrası dünyanın yaşadığı dönüşümleri analiz etmek
geniş bir perspektifte analizi gerektirir. Enformasyon toplumu, bilgi toplumu
ve ağ toplumu gibi kavramsallaştırmaların, toplumsal dönüşümleri bütün olarak
kavrayamıyor olması bu eksikliğin bir göstergesidir. 

Daniel Bell bu noktada kuram üretmekten ziyade toplumsal
çözümlemeye ağırlık verir. Onun çalışmaları da toplumsal sorunların çözümü için
öngörüler ve öneriler içermektedir. Bu yaklaşıma toplumsal
önkestirim
(social forecasting) denmektedir. Bell, tahmin ile önkestirim
kavramları arasında ayrım yapar. Ona göre tahmin olayların sonuçları ile
ilgilenirken, toplumsal önkestirim tarihsel eğilimler dizgesinin olasılıklarının
ana hatlarını çıkarmaya çalışır.

Bell, 1950’lerde ortaya çıkıp R. Aron ve J. K. Galbraith
gibi önemli isimler tarafından benimsenen yakınlaşma
(convergence) teorisinin önde gelen temsilcilerinden
biri olarak kabul edilmektedir. Yakınlaşma teorisine göre toplumsal
organizasyonların teknik ve ekonomik zorunlulukları toplumsal yapının
biçimlenmesinde siyasal ideolojilerden çok daha etkilidir. Bu nedenle
kapitalist ve sosyalist toplumlar giderek daha çok birbirlerine
benzemektedirler.

Sanayi sonrası toplum planlamacı bir toplumdur, dolayısıyla
tahmin ve öngörü çok önemlidir.

Bell önkestirim alanlarını teknolojik, demografik, ekonomik,
siyasi ve toplumsal biçiminde kategorize eder.

Bell, Kapitalizmin
Kültürel Çelişkileri
adlı eserinde Batı uluslarının toplumsal yapılarının üretim
ve tüketim alanları arasında bir ayrışma olduğunu ileri sürmüştür. Üretim çalışma
etiğine ve tatminin ertelenmesi ilkesine dayanırken tüketim hedonizme (hazcılığa)
ve kişisel tatmine dayanır.

İdeolojinin Sonu Tezi

Bell’e göre ideoloji seküler bir dindir: hayatın tüm
yönlerini dönüştürmeye çabalayan, “tutkuyla aşılanmış” bir düşünce setidir. 19.
yüzyılın sekülerleşme süreçleri genel fiziksel bir vakum [boşluk] inşa etmiştir.
İdeoloji kısmen bu boşluğu bireysel ölümlülüğün yerine kolektif başarıların
sürekliliğine vurgu yapması sayesinde doldurmuştur.

Bell bugün ideolojilerin bittiğini vurgular. Bunun üç nedeni
vardır:

1) Sosyalist rejimlerin kendi halklarına karşı uyguladıkları
şiddet içerikli baskılar,

2) Kapitalist pazarın en olumsuz etkilerinin iyileştirilmesi
ve refah devletinin ortaya çıkışı,

3) İnsan doğasının mükemmel olduğunu vurgulayan romantik
felsefelerin yerine insanlığın varoluşuna Stoacı yaklaşan yeni felsefelerin
ortaya çıkışı.

“SANAYİ SONRASI TOPLUM”
KAVRAMI

Bell, Weber gibi ideal tip olarak “sanayi sonrası toplum”
kavramını geliştirir. Sanayi sonrası toplum kavramı “özel veya somut bir
toplumun tasviri değil, analitik bir kurgudur.

Endüstriyel toplumun gelişi öncelikle toplumsal yapıyı ve
onun ekonomi, çalışma dünyası, bilim ve teknoloji gibi birkaç önemli bileşenini
etkiler, ancak toplumsal yapıdaki bu değişimler siyasal sistem ve kültür
üzerinde de önemli etkilere sahiptir.

Ekonomi, ağırlıklı olarak imalat sanayinden hizmet sektörüne
kaymıştır. Bilimsel ve teknik mesleklerin sanayi sonrası toplumun sınıfsal yapısını
biçimlendirdiği gözlemlenmektedir.

Kapitalist ve sanayi toplumunun toplumsal yapısı, büyük
ölçüde, özel mülkiyet ekseninde örgütlenirken; post-endüstriyel toplum “teorik
bilgi” ekseninde düzenlenir.

SANAYİ SONRASI TOPLUM KURAMI

Sanayi öncesi toplum: Kaynakları dönüştürmeye dayalı bir uğraş
ve mücadele söz konusudur.
Cinsiyete dayalı iş
bölümünün olduğu bu toplum tipinde ekonomik etkinliklerde birincil sektör
meslekleri ve endüstrileri hâkimdir.

Sanayi toplumu: İnsan-makine ilişkilerini merkeze alan, doğal
çevrenin teknik çevreye dönüşümü için enerji harcayan bir toplumdur. Ekonomik
etkinlik imalat sanayine ve maddi malların işlenmesi sürecine odaklanmıştır.
Önemli meslekler ikincil sektör meslekleri olan, yarı-vasıflı fabrika işçisi ve
mühendisliktir. Enerji üretimi ve kullanımı, makine teknolojisi ile rasyonel
bir şekilde birleştirildiğinde ortaya çıkan üretim artışı, verimlilik ve kâr bu
toplumun en çarpıcı özelliğidir.

Sanayi sonrası toplum: Makine teknolojisinin yanı sıra
enformasyona dayalı “entellektüel teknoloji”nin yükseldiği bir toplumdur. Bell
bilgiyi sanayi toplumunun sinir uçlarına yerleştirir. Teorik bilginin araştırıldığı,
test edildiği, kodlandığı mekân olarak üniversiteyi, sanayi sonrası toplumun en
temel kurumu olarak belirmektedir.

Endüstriyel toplum

Post Endüstriyel toplum

Kaynak

Makine

Bilgi

Kurum

Şirket

Üniversite

Karar mercii

Tüccar

Uzman

Gücün temeli

Mülkiyet

Bilgi/beceri

Politikanın rolü

Laissez-faire

Devlet/anonim ortaklık

‘Post-endüstriyel toplum’ kavramı, merkezde teorik bilginin
yer aldığı, yeni teknolojinin, ekonomik büyümenin ve toplumsal tabakalaşmanın
bu teorik bilgi ekseni etrafında örgütlendiği bir yapıdır. Postendüstriyalizmin
asıl etkisi toplumsal yapı üzerindedir.

Bell’e göre yeni toplumun liderliğini üniversiteler üstlenecektir.

Daniel Bell, sanayi sonrası toplumu 5 açıdan değerlendirmektedir:

1) Hizmet ekonomisinin oluşumu

2) Profesyonel ve teknik sınıfın üstünlüğü

3) Teorik bilginin önceliği (Bell, sanayi sonrası toplumda bilginin
geleneksel veya uygulamalı değil, teorik karakterde olduğunu vurgulamaktadır.

4) Teknolojinin planlanması

5) Yeni entelektüel teknolojinin yükselişi (Entelektüel
teknoloji şeylerin yeniden üretilebilir tarzda yapım yolunu belirleyen ve sorun
çözümünde sezgisel yargının yerini alabilecek bilimsel bilgiyi içerir)

Sanayi sonrası toplumdaki dört işlevsel situs (yapı/kurum): bilimsel, teknomantıksal, yönetimsel ve
kültürel

Sanayi sonrası toplumdaki beş kurumsal situs: ticaret, hükümet, üniversite/araştırma, sosyal refah ve
askeri

Sanayi sonrası toplumdaki çatışmalar sınıflar arasında değil
bu situslar arasında yaşanır ve bu çatışmalar sınıf olgusunu ortadan kaldırır.

Sanayi Sonrası Toplumların
Genel Karakteristikleri

Ekonomik yapıdaki dönüşümler: mal üretiminden hizmet üretimine geçilir.

Yükselen yeni sınıflar: hizmet sektörü başlığı altında çok sayıdaki meslek elemanı
beyaz yakalı yeni bir sınıf oluşturur. Sanayi sonrası toplumdaki en önemli sınıf
“bilgi sınıfı”dır.

Bilginin artan rolü: Sanayi sonrası toplumda teorik bilgi “toplum için
yeniliklerin sağlanmasında ve politik kararların alınmasında” merkezi bir rol
almıştır.

Enformasyon
teknolojileri
: Enformasyon teknolojileri insanların ve toplumların
birbirleriyle iletişim olanaklarını artırmakta, üretim anlayışını değiştirmekte,
sermaye hareketlerini dünya tarihinde hiç olmadığı kadar hızlandırmaktadır.

Bilgisayar destekli üretim, sermaye açısından verimlilik artışı
ve maliyet düşüşü anlamına gelirken, çalışanlar açısından istihdam olanaklarının
daha yüksek eğitim seviyesi gerektirmesi ve vasıfsız/yarı-vasıflı işçilerin
istihdam sorununu beraberinde getirmektedir.

Sanayi sonrası toplumun
diğer karakteristikleri
: Teknolojinin ucuzlayarak kitlesel kullanımının yaygınlaşması
kitle üretimi ve haberleşmesinin çözülüşüne yol açarken, diğer taraftan da
bireyin konumunun güçlenmesine yol açmıştır.

Kültür

20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kültür, değişimi teşvik
etmektedir ve ekonomi de bu değişim arzusunu yerine getiren bir araç haline gelmiştir.

Toplumsal ve ekonomik yaşamdaki değişimler sanatsal alanda
da kendisini göstererek kültür, medya aracılığı ile kurumsallaşmış ve bağımsızlaşmıştır.

Post-endüstriyel toplumun ekonomik meselelere odaklı
toplumsal yapısında rasyonalite ve verimliliğe yönelik bir ilgi hâkimken
kültürel alanda irrasyonel, kendini gerçekleştirme ve tatmin etme ilkeleri
hâkimdir.

SANAYİ SONRASI TOPLUM
TEORİSİNE YÖNELİK ELEŞTİRİLER

Sanayileşme beraberinde aileye ilişkin ciddi dönüşümleri
getirmiştir:
İş ile ev birbirinden ayrılmış,
evlenme yaşı yükselmiş vs. Bell’in çalışmalarında toplumsal bilinç ve değerler
sistemi hakkında herhangi bir çözümleme yer almaz.

Bell’in çalışmalarında beyaz yakalılar olarak tabir ettiği
hizmet sektörü yeni bir sınıf/yapılanma olarak sunulur. Ancak bu sınıf
1850’lerden itibaren İngiltere’de ortaya çıkmıştı. Bell, bu realiteyi görmezden
gelir.

Sanayi toplumu ile sanayi sonrası toplum arasında, aslında
Bell’in iddia ettiği gibi bir büyük kopuş ya da kırılma değil, süreklilik söz konusudur.


Çağdaş Sosyoloji Kuramları
Editör: Prof.Dr. Aylin Görgün Baran & Prof. Dr. Serap Suğur
Anadolu Üniversitesi, 2012