Damgan Târîhâne Camii Tarihçesi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

34

Damgan Târîhâne Camii, İran’ın ayakta kalan en eski camii.

Abbasî mimarisinin en önemli eserle­rinden birini teşkil eden Damgan’daki Târîhâne Camii, özellikle Abbâsîler’in ilk dönemlerinde yapılmış olması sebebiyle dikkati çekmektedir. Bunun yanında Arap mimarisinin kendine has plan Özelliklerini göstermesi bakımın­dan da daha sonraki tarihlerde İran’da ve doğusundaki bölgelerde ortaya çıkan cami planlan arasında önemli bir yere sahiptir. Abbasî camilerinin, batı İslâm dünyasında sevilmesine rağmen doğu­da pek benimsenmeyen kıble duvanna dik netlerden müteşekkil ana plan tipi­nin uygulandığı en doğudaki Örnektir.

Târîhâne Camii”nin Abbasî tarihinin çok erken bir safhasına ait olması ve in­şa edildiği yerin bu plan tipi için hayli doğuda kalması, o dönemde meydana gelen olaylarla yakından ilgilidir. Damgan’ın da içinde bulunduğu bölge, Ab­basîler” in Emevîler’e karşı başlattıktan siyasî ve askerî mücadelenin harekete geçirildiği ve Abbâsîler’i iktidara götü­recek ayaklanmalar silsilesinin başlatıl­dığı yerdir. Bu bölge Abbâsîler’in iktida­ra gelmesinden sonra İse önemli mez­hep çekişmelerine ve sık sık İran’ın eski dini Zerdüştîliği geri getirmek için yapı­lan ayaklanmalara sahne olmuştur. Bu sebeplerle Abbasîler camiyi, sürekli dik­kat ve ilgilerini çeken bölgede, İslâm di­nini köklü biçimde tesis etmek ve güç­lü Şiî cereyan karşısında kendi Sünnî an­layışlarını hâkim hale getirmek için inşa etmişlerdir. Dolayısıyla bu caminin, Do­ğu İran ve Özellikle Horasan civarında kı­sa sürede kaybolan Arap ve Abbasî mev­cudiyetinin en büyük temsilcisi olduğu söylenebilir.

Plan özellikleri bakımından Arap ge­leneğinde inşa edilen caminin üst teşki­lâtı. Sâsânî mimari anlayışına daha faz­la yakınlık göstermektedir. Emevîler’in Bizans etkisindeki Suriye ve Doğu Ak­deniz muhitiyle olan ilişkilerinin aksine Abbâsîler’in Sâsânî çevrelerine duyduk­ları yakınlığı çok güzel biçimde aksetti­ren TârThâne Camii, planı ve inşa özel­likleriyle dikkat çeken, tamamen süslemesiz, sade ve masif bir binadır. Planı basit bir düzene sahip olup bir avlu ile ana ibadet mekânından teşekkül eder. Oç taraftan revaklann çevirdiği avlu ile irtibat halinde bulunan ana ibadet me­kânı, ortadaki diğerlerinden daha geniş ve daha yüksek olan kıble duvarına dik yedi neften meydana gelmiştir. Nefler, her birinde üçer tane bulunan tuğladan örülmüş yuvarlak-masif altı fil ayağı sı­rası üzerine oturan oval sivri kemerli to­nozlarla örtülüdür. Sade görünüşlü mih­rabın sağında, kenarlan korkuiuksuz ba­sit bir merdivenden ibaret olan minber yer alır.

Selçuklular devrinde tamirat gören bi­nanın ana özellikleri önemli ölçüde ko­runmuştur. Camiye bu dönemde yapılan en önemli ilâve. 1058 tarihli Türk ve İran İslâm mimarisinin vazgeçilmez unsuru, geleneksel özellikler kazanmış yuvarlak planlı minare olup bu tipin İran’da yapıl­mış en erken örneklerinden biridir. Ca­minin kuzeybatısında yer alan ve bina iie bağlantısı bulunmayan bu minarenin he­men yanında ise camiye ait kalıntılara bitişik geleneksel kare planlı orijinal Arap minaresinin temeli görülmektedir.

Diyanet İslam Ansiklopedisi