Dahhak Kimdir, Nedir, Efsanesi, -Edebiyatta-

23

Dahhâk klasik Türk ve İran edebiyatlarında, Arap ve Fars folk-lorundaki şahsiyeti ve özellikleri etrafın­da gelişen çeşitli vasıflarıyla teşbih ve mecazlara konu olmuş efsanevî bir kah­raman olarak yer almıştır.

Dahhâk’in edebiyatta en önemli vasfı, Firavun ve Nemrut gibi zulüm ve kötü­lük timsali oluşudur. Âşığa eziyet ettiği için sevgili de zaman zaman Dahhâk’e benzetilir. Bu teşbihte, omuz başların­da bulunan ve insan beyniyle beslenen yılanlar sebebiyle Dahhâk-i Mâri olarak da anılan Dahhâk’in haline kıyasen sev­gilinin omuzlarına kadar uzanan saç ör­güleri yani zülüf de yılana benzetilir. Necâtî Bey’in, “Başı dururken iki omuzun-da zülf-i yâr  Dahhâk-vâr lebleri yeti­me güler” beyti, insan beyni yediğinde ağrıları hafifleyen ve gülen Dahhâk’i tas­vir eder.

Ancak zulüm ebediyen devam edeme­yeceği gibi zâlim de ebediyen payidar olamayacağından Dahhâk’in karşısına halktan bir kişi olan demirci Gâve çıkar; ona isyan ederek yok olmasını sağlar ve yerine Feridun’u tahta çıkarır. Ziya Paşa’nın, “Bir abd-i Habeş dehre olur bahş İle sultân / Dahhâk’in eder mülkünü Gâ­ve perişan” beyti bunun ifadesidir. Dün­yanın vefasızlığı Dahhâk gibi kudret ve azametiyle tanınan, zulmünden ve ken­disinden korkulan bir hükümdan bile alt etmiştir. Nevres, “Vefası yok demişler âlemin Cemşîd ü Dahhâk’e / Görenler sûret-i nîk ü bedi âyîne-i Cem’de” beytiyle bunu anlatır. Bu beyitte olduğu gi­bi Dahhâk çeşitli vesilelerle Cemşîd ile bir arada anılır. Bu alâka, Dahhâk’in Cem­şîd “i yenerek onu kaçmaya mecbur et­mesi ve yerine geçmesinden doğmuştur.

Dahhâk’in Gâve tarafından mağlûp edilmesiyle Ferîdun onun yerine geçtiği için çeşitli beyitlerde Cemşîd-Dahhâk-Gâve-Ferîdun bir arada zikredilir. Ha­yalî Bey’in, “Bâb-ı işrethâne-i Cemşîd’e yazılmış bu kim / Bir kadeh mey yeğ-durur gencîne-i Dahhâk’ten” ve. “Dolu­dur bâde-i isyan ile bezm-i mecaz içre / Feridun camıdır yâ sâgar-ı Dahhâk’tir gönlüm” beyitlerinden birincisinde Dah-hâk-mâr (yılan) münasebetinden mâr-genc (hazine) çağrışımı doğmuş, oradan da bir kadeh içkinin hazineye tercihi şek­lindeki klasik anlayış beliğ bir şekilde ifade edilmiştir. İkinci beyitte ise gönül, Ferîdun veya Dahhâk’in isyan bâdesiyle dolu kalbine benzetilmiştir.

Divan edebiyatının dinî ve tasavvufî metinlerinde yılan, insanın nefsinde giz­li olan kötü duyguların veya bizzat nef­sin, nefs-i emmârenin alâmeti olarak kabul edilir. Dahhâk de kötü ve zalim bir kişiliğe sahip olduğundan Dahhâk-mâr-nefis arasında bu bakımdan mü­nasebet kurulur. Hayalî Bey’in, “Nefs-i ef îsine zahîr olana / Pend beştir hikâ-ye-i Dahhâk” beyti bu düşünceyi şiirleş-tirmiştir. Dahhâk mazmununa şiirlerin­de sık sık yer veren Hayalî Bey, devrinde bir iki mısra ile şair geçinip icazet alan­ları beyin yiyen yılanlara benzeterek şöy­le hicveder: “Bir İki mısra ile mağzını yer­ler nâsın  Dûş-i Dahhâk’teki ol iki mâ-rân-şekl”.

Şemseddin Sami de Şehname’deki Dahhâk efsanesinden ilham alarak onun zulmüne karşı ayaklanan Gave’nin hikâye­sini konu alan bir tiyatro eseri yazmıştır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi