Çukur Hamam -Manisa- Tarihçesi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

56

Çukur Hamam. Manisa’da şehrin Beylikler dönemine ait en eski hamamı.

Saruhanoğulları Beyi Muzafferüddin İshak Çelebi’nin (ö. 1388) Manisa dağı ete­ğinde Sandıkkaie tepesi yamacında inşa ettirdiği Ulucami Külliyesi’nin bir parça­sıdır. Caminin kuzeydoğusunda ve 50 m. kadar uzağında yer alan yapı bugün ha­rap durumdadır. Her ne kadar kuzeyin­den geçen Ulutepe caddesi yapı ile aynı seviyede ise de daha önce yol seviyesi yapının güneyinde ve batısında olduğu gibi yüksekte bulunduğundan hamam çukurda kalmış ve bu yakıştırma adla anılagelmiştir. Hamam yamaçta olduğu için bugün de yan yarıya toprak seviye­sinden aşağıda kalmıştır.

Yapının kitabesi yoktur, ancak Ulucami’ye ait bir vakıf eser olduğu bilinmek­tedir. Aslı kaybolduğundan Fâtih Sultan Mehmed tarafından yeniden tanzim et­tirilip yazdırılan vakfiyede akar olarak belirtilmiş iki hamamdan biridir. XİV. yüzyılda bu hamamın içinde önemli bir olay cereyan etmiştir. Yıldırım Bayezid ile Timur arasındaki mücadelelerden son­ra Saruhanoğullan’ndan Hızır Şah (1403-1410) Çelebi Sultan Mehmed’e cephe ala­rak Şehzade İsâ Çelebi’nin tarafını tu­tunca, Çelebi Mehmed 1410 yılında Ma­nisa’yı zaptedip Saruhan Beyliği’ne son vermiştir. Rivayete göre şehrin ele geçi­rilmesi sırasında Hızır Şah bu hamam­da eğlenmekte iken yakalanmış ve idam edilmiştir.

Hamamın bazı kısımları XVII. yüzyıl başında yıkılmaya yüz tutmuş ve tami­re muhtaç hale gelmiştir. Çeşitli devir­lerde yapının dış cephelerinde yapılan onarımlar binanın esas biçimini bozma-mıştır. Çukur Hamam küçük ve asimet­rik bir plan arzeder. Sıcaklık ve halvet düzenlemesi bakımından örneklerine çok sık rastlanan haçvari dört eyvanlı ve kö­şe hücreli tipte inşa edilmiş bir yapıdır. Batı cephesinde bulunan bir kapıdan ka­re planlı, üzeri büyük bir kubbe ile ör­tülü soyunma yerine girilir. Bu bölümün kubbesi sekizgen kasnaklı olup ortasın­da aydınlık feneri vardır. Duvardaki ça­maşır nişleri tuğladan ve sivri kemerli­dir. Soyunma kısmı, üç kenarından 0,5 metrelik bir seki ile ortadaki havuzu ku­şatır. Mermer fıskiyeli havuzun sadece su haznesi kalmıştır.

Kuzey taraftaki kapı ile sonraları hela olarak kullanılan küçük bir ara mekâna, buradan da bir kapı vasıtası ile ılıklığa geçilir. Bu kare planlı mekân, geçişleri Türk üçgenleriyle sağlanmış bir kubbe ile Örtülüdür. Bu bölümün üç yönünde seki, iki duvarında da nişler bulunur. Ilık­lığın güneyindeki küçük bir mekândan ibaret halvet, hamamdan nisbeten tec­rit edilmiş özel bir bölüm halindeki bey kumaşıdır.

Ilıklığın doğu duvarında bulunan ka­pıdan sıcaklığa geçilir. Haçvari planlı sı­caklık dört eyvanlı ve dört köşesi halvet-lidir. Bugün bir kısmı sağlam durumda olan halvet kubbelerinde geçişlerin üç­genlerle sağlandığı görülmektedir. Giriş eyvanının kuzeyindeki halvet alçak bir duvarla bölünmek suretiyle Musevî müş­terilerin kullandığı “batak” adı verilen küçük havuzlu bir mekân haline getiril­miştir. Bu tadilât, Uİucami’nin kuzeyin­deki meyilli araziyi içine alan ve şehrin Musevî halkının oturduğu mahalle sa­kinleri için yapılmış olmalıdır. Sıcaklığın mermer göbek taşı ve kumalarından ba­zıları durmakta olup ana kubbesi yıkıl­mıştır. İnce uzun tonozlu bir mekân olan külhan güneydedir ve üst sokağa bak­maktadır. Yapı moloz taş ve tuğladan inşa edilmiş, bazı kısımlarında Bizans dö­nemine ait mermer parçaları dolgu ola­rak kullanılmıştır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi