Çukur Çeşmeler Nedir, Tarihçesi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

38

Çukur Çeşmeler. İstanbul’da XVI. Yüzyılda büyük ihtimalle Mimar Sinan tarafından yapılan çeşmeler.

Birinci çukur çeşme, Sultanahmet Mey­danı kenarında Türk ve İslâm Eserleri Müzesinin hizasında bulunmaktadır. Üze­rinde kitabesi olmadığından hakkında yeterli bilgi edinilemediği gibi bu sebep­le yapıya gereken önem de verilmemiş­tir. Su yollan hakkındaki çeşitli kaynak­lardan bu çeşmenin. Kanunî Sultan Sü­leyman tarafından Mimar Sinan’a yap­tırılan Kırkçeşme su tesislerinin bir par­çası olduğu öğrenilmektedir. Eski adıy­la Atmeydanı kenarında, Önce sadece bir namazgah iken sonra mescide dönüştü­rülen Üçler Mescidi’nin hemen alt tara­fında inşa edilmiştir. Kırkçeşme su yo­lundan bir masura tahsisi olan bu çeş­me 1930 yılında akar durumda idi. Kırk-çeşme ve Kâğıthane suyunun 976 (1568-69) yılına ait İstanbul dağıtım defterin­de “Çeşme-i atîk der Meydân-ı Esb” şek­linde kaydedilen çeşme bu olmalıdır. O tarihte buraya iki lüle su tahsis edilmişti.

Çeşmenin üst tarafındaki Üçler Mes­cidi hiçbir iz kalmayacak şekilde orta­dan kalkmış, sadece hazîresindeki mezarlardan mermer iki lahit yol kenarın­da kalmıştır. Çukur çeşme yol ve çevre arazi seviyesinden çok aşağıda inşa edil­diğinden önüne, yandaki Terzihane so­kağından arnavut kaldırımı döşenmiş geniş bir rampadan inilmektedir. Bir set duvarına bitişik olarak başka bir örneği görülmeyen bir biçimde yan yana dört çeşme halinde yapılan bu su tesisi, Türk klasik dönem mimarisinin sade fakat ahenkli çizgilerine sahiptir. Temiz bir işçilikle işlenmiş taşlardan örülen cepheyi dört sivri Türk kemeri hareketlendirir. Bu kemerlerin üstünde boydan boya az bir çıkıntı teşkil eden bir silme uzanır. Kemerlerin altındaki nişlerin dip duvar­larında bugün ayna taşı olmadığı gibi çeşmelerin önlerinde bulunması gere­ken yalaklar da yoktur. Esasen çeşme­ler toprağa gömülmüş durumdadır. Her­halde önünde evvelce taş döşeli bir düz­lük bulunuyordu.

Alışılmamış bir biçimde yan yana sıra çeşmeler halinde olan çukur çeşmenin sakalar tarafından çevredeki evlere su taşınması için yapıldığı muhakkak olmak­la beraber bunun Atmeydanfnda yapı­lan ve günlerce süren şenliklere gelen seyircilerin ihtiyacını karşılamak üzere bu şekilde inşa edildiği de düşünülebilir. İstanbul’un her döneme ait tarihf eser­lerin yoğun biçimde toplandığı en mer­kezî yerinde bulunan çukur çeşmenin çöplük olmaktan kurtarılması ve orijinal mimarisini belli edecek şekilde temizle­nerek tamir edilmesi gerekmektedir.

İstanbul’un büyük ölçüde ikinci bir çu­kur çeşmesi de Lâleli semtinde bulun­maktadır. Bu çeşmeye, çevredeki toprak kotundan oldukça aşağıda olduğundan 5 m. kadar genişliğinde yirmi iki basa­mak merdivenle iniliyordu. Çeşme Sul­tanahmet’teki gibi muntazam işlenmiş kesme taşlardan yapılmıştı. Yalnız bu­rada çeşmeler beş tane olup ikisi yan duvarlarda biri ise merdivenin karşısın­da idi. Klasik üslûpta sivri kemerlere sa­hip olan bu çeşmeler daha 1947’de pis­lik ve balçık içine gömülmüştü. Diğer çu­kur çeşme gibi bunun da Kanunî Sultan Süleyman devrinde Mimar Sinan tara­fından kurulan Kırkçeşme su tesislerinin bir parçası olduğu anlaşılmaktadır. Kırk-çeşme’den beslenen çeşmelerin vakıf defterindeki listesinde adı geçen sekiz masura tahsisti çeşmenin burası olması mümkündür. 1992 yılında yapılan araş­tırmada, bir semte adını veren çukur çeş­meyi hatırlayan çıkmadığı gibi çeşmenin üzerine bir iş hanının yapıldığı ve çeşme­nin çöp ve molozla doldurulduğu görül­müştür.

Bunlardan başka çevre zemininden aşağıda olan ve dolayısıyla halkın çukur çeşme adını verdiği bazı küçük çeşme­lerin de varlığı bilinmektedir. Nitekim Kâzım Çeçen tarafından Kırkçeşme su yollarına dair hazırlanan eserdeki liste­lerde, İstanbul İçinde çukur çeşme adıy­la tanınan daha pek çok çeşme göste­rilmiştir. Bunların bir kısmının bulundu­ğu yerler veya kurucuların adları tesbit edilememektedir: İlyas Ağa, çeşme; Zeyrek civarındaki çeşme, çeş­me; Kemeraltı Çeş­mesi, çeşme; Merdivenli Çeşme. Kocamustafapaşa civarında; Fevziye Küçük Efendi Tekkesi ka­pısı yanında çeşme; Salmatomruk Kefevî Camii civarındaki çeşme, çeşme, çeşme, çeşme.

Diyanet İslam Ansiklopedisi