Cübbe/Cubbe Nedir, Ne Demek, Tarihçesi, Hakkında Bilgi

0
116

Cubbe/Cübbe, Üstlük olarak kullanılan uzun, geniş ve düğmesiz bir giyecek türü.

Türkçe’de cüppe şeklinde de söylenen Arapça cübbe İspanyolca’ya jupa, aljupa. İtalyanca’ya giuppa, giuppone ve Fransız­ca’ya jupe, jüpon şekillerinde geçmiştir.

Arkası önünden biraz kısa, ayaklara kadar inen, kanatlan birbiri üzerine ka­vuşturularak önü kapatılan, bol ve hafif bir elbisedir. Yakası dar ve dik, yumu­şak yakadır: bugün hukukçuların mah­keme salonlarında görev sırasında giy­dikleri siyah cübbelerin yakası kırmızı çu­ha üzerine sırma işlemelidir. Halen üni­versite öğretim üyelerinin törenlerde ve Diyanet İşleri Başkanı ile imam, hatip ve vaizlerin görev sırasında giydikleri cübbeler genellikle işlemesiz ve bazıları da yakasızdır. Din görevlilerinin cübbeleri siyah veya beyaz, fildişi, öğretim üyelerininkiler ise üniversitelerinin seçtikleri renklerde yapılmaktadır.

Cübbenin kolu iki ayrı modelde geliş­miştir. Bugün kullanılan cübbe tipleri­nin tamamında yenler bol ve geniş ağız­lıdır. Osmanlı cübbelerinde ise omuzlar­dan itibaren bol başlayıp bileklere ka­dar daralarak inen kol tipi ile geniş yen­li kol tipi birlikte kullanılmıştır. Cübbe her tip kumaştan yapılmakla beraber tercih edilenleri ipekli, yünlü, pamuklu ve ipek-pamuk karışımı kumaşlardır. Es­ki Türkler ve Osmanlı halkı genellikle kı­zıl kahverengi tabii renkli mor koyun yü­nünden cübbe giymişler, yukarı tabaka ise kışlık olarak kaşmir, yazlık olarak da sof ve şâlî denilen kumaşları tercih et­mişlerdir. Orta Asya’da kaba da (Ar ka­ba) denilen Türkmen cübbeleri genel­likle ipek-pamuk karışımı, mavi, ergu­van, kırmızı ve yeşil çubuklu açık renk kumaşlardan, kadın cübbeleri ise çuha, kadife, ipekli, bazan da deriden yapıl­mıştır. Kadın cübbeleri hemen daima, erkek cübbeleri de nadiren sırma ve ib­rişimle işlenmiştir.

Abbasî halifesi tarafından Selçuklu Sul­tanı Tuğrul Beye siyah cübbe giydirildiği bilinmektedir. Memlükler’de de kaba veya cübbenin üst elbisesi olduğu anla­şılmaktadır. Nitekim bu devlette sultan, emîr ve askerler üst elbisesi olarak kır­mızı, beyaz ve mavi renkte dar yenli ka­ba giyerlerdi. el-Melikü’l-Mansûr Kalavun kabanın yenini genişletmiş, oğlu ve halefi el-Melikü’l-Eşref Halîl kendi ha­seki ve memlüklerine sırmalı atlastan kabalar giydirmiştir. Memlükler’de cüb­benin üzerine bazan kürklü ferace de gi­yilirdi.

Osmanlılar’da cübbe en çok ilmiye sı­nıfı tarafından benimsenmiş, beyaz tül­bentti sarıkla beraber ilim ve din adam­larının belirgin kıyafeti haline gelmiştir. Nitekim son dönemlerde yapılan huzur derslerinde çeşitli hediyelerle birlikte mukarrirlere siyah, muhataplara da ma­vi renkte cübbeler verilirdi. Osmanlılar’-da Dîvân-ı Hümâyun çavuşları, solaklar ve yeniçeri çuhadan gibi bazı görevliler de önleri daha kısa ve etek uçları ke­mere sokularak giyilen bir cübbe tipini kullanmışlardır. Daha çok zeybeklerin itibar ettiği bir cübbe çeşidi de “abdest-lik* adını taşımaktadır. Bazı Arap ülke­lerinde kadınların giydiği sırma işleme­li, genellikle kadife ve ipekliden yapılan cübbelerin kol ve etekleri geniş, vücut kısımları daha dardır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi