Çoban Mustafa Paşa Külliyesi -Gebze- Mimari, Tarihçe, Özellikleri, Hakkında Bilgi

0
64

Çoban Mustafa Paşa Külliyesi. Gebze’de XVI. yüzyıl kaynaklarının Mimar Sinan’a ait, olduğunu yazdıktan külliye.

Külliyeyi, Yavuz Sultan Selim’in kızla­rından Hafsa Sultan’la evli olan Çoban Mustafa Paşa (ö. 935/1529) yaptırmış ve Memlûk tarzındaki süslemelerinde kul­lanılan malzemeleri de Mısır valisi iken bizzat kendisi oradan getirmiştir. Cami­nin mermer kitabesinde ebcedle veril­miş 930 (1523-24). ahşap kapı kanatla­rında ise 929 (1522-23) tarihleri okun­maktadır. Adının Tuhletü’I -mi’mûrîn, Tezkiretül-ebniye ve Tezkiretü’I-bün-ydn’da geçmesine rağmen eserin Mi­mar Sinan’a ait olup olmadığı hususu, 1521-1522 yıllarında Belgrad ve Rodos seferlerine katıldığı ve özellikle 1523 yı­lının onun böyle büyük bir külliyeyi inşa edebilmesi açısından erken olduğu ileri sürülerek tartışma konusu yapılmıştır. Bugün kuvvetli bir ihtimalle Mimar Sinan’ın daha önce başlayan inşaatı ta­mamladığı veya burada yardımcı mimar olarak çalıştığı kabul edilmekte ve Mı­sır’daki orijinalteriyle boy ölçüşebilecek seviyedeki Memlûk tarzı süslemelerin de Yavuz Sultan Selim’in Mısır’ı fethin­den sonra İstanbul’a gönderdiği Mem­lûk sarayının baş mimarı Ahmed b. Bed-rî Hasan b. Tolunî ve yanındaki ustalar tarafından yapılmış olabileceği düşünül­mektedir.

Külliye, gösterdiği mimari düzen ve içinde bulundurduğu yapıların çokluğu bakımından menzil külliyelerinin en ba­şarılı örneklerinden biridir. Anadolu’ya ve İran’a giden kervanların, batıdaki top­raklardan yola çıkan hacı adaylarının ve doğu yönüne yapılan seferlerde ordu­nun buradan geçmesi. Gebze’nin kuzey­batısında bir tepe üzerinde bulunan kül­liyenin bu kalabalık kitlelerin ihtiyacını karşılayacak kapasitede büyük (H7x 106 m.) yapılmasına sebep olmuştur. Kül­liye cami. türbe, medrese, imaret, tek­ke, kütüphane, dârüşşifâ, paşa odaları, kervansaray ve çarşı içinde bulunan ha­mamdan meydana gelmiştir. Yapılar dik­dörtgen bir avlu üzerinde camiyi üç ta­raftan çevrelemektedir. Son cemaat ye­ri duvarına bitişik eksene dik bir duvar avluyu, yansı kıble istikametinde türbe­nin, diğer yansı da son cemaat yerinin önünde kalmak üzere ikiye böler. Cami avlusuna üç kapı ile girilir. Avlunun orta­sında onikigen planlı, altta musluktan, üstte ise havuzu çevreleyen mermer şe­bekeli bir şadırvan vardır. Bunun üzeri altı ahşap direğe oturan, cepheleri üç­gen alınlıktı kırma bir ahşap çatı ile örtülüdür.

Cami

Dengeli bir geometrik düzenin hâkim bulunduğu külliyede cami nisbe-ten küçük yapılmıştır. Merkezde yer alan cami ile türbe, şadırvan ve kervansara­yın ana girişi örten kubbeleri aynı eksen üzerindedir. 14.S x 14,5 m. ölçüsünde kare planlı, tek kubbeli ve tek minareli bir yapı olan cami. 0,5 m. kadar yüksek­likte taş bir zemin üzerine oturur. Üç sıra tuğla, bir sıra kesme taş düzeniyle örülen duvarlar 14 m. yüksekliğindedir. Her cephede ikişer dikdörtgen alt pen­cere ile kıble duvarı ve yan cephelerde birer sivri kemerli orta pencere, bunla­rın üstünde de birer yuvarlak fevkanî pencere bulunmaktadır. Son cemaat ye­rindeki beş kubbeyi sivri kemerlerle bir­birine bağlanmış, başlıkları mukamaslı altı sütun taşır; orta kubbe diğerlerin­den daha yüksek olup iç yüzü dilimlidir.

Son cemaat yerinde, girişin iki yanın­da tam bir simetri gösteren Memlûk tar­zı geometrik renkli taş bezemeler pence­relerin üst sınırında son bulmakta, bun­ları üstlerinden boydan boya geçen ka­lınca bir bitki motifli friz çerçevelemek-tedir. Her iki tarafta da cephe süsleme­leri, kapının yanından pencereye, pen­cereden nişe ve oradan da duvarın so­nuna kadar aynı karakterde devam eden üç grup kompozisyondan meydana gel­miştir. Bu kompozisyonlar çiçekli kûfî ile yazılmış âyetlerden oluşan bir yazı ku­şağıyla İkiye ayrılmış durumdadır. Yazı kuşağının altında kalan renkli dikdört­gen taşlar beyaz ince mermer şeritlerle çerçevelenmiş ve aralarına siyah macun doldurulmuştur. Yazının üstünde ise ay­nı tarzda yapılmış kare çerçeve içerisin­de yuvarlak bir koyu renkli madalyon ve köşelere yerleştirilmiş geometrik mo­tifler bulunmaktadır. Her iki taraftaki mihrâbiyelerin kavsaraları zikzaklar, or­ta kısımları kısa oklardan meydana gel­miş bir desen, alt kısımları ise uçları palmet şeklinde biten uzun dikdörtgenler­le süslenmiştir. Pencereler sade silme­lerle çevrilidir. Minareye çıkan kapının üzerinde besmele ile yine çiçekli kûfî ba­zı yazılar göze çarpar.

Beş sıra mukarnas yaşmaklı âbidevî taçkapı. her iki yandaki taş bezemelerin ortasından duvar boyunca yükselmektedir. En dışta ince bir geometrik bordur, onun İçinde iki silme, daha içte de onikigenlerin kesişmesiyle oluşmuş sonsuz karakterli bir kuşak çerçeveyi meydana getirir. Girişin her iki yanında altta küçük birer niş. bunların üstünde kare içinde kufi yazılar bulunur. Dış kö­şelerde, alt ve üstleri kum saati biçimin­de birer burmalı sütunçe yer alır. Bun­ların üstünde, cephedeki geniş geomet­rik bordürün içteki uzantısı mukarnaslı kavsaraya kadar devam etmektedir. Geç­meli iki renkli taştan basık kemerli ka­pı açıklığının üstüne iki satırlık mermer sülüs kitabe yerleştirilmiştir.

Harim dört taraftan, duvarların üçte bir yüksekliğine kadar renkli dikdörtgen mermer levhalarla kaplanmıştır. Duvar­lar karşılıklı olarak birbiriyle aynı şekil ve rengi gösterirler. Burada da bezeme­ler üstten kalın geometrik bir bordürle sınırlandırılmış ve çiçekli kûfî yazı kuşa­ğıyla ortadan ikiye ayrılmıştır. Mihrabın iki yanındaki kuşakta besmele ve Âye-tü’1-kürsî devam ettiği gibi mihrabın ve kapının iki yanında yazı kuşağının he­men üstünde “Zengî düğümü” olarak adlandırılan madalyonlar yer alır. Pen­cere içlerinin zeminleri de renkli taşlar­la geometrik olarak bezenmiştir. Mih­rabı kalın bir bordur çerçevelemektedir. Kavsarası on sıra mukarnaslı mihrap ni­şinin iki tarafında birer sütunçe bulunur; nişin içini ve dışındaki bordüre kadar olan köşe kısımlarını geometrik kompo­zisyonlar kaplar. Minber tamamen mermerden yapılmış olup yine çeşitli geo­metrik motiflerin sergilendiği renkli kak-malarıyla çok ince bir işçiliğe sahiptir. Merdiven korkulukları onikigenlerin, üç­gen aynalıklar ise sekizgenlerin kesiş-mesiyle meydana getirilen desenlerle tezyin edilmiştir. Harime girişin sağın­da, kuzeybatı köşesinde yer alan müez­zin mahfili birbirine Bursa kemerleriyle bağlanan üç mermer dikme üzerine kurulmuştur. Döşemesini, üzeri mukarnas-lı mermer kiriş ve geometrik kompozis-yonlu mermer korkuluk şebekesi çevre­lemektedir. Ahşap tavanı ise özgün ka­lem işi nakışlar süslemektedir.

Oyma mermer, taş levha ve kakma süslemelerin yanında caminin ahşap ka­pı ve pencere kanatlan da mükemmel bir işçilik göstermektedir. Girişte yer alan kündekârî teknikle yapılmış “Ahmed Us­ta” imzalı kapı kanatları, on iki ışınlı yıl­dızların birbirine geçmesinden oluşan sonsuz karakterli bir kompozisyona sa­hiptir; motifler arasındaki boşlukları dol­durmak için fildişi, bağa ve sedef kulla­nılmıştır. Bu kapı kanatlan üzerinde ba­ninin adını ve inşa tarihini veren iki sa­tırlık lüle taşı kakma kitabe bulunmak­tadır. Sekiz alt pencerenin fildişi ve se­def kakmalı kanatları da altta ve üstte yazı kuşaklan, ortalarda ise geometrik kompozisyonlarla süslenmiştir. Kubbede, alt pencerelerin tavan kısımlarında ve müezzin mahfilinde kalem işi bezeme­ler görülmekte, kıble duvarı ile yan du­varlardaki sivri kemerli orta pencereler­de ve üstlerinde yer alan yuvarlak fevkanî pencerelerde “revzen-i menküş”lar bulunmaktadır.

Türbe

Kesme taştan inşa edilen se­kizgen planlı türbenin önünde yerden 0,75 m. yüksekliğindeki girişin üstünü, dördü serbest, ikisi türbe duvarı içinde bulunan dikdörtgen mermer ayakların taşıdığı üstü kurşun kaplı bir revak örter. Her cephede altta ve üstte olmak üzere ikişer pencere yer almaktadır. Ba­sık kemerli kapının ve pencerelerin ah­şap kanatları camininkilerle aynı ustalığı gösterir. İçeride 6,40 m. çapındaki kub­beye geçiş pandantiflerle sağlanmıştır. Lahdin baş tarafındaki muahhar kitabe­de Çoban Mustafa Paşa’nın kısa hayat hikâyesi yazılıdır. Duvarların üçte bir yük­sekliğine kadar fîrûze renkli altıgen ve kare şeklinde sır altı tekniğiyle yapılan geometrik ve bitkisel motifli çinilerle kaplı olduğu görülmektedir.

Medrese

Caminin güneydoğusunda ka­lan medrese, klasik Osmanlı medrese plan şemasındadır ve doğudaki büyük kubbeli dershane ile onun kuzey ve gü­neyinde bulunan birer kubbeli iki eyvan ve yine kubbe örtülü on yedi odadan meydana gelmiştir. Doğu ta rafındakiler hariç odaların önünde de kubbe ile ör­tülü revaklar yer almaktadır. Üç ayrı ka­pıdan girilebilen medresenin, hepsi pen­cereli olan odalarının tamamında tuğla ocak ve iki gözlü birer raf bulunur.

Dârüşşifâ

Cami avlusunun doğu kö­şesinde ve medresenin yanında yer alan dârüşşifâ kesme taştan İnşa edilmiştir. Kubbe örtülü on odadan ibaret olup oda­ların her birinde bir ocak, iki gözlü raf ve iki pencere bulunmaktadır. Köşelerdeki iki oda diğerlerinden daha büyüktür.

Tekke

Külliyenin kuzeydoğu köşesin­de yer alan revaklı büyük bir avlunun etrafına “U” düzeninde dizilmiş on iki derviş hücresiyle bu avluya açılan ikinci bir avlunun ortasındaki 5 x S m. ölçü­lerinde kubbeli, ikisi sokağa, ikisi avlu­ya bakan dört pencereli bir tevhidhâneden ibaret olan tekke, almaşık örülmüş moloz taş-tuğladan inşa edilmiştir. Bü­yük avlunun çevresindeki revaka açılan ve beşik tonoz örtülü olan derviş hücre­lerinde sokağa bakan birer pencere, bi­rer ocak ve ikişer gözlü birer raf bulun­maktadır. Kervansaray tarafındaki iki odanın pencereleri revaklı avluya, tev-hidhâne avlusu da bir kapı ile helalara açılmaktadır.

Kervansaray

Cami avlusunu kuzeyden sınırlayan kervansarayın ana girişi kes­me taştan, diğer kısımları moloz taştan inşa edilmiştir. Dikdörtgen bir alan üze­rinde üç bölümden oluşan yapının orta kısmı yolcular için han, yan kısımları ise hayvanları için ahırdır. Hanın sokağa ve avluya bakan her iki cephesinde de maz­gal açıklıkları sıralanır.

Paşa Odaları

Cami avlusunun batı ya­nında birbirine bitişik sekiz kubbeli bir mekândan ibaret olan paşa odaları, yük­sek mevkide bulunan şahıslara ayrılmış özel bir misafirhanedir. Önündeki reva-kın meyilli çatı örtüsünü devşirme baş­lıklı sütunlar taşır. Diğer binalarda ol­duğu gibi buranın da bütün odalarında ocak ve raflar bulunur. Paşa odaları ile kervansaray arasında altı hücreli, tonoz örtülü ayrı bir hela yapılmıştır.

Kütüphane

Külliyenin baş tarafındaki cümle kapısının üstünde yer alan kütüp­hane taş ve tuğladan yapılmıştır. Kapı­nın yanından bir merdivenle çıkılan ve biri avluya, diğeri sokağa bakan kare planlı iki odadan meydana gelir. Soka­ğa bakan kubbeli oda altı, daha küçük ve tonoz örtülü olan diğeri ise dört pen­cere ile aydınlatılmıştır.

İmaret

Caminin batısında bulunan ve türbe avlusundan pencereli kalın bir du­varla ayrılan imaret moloz taştan yapıl­mıştır. İnce uzun dikdörtgen plandaki yapı, sekiz kubbe ile örtülü dört mekân­dan meydana gelir, mutfak kısmı orta­dadır. Binanın gerek diğer birimlerden bağımsız ve tecrit edilmiş biçimde plan­lanması, gerekse iki kubbesine aydınlık feneri yapılarak koridorlarında hava ce­reyanı sağlanması, yemek kokularının bütün külliyeye dağılmaması için özel bir planlamayı göstermektedir.

Kullanılmadığı için bazı kısımları ha­rap vaziyette bulunan külliye binaların­dan medrese ile paşa odaları halen (1993) erkek ve kız Kur’an kursu olarak hizmet vermekte, cami ve türbede ise 1992 ya­zında başlayan ve 1993 sonunda tamam­lanacağı belirtilen bakım ve restorasyon çalışmaları devam etmektedir. Bu sebep­le daha önce boş duran kervansarayın girişin sağındaki batı kısmı mescid ola­rak kullanıma açılmıştır.

Hamam

Külliyeden uzakta çarşı için­de yer alan hamam, klasik devir özellik­lerine sahip simetrik planlı bir çifte ha­mamdır. Moloz taş ve tuğla ile inşa edil­miştir. Erkekler kısmı cephesinin orta­sında bulunan taçkapı tamamen mer­merdendir ve iki yanında mermer söve-lerin çerçevelediği birer pencere yer alır. Kadınlar kısmının giriş cephesi de er­kekler kısmınınkine benzer; fakat kes­me taştan yapılmıştır. Giriş holü kenar­ları 11 m. olan bir karedir. Soyunmalıklar, ılıklık ve sıcaklıklar kubbe örtülüdür. Halen faal olan hamamlar yakın yıllarda tamir görerek bazı mermer döşemeleri ve kurnaları yenilenmiştir.

Diyanet İslam Ansiklopedisi