Cizvitler Tarikatı, Kimdir, Tarihçesi, Özellikleri, Hakkında Bilgi

50

Cizvitler, Katolik Hıristiyanlığın îsâ Cemiyeti de denilen ikinci büyük tarikatı.

Tarikatın kurucusu Ignatius Loyola (ını-go Löpez de Loyola) 1491 “de Kuzeybatı İs­panya’daki Bask bölgesinin Guipûzcoa eyaletinde doğdu. Gençliğinde Kral Ferdinand’ın sarayına intisap ederek askerî eğitim gördü. 1521’deki Pamplona mu­hasarası esnasında yaralandıktan sonra askerlik mesleğini bıraktı. Bu sırada te­sadüf eseri okuduğu bir kitabın etkisiy­le teolojiye yönelen ve “Mesih’in askeri” olmaya karar veren Loyola, Manresa Manastın’na girerek bir yıl kadar (1522-1523) tam bir keşiş hayatı yaşadı; ma­nastırda iken Exercices Sprituels adlı eserini yazmaya başladı. 1523’te Kudüs’ü ziyaretinden sonra Alcala, Salamanque ve Paris üniversitelerinde tahsil gördü. Barselona’da Latince öğrendikten sonra felsefe tahsiline ağırlık verdi ve Paris Üniversitesi’nde felsefe alanında mastır yaptı (1534).

Loyola’nın Paris’te çevresine topladığı altı öğrenci Cizvit tarikatının ilk çekir­değini oluşturdu. Bu öğrenciler 15 Ağus­tos 1534’te Montmartre’daki Meryem Kilisesi’nde fakirlik, iffetlilik ve bir an önce Kudüs’e giderek hıristiyan olmayan­ları bu dine davet etme, eğer oraya gi-dilemezse papanın hizmetine girme ye­mini ettiler; bir yıl sonra Venedik’te bu­luştuklarında Kudüs’e gitmenin imkân­sızlığını görünce papanın hizmetine gir­diler. 1537’de papaz tayin edilen Loyo­la, 1539’da tarikatın kurallarının ilk tas­lağı olan Formula Instituti’yi kaleme al­dı. 1540’ta Papa III. Paul “Regimini mi-litantis ecclesia” tamimiyle tarikatın ku­rulmasını kabul etti; yedi ay sonra da Loyola tarikatın başkanı seçildi. 1551′-de Roma’da şimdiki adı Gregoriana Üni­versitesi olan Roma Koleji’ni ve Alman­ya için din adamı yetiştirmek maksadıy­la da Alman Koleji’ni kurdu. 1556’da ölen Loyola, 1609’da aziz olarak kabul edil­miş, 1622’de de kilisenin resmî azizler listesinde yer almıştır.

Loyola, kurduğu tarikata “îsâ Cemi­yeti”[375] adını vermiştir. Cizvit (Jesuıte) terimi ise bu tarikatın kurutuşundan önce de vardı ve Ortaçağ hıristiyan düşünürlerine gö­re bir hıristiyan öldükten sonra “Jesuita” (bir başka îsâ) oluyordu. XVI. yüzyılın ba­şından itibaren bu kavram farklı bir muh­teva kazanarak “sahte îsâ” veya “ikiyüz­lü” mânasında kullanılmaya başlandı. İlk defa 1544’te “entrikacı, düzenbaz” anla­mında, muhalifleri tarafından îsâ Cemi­yeti mensupları için de kullanılan bu te­rim, gerçek manasıyla Tsâ Cemiyeti’nin diğer bir ismi oldu; ancak aşağılayıcı an­lamıyla kullanımı da devam etti.

Müslümanlarla yapılan uzun mücade­leler sebebiyle halkın Hıristiyanlığa da­ha çok bağlandığı XVI. yüzyıl İspanya’­sında ateşli bir İspanyol Katoliği olan Lo­yola. gençliğinde okuduğu şövalye roman­ları ve İslâm’a saldırılarla dolu Leğende doree’nin tesiriyle hem bir din kahra­manı ve Tanrı şövalyesi olma, hem de bu yolda her güçlüğe göğüs gerecek bir ekip kurma düşüncesiyle yola çıkmış­tı. Cizvitler’in hedefi bütün insanlığı hıristiyanlaştırmak ve hıristiyan olanların inançlarını hiç tâviz vermeden yaşama­larını sağlamaktı. Bundan dolayı Loyola, gerek bu teşkilâta girmek gerekse iyi bir Cizvit olarak yetişmek için oldukça katı ve sert kurallar koymuştu. Exerci-ces Sprituels adlı eserinde kişinin ilâhî irade ve rızâyı hangi yollarla bulabilece­ğini en ince ayrıntılarıyla açıklamış, For-mula Instituti’de ise tarikata girme, ye­tişme ve görevlerle ilgili kuralları tesbit etmişti. Cizvitler başlangıçta örnek bir ruhban hayatı sürerek, Luther’in hare­ketinin aksine kilise içinde kalarak re­formlar yapmak İstiyorlardı ve bu nok­tada diğer tarikatlardan farkları yoktu. Ancak Constitutions (kurallar) kitabında ortaya konan sistem ve metotlar onları diğerlerinden farklı kılmaktaydı ve bu sebeple de diğer tarikatlardan daha faz­la üne kavuşmuşlardı. İlk taslağı 1539′-da kaleme alınan ve geçici şekliyle 1551’de ilân edilen bu kurallar, Cizvit adayla­rı için on yılı aşan bir eğitim ve öğretim süresi tesbit etmişti. Bu süre iki yıllık çömezlik döneminden sonra felsefe tah­sili, beşerî ilimlerden birinde uzmanlaş­ma, staj ve dört yıllık teoloji tahsilini kap­sıyordu. Ardından aday bir yıllık ikinci adaylık devresini yaşıyor ve daha sonra fakirlik, iffetlilik. itaat ve papaya bağlı­lık yeminleri etmek suretiyle tarikatın üyesi oluyordu. Tarikat başkanı ölünce­ye kadar görevde kalıyor, ona mutlak itaat şart koşuluyordu. Bizzat Loyola’nın ifadesine göre, “Tarikat müntesiplerine düşen cevap vermek değildir, niçin de­mek de değildir; ancak yapmak veya öl­mektir”.

Tarikatta rahipliğe tayin yaşının alt sının otuzdur. Genellikle aday otuz ya­şın hayli üstünde bir üyeye bağlanırdı. Tarikatta her Cizvit rahibi İçin yılda bir defa sekiz günlük veya hayatta iki defa otuzar günlük bir inziva ve yoğun iba­det döneminden geçme yükümlülüğü konulmuştur.

Roma’da oturan ve papaya daima bağ­lı kalan tarikat reisine, Cizvitler’in faali­yette bulundukları bölgelerin temsilci­lerinden oluşan bir yardımcılar meclisi refakat eder. Genel meclis tarafından seçilen tarikatın reisi, kendisinde topla­nan otoriteyi tarikatın ileri gelen üyeleri ve tayin ettiği yetkili kimselerle bir öl­çüde paylaşır. Bu sonuncular arasında “rektör” diye adlandırılan üniversite ve bölge ileri gelenleri de vardır. Tarikatın üyeleri bu üst mevkide olanların yanın­da ders veren rahipler, rahip adayları ve ruhanî olmayan yardımcılardan olu­şur. Bizzat Loyola tarafından hazırlanan bu kurallar, açıklandığında sıkıntı doğu­racağı endişesiyle onun ölümüne kadar gizli tutulmuş, 1558-1559’da basılmakla birlikte satışa çıkarılmayarak sadece hizmet için kullanılagelmiştir. Cizvitlik, gerek teşkilât kurallarının oldukça sert oluşu ve gizli tutulması, gerekse teşkilât yapısı sebebiyle masonluğa benzetilmiş­tir.

Cizvit tarikatının misyonerlik faaliyeti yanında çok önemli diğer bir hedefi de eğitim ve öğretim müesseseleri kurmak­tı. Nitekim Cizvitler’in kurduğu müesse­seler zamanla Katolik kilisesinin başlıca öğretim teşkilâtı haline gelmiştir.

Cizvit tarikatının tarihî seyrini üç dö­nemde ele almak mümkündür.

1- 1540-1773 dönemi. Cizvit tarikatının 1540’ta resmen kuruluşundan itibaren 1640 yı­lına kadar geçen dönem tarikat tarihin­de altın çağ olarak kabul edilmektedir. Loyola öldüğünde tarikatın 1000 üyesi, 150 kadar da kolej, lojman gibi muhte­lif tesisleri vardı. Yüz yıl sonra üye sayı­sı 15.000’e, teşkilât sayısı da 550’ye çık­tı. Bu dönemde Japonya, Habeşistan ve Kanada’da bazı başarısızlıkları ve kayıp­ları olmasına rağmen tarikat Çin’de ve Paraguay’da Önemli ve sağlam bir nok­taya ulaşmıştı. St. Francis Xavier’in 1541-1552 yılları arasında Hindistan ve Ja-ponya’daki çalışmalarıyla başlayan mis­yonerlik faaliyetleri sonucu Hıristiyanlık bu iki ülkede hayli mesafe almıştır. XVI-XVII. yüzyıllarda tarikat çok çeşitli yer­lerde teşkilâtlar kurmuş, Çin, Amerika (yerlilerin yaşadığı bölgeler), Kongo, Bre­zilya, Habeşistan, Güney Afrika, Yukarı Mısır, Peru, Meksika. Tataristan, Tibet gibi ülkelere heyetler gönderilmiştir. Bu dönemde açılan kolejlerdeki öğrenci sa­yısı 150.000’e ulaşmıştı. 1773’te ise Ciz­vitler’in sayısı 23.000’i, tesislerin sayısı 1600’ü bulmuştu. 800 kolejde 15.000 öğretmen görev yapıyordu. Cizvitler, Ka­tolik dünyasının başlıca Öğretim teşkilâ­tına sahip olduktan gibi aynı zamanda Katolik Avrupa’daki kralların yegâne gü­nah çıkartan papazlarıydılar.

Cizvit tarikatındaki gizlilik ve üyelerin teşkilâta bağlılığı, okullarının başarısı, krallar nezdindeki itibarları ve mahallî kilise hiyerarşisine karşı bağımsızlıkları diğer tarikatların, bir tarikata bağlı ol­mayan rahiplerin ve üniversite çevrele­rinin tepkisine yol açtı. öte yandan İlâhî inayet ve lütuf meselesinde muhalifle­riyle aralannda teolojik tartışmalar or­taya çıktı. İnsanın iyiyi yapmaya gücü ol­madığı, kurtuluşun ancak inayet ve tak­dirle mümkün olabileceğini savunan St. Augustin’in doktrinini benimseyen Jansenistler’e karşı Cizvitler insanın iyiyi yapma, Tanrı’mn inayetini kabul veya reddetme gücüne sahip olduğunu ileri sürdüler. Diğer taraftan Çin’de kurduk­ları kuvvetli bir teşkilâtta Cizvitler Çinliler’İn inançlanna karşı oldukça hoşgörü­lü davrandılar ve hatta bazı Çin inançla­rıyla Ahd-i Atık arasında benzerlikler ol­duğunu savundular. Hıristiyan dünyası Cizvitler’in bu hoşgörülü tavrına da kar­şı çıktı. Onlara göre hıristiyanlann dışın­daki dünya şeytanın hakimiyetindeydi ve putperest dünyaya karşı hoşgörü ve tâviz söz konusu olamazdı. Nihayet pa­palık, 1715 ve 1742’de Cizvitler’in hak­sız olduğunu ifade eden iki tamim neş­retti. Ancak 1938’de Papa XII. Pie Cizvit­ler’in haklı, söz konusu tamimin ise yan­lış olduğunu açıkladı. Cizvitler’in Para­guay’da oluşturduklan ve kendilerinin yönettiği bağımsız üniteler de ayn bir tartışma konusu oldu. Paraguay’da otuz sekiz ünitede 110.000 yerli, seksen üç cizvit papazı tarafından yönetiliyordu. Önce Portekiz, ardından da İspanya Pa­raguay’daki bu bağımsız cizvit devlet­çiklerine son verdiler (1759, 3 767). Niha­yet bütün bu ihtilâflar sonunda papalık 1773’te Cizvit tarikatını feshetti.

2- 1773-1814 dönemi. Bu dönemde Cizvit tarikatı resmen kapatılmış olmak­la birlikte Rusya’da faaliyetini sürdür­müş, Fransa onlann Hindistan ve Yakın­doğu’daki faaliyetlerine müsaade etmiş­tir. 1814te de Papa VII. Pie tarikatın fa­aliyetine resmen izin vermiştir.

3- 1814’ten sonraki dönem. Cizvitler’in faaliyetlerinin serbest bırakılmasından sonra da gerek Avrupa gerekse Güney Amerika’da onlara karşı hareketler de­vam etmiştir. Pek çok yerde faaliyetleri yasaklanmış, aleyhlerinde yazılar yazıl­mıştır. Amerika’da ise Avrupa’dakinin aksine faaliyetlerini  başarıyla  sürdür­müşlerdir. Günümüzde Cizvitler’in 35.000 üyesi vardır ve Fransiskenler’den son­ra ikinci büyük tarikattır. 3200 tesiste 13.000 papaz eğitim ve öğretimle meş­gul olmaktadır.

Tarikat kuruluşundan bu yana otuz üç genel kongre yapmış olup tarikatın yazılı koleksiyonu, Loyola’nın iki kitabı yanında bu otuz üç kongrenin kararla-nndan oluşur. Bunların otuz bir (1965-1966) ve otuz ikincisinde (1974-1975) ta­rikatın idare sistemi, rahip seçimi ve üye yetiştirilmesinde değişiklik kararları alın­mıştır.

Cizvitler misyonerliğin dışında Hıristi­yanlık’la ilgili araştırmalar ve eğitimle de meşgul oldukları için pek çok sayıda ilim adamı ve düşünür yetiştirmişlerdir. Pierre Canisius, Roberto Bellarmino, Matteo Ricci, Teilhard de Chardin bunlar­dandır. Öte yandan Belçikalı bir Cizvit grup olan Bollandistler’in oldukça ciddi araştırmaları mevcuttur. Yeni Cizvit ba­balarından Henri de Lubac ve Jean Danieion ile takipçileri modernist hareket­ler başlatmışlardır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi