Cirane Olayı Nedir, Tarihçesi, Hakkkında Bilgi

Ci’râne, Huneyn Gazvesi’nde elde edilen ganimetlerin dağıtıldığı yer.                    

Mekke ile Tâif arasında. Mekke’ye 9 mil uzaklıktadır. Burada aynı adla anılan bir su kuyusu vardı. Ke­lime ilk dönem hadis âlimlerinin çoğu tarafından Ciirrâne, tarihçiler ve dilciler tarafından Ci’râne şeklinde okunmuştur.

Ci’râne İslâm tarihinde Hz. Peygam-ber’in ganimetleri dağıtması sırasında çıkan olaylar sebebiyle meşhur olmuştur. Huneyn’de Hevâzin ve Sakîf kabile­lerine bağlı kuvvetler büyük bir hezime­te uğramış, bir kısmı Evtâs mevkiine çe­kilirken bir kısmı da Tâif Kalesi’ne sığın­mıştı. Hz. Peygamber düşmanı takip için Evtâs’a bir seriyye göndermiş, kendisi de elde edilen ganimetleri Ci’râne mev­kiinde bırakarak Taife hareket edip bu­rayı muhasara altına almıştı (8/630).

Tâif muhasarasının kaldırılmasından sonra ganimetlerin muhafaza edildiği Ci’râne bölgesine dönen Hz. Peygamber, sayıları büyük bir yekun tutan esirleri ve bol miktardaki ganimeti askerler ara­sında dağıtmadan bir süre bekledi. Ni­yeti, müslüman olarak kendisine başvuracak Hevâzinliler’e bu ganimetleri iade etmekti. Fakat Hevâzin heyeti geç ka­lınca bazı münafıklarla İslâmî bir şuura sahip olmayan yeni müslüman olmuş bir kısım bedeviler, ganimetleri hemen da­ğıtması için Hz. Peygamber’i incitecek şekilde ısrarda bulundular.

Beytülmâl hissesi olarak beşte biri ay­rılıp geri kalan esir ve ganimetlerin tak­sim edilmesinden sonra Hevâzin’den ge­len heyet Hz. Peygamber’e müslüman olduklarını söyleyerek esirlerin ve mal­larının iadesini istediler. Hz. Peygamber sadece esirleri ashabının rızâsını alıp Hevâzin’e geri vermek isteyince bazı kişi­ler yine mesele çıkardılar. Ancak kaza­nılacak ilk zaferde kendilerine bunu faz­lasıyla telâfi edecek ganimet vaad edi­lince muhalefet etmekten vazgeçtiler.

Hz. Peygamber Huneyn’de ele geçiri­len ganimetlerden müellefe-i kulûb’a daha fazla pay verdi. Onun bu tasarru­funun, ganimetin beytülmâl hissesi ola­rak ayrılan ve harcama yetkisi Hz. Pey­gamber’e ait olan beşte birden mi (hu­mus), yoksa ganimetin tamamından mı olduğu hususunda âlimler farklı görüş­ler ileri sürmüşlerdir. Ebû Ubeyd, fazla­lığın onlara humustan verilmiş olduğu­nu söyler.

Hz. Peygamberin ganimetten müelle­fe-i kulûba fazla pay vermesi üzerine ba­zı müslümanlar sert itirazlarda bulundu­lar. Bu arada ensardan bazı kimseler de Hz. Peygamberin bu tasarrufundan mem­nun olmadıklarını belirten sözler sarfede-rek kendi aralarında dedikodu yaptılar. Durumdan rahatsız olan ensardan Sa’d b. Ubâde, bu sözleri Hz. Peygamber’e nak­lederek ganimetten kendilerine hiç pay verilmediğini söyledi. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem ensarı toplayarak müellefe-i kulûba ganimetten niçin fazlaca hisse verdiğini kendilerine anlattı; bu arada ensarın faziletini dile getirerek kendisi­nin daima onlarla beraber olacağını söyledi, onlara ve çocuklarına dua etti. Yap­tıkları dedikodudan dolayı pişman olan ensar üzüntülerini ifade edip Hz. Peygamber’den razı olduklarını söylediler.

Ganimetlerin taksiminden sonra Hz. Peygamber Ci’râne’de ihrama girerek umre için Mekke’ye gitti. Daha sonra tek­rar Ci’râne’ye gelip buradan Medine’ye hareket etti.

Ci’râne’de bu olayların hâtıralarını yâdetmek üzere inşa edilmiş bir mescid vardır.

Hil bölgesinde yer alan Ci’râne, Harem bölgesinde bulunan kimselerin umre için ihrama girdikleri yerlerden biri olarak da önem taşımaktadır. Harem’de bulu­nanların umre için diğer mîkât yerleri ise Hudeybiye ve Ten’îm’dir. Şâfıîler’e ve Mâliki ile Hanbelî mezheplerinden ba­zı âlimlere göre bu üç yerin içinde en fa­ziletli mîkât Ci’râne’dir. Daha sonra sı­rasıyla TenTm ve Hudeybiye gelir. Hanefîler, Hanbelîlerin çoğunluğu ve bazı Şâfiîler’e göre ise Ten’îm’den ihrama gir­mek daha faziletlidir. Mâliki” âlimlerin ekseriyeti ise Ci’râne ile Hudeybiye arasında fazilet bakımından fark bulunma­dığı görüşünü benimsemiştir.

Diyanet İslam Ansiklopedisi