Cinsellik Nedir, Ne Demektir, Psikoloji

31

Cinsellik,bir organizmanın cinsel ilişki etrafında örgütlenmiş dürtüleri, tavırları, huyları ve eylemlerinin oluşturduğu bir komplekstir. Sosyal bilim disiplinleri birbirinden, bu kompleksin içine kattıkları ve içerdikleri çeşitli un­surlara verdikleri ağırlık açısından ayrılırlar.

Psikolojide günümüzde cinsellikle ilgili en rağbet gören görüşlerden biri, C.L.Hull’ın çalışmasında ifadesini bulur. Hull, dürtü ve ihtiyacın merkezini oluşturduğu bir genel teori geliştirmiştir. Birincil dürtülerin “eyleme yönelik doğuştan gelen veya refleks yatkınlıkları” olduğunu; bunlar arasında da türün idamesiy-le İlgili olup Cinsel ilişkiye yol açan dürtünün bulunduğunu söylüyor. Yani, cinsel dürtü kalıtsaldır (irsi). Laboratuvar çalışmalarının pek çoğunda hayvanlar, özellikle de albino farele­ri kullanılır. Bu türlerle insan türü arasında büyük psikolojik benzerlik olduğu varsayılır. CMerphy godalar ve diğer endokrin gerilim­lerden kaynaklanan cinsel gerilimleri “iç organ dürtüleri” olarak adlandırıyor. Başka bir çalışmada gonadların, ya da cinsel salgı bezlerinin eylemiyle bağlantısı kesinkes kanıtlanmış olan ve “birincil dürtü durumu” olarak sınıflanan cinsel dürtüyü bastırma ve engellemede toplumun pek de başarılı olamadığı belirtiliyor.

Psikanalizin cinsellik kavramı hepsinden geniştir. Freud, “erken çocukluktaki şüpheli ve tanımlanamaz haz aktivitelerini cinsel kabul ediyoruz” demektedir. Cinsellik sadece karşı cinsten kişilerin ilişkisini değil, arkadaşlık, idealler, ebeveyn ile çocuk arasındaki şefkate dayalı ilişki, platonik sevgi, kendini sevme ve tüm hoşa giden bedensel algıları da içerir. Cin­sellik ayrıca gizlenmiş, cinsel olmayan davra­nış biçiminde, sembolizmde de kendini gösterir. Bir insanın bastırılmış cinsel uyarılan kişinin kontrol edemeyeceği yollarla kendisini gösterir. Böylece bir dedektif veya bir bilim adamını tatmin bulamamış çocuksu bir cinsel merak yönlendiriyor olabilir; göçmenler yasasını ihlal eden biri gerçekte ya göç ederek an­nesini reddediyordur, ya da yasadışı giriş yoluyla insest arzularını ifade ediyordur. Yasa ve düzen, anal erotizmin yüceltmeleri (süblimasyon) olarak kabul edilir. Psikanaliz klinik psikoloji ve psikiyatri üzerinde çok etkili olmuştur.

Antropoloji, sosyal psikoloji ve sosyolojinin cinselliğe yaklaşımı kökten farklıdır. En genel çizgileriyle, bunların konusu şu şekilde özetlenebilir: İnsanın cinsel tepkilerinin düzenlenişi belirli gruplar içinde sembolik biçimde ileti­len yaşantılar aracılığı ile öğrenilir; her toplu­luk, farklı cinsler için farklı sosyal rollerin bu­lunmasında somutlaşan biyolojik cinsiyet ayrımını görenekleri, kurumları ve dilinde taşır; cinsel sosyal roller sistemi sosyo-kültürel değişime bağlı olarak değişir.

İnsan cinselliğinin 6 ayırd edici özelliği vardır:

I- Normların yönetimindeki bir seçim süreci tarafından kontrol edilir ve bu sürecin içinde yer alır. Seçim kısmen endogami ve eksogami kurallarının ikili eğilimi tarafından yönlendirilir. İnsest tabusu, gelenekle olsun, yasada ol­sun, evlenme ve çiftleşmenin ne derecede ya­kınlara yasak olduğunu belirler. Endogami, dı­şardan evlenmenin olamayacağı bir ilişkiler grubunu belirler. ABD’de, değişik ırktan kişi­lere evlenme yasağı bulunan eyaletler bir kenara bırakılırsa, insest için yasal tanımlar vardır, eksogami için ise yoktur. Evlenmede seçimi ırk, din, cınik, mali ve mesleki faktörler, muhtemelen bu Önem sırasına göre etkilemektedir.

2- Duygusal açıdan yoğun ve kalıcı sayılabilecek birliktelikler oluşur. Bunun tam zıddı ise hayvanlarda görülen cinsel ilişkilerdir; periodik, anlık ve seçici olmayan ilişkilerdir bunlar. Hiçbir hayvanın cinsel davranışı insest tabusu­nun derecesi veya biçimi ya da ahlaki değerler tarafından belirlenmemektedir.

3- İnsanın cinsel davranışı yalnızca üremeye yönelik değildir. Farklı doğum oranları ve cinsel pratiklerin gösterdiği gibi zaman geçirmeye, eğlenceye yönelik de olabilir. En azından Balı toplumlarında, özellikle de ABD’de seks, katılanların kişiliklerinin merkezi önem taşıdı­ğı bir kişiler-arası sevgi ilişkisi halini almıştır. Değişik sanat dallarında da görüldüğü gibi, seks esıetîk ve sembolik olabilir. Fahişelik söz konusu olmadan reklamlarda görüldüğü gibi ticari amaçlı olarak kullanılabilir.

4- İnsanın cinsel davranışı kısmen rasyoneldir, zira cinsel ilişki kurup kurmama konusunda karar verilebilir; bu cinsel karar her iki taraf için de geçerlidir. Cinsel düşünce, cinsel duygu veya cinsel ilişkiler bir düşünce süreci­ne dayanır, bu süreçle bir erkek söz konusu bir kadının belirli bir kategorinin üyesi -yani kız, kadın, sevgili, karı, kızkardeş, anne, arka­daş, yabancı olduğunu anlar ve ona karşı duruma ait kendi yorumuna ve o kadının ait olduğu kategoriye uyan bir davranış gösterir. O kadına göstereceği açık cinsel davranıştan ön­ce bu akıl yürütmeyi yapar. Kadınlar da seçicidirler ve kendilerini en yakınlarındaki erkeğe rastgele sunmazlar. Yani insanoğlu cinsel ilişkiye girmek ya da kaçınmak konusunda karar verir; ilk adımı erkeklerin mi, kadınların mı attığı bilinmiyor. Kararda etkili olan faktörler dini, ahlaki, estetik ve diğer değerler ve belki de sonuçlarına ilişkin korkulardır.

5-  İnsan cinselliği kültürden küliüre ve bir toplumdaki alt-kültürlere bağlı olarak değişiklikler gösterir. Bir grupta kabul edilebilir sayılan bir çiftleşme biçimi, başka gruplarda yasaklanabilir. Cinsel pratikler, bu arada homo­seksüellik, cinsel ilişki Öncesi oyunlar, cinsel çekicilik için kullanılan yolların hepsi, cinsel kompleksin diğer unsurlarıyla birlikle toplumdan topluma ve toplumlar içinde değişiklikler gösterirler. Bu farklılıklar temelde söz konusu olguların sosyal ve kültürel açıdan kabul edilir veya kabul edilemez oluşuna bağlıdır.

6- Bütün insan topluluklarında cinsellik kendisini bir dereceye kadar toplumun değer yargılarına karşıt şekillerde gösterir. Bu, kısmen cinsel dürtünün gücündeki farklılıklara veya diğer biyolojik faktörlere bağlı olabilir. Böyle­si durumlarda neyin sapkın (normalden sap­mış) olduğunu belirleyecek olan, kültürel de­ğerler sistemidir. Ancak norm sisteminden sa­pan cinselliğin önemli bîr kısmı da sosyal ve kültürel kaynaklardan kökenleniyor ve kendini alt-kültürier olarak gösteriyor olabilir.

(SBA)