Cinci Hanı Tarihçesi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

Cinci Hanı, Safranbolu’da XVII. yüzyıla ait han.

Safranbolu çarşısının ortasında yer alan hanın kitâbesiz olmasından dolayı tari­hi ve yaptıranı bilinmemektedir. Ancak halk arasındaki yaygın kanaat, yapının Sultan İbrahim döneminin (1640-1648) ünlü Anadolu Kazaskeri Cinci Hoca (ö. 1648) tarafından yaptırılmış olduğu yo­lundadır. Bu kanaat ilim adamlarınca da benimsenmekte ve hanın Cinci Hoca’nın idamından kısa bir süre önce muhteme­len aynı yıl inşa edilmiş olduğu kabul edilmektedir.

Nisbeten sağlam durumda günümü­ze ulaşan yapının, geçirdiği değişiklerle orijinal karakterini kısmen yitirmiş ol­masına rağmen Osmanlı şehir hanlarının klasik plan şemasına göre inşa edildiği anlaşılmaktadır. Osmanlı İmparatorlu-ğu’nun başından itibaren görülmeye baş­layan şehir hanları, dönemin diğer ker­vansaray örneklerine göre iki katlı revak sistemleriyle daha gelişmiş bir plan or­taya koyarlar. Bu hanlarda zemin kat tamirhane, ahır. depo gibi servis kısım­larına ayrılırken üst kat tamamıyla yol­cuların barınmasına tahsis edilmiştir. Taşıyıcı kemer sistemlerinin iki katta da aynen tekrarlandığı hanların ortasında daima geleneksel bir kare veya dikdört­gen avlu bulunur. Cinci Hanı, özellikleri­ne göre üç esas grupta toplanan şehir hanlarının tek avlulu ve ahır kısmı avlu­ya bitişik ayrı bir bölüm halinde düzen­lenen birinci grubuna girmektedir.

Yapı, 23,50 x 11,50 m. boyutlarında­ki dikdörtgen bir avlunun etrafını çevi­ren iki kat revak düzenine göre kurulmuştur. Payeler üzerine oturan sivri ke­merli alt kat revakları girişin İki yanında ve karşısındaki cephede helaların önü­ne gelen kısımda beşik tonozla, diğer kı­sımlarda ise tamamen çapraz tonozla Örtülmüştür. Revaklann arkasında oda­lar bulunmakta ve köşelerdekiler hariç bu odalar bir pencere ve kapı ile revak-lara açılmaktadır. Tamamı beşik tonoz­la örtülü olan odaların içlerinde birer ocak ve niş vardır. Dikdörtgen avlunun ortasında, orijinalinin sekiz köşeli oldu­ğu anlaşılan sonradan yapılma on bir köşeli bir havuz yer almaktadır. Girişin karşısındaki beşik tonozla örtülü reva-kın arkasında ve 7 m. uzunluğundaki holün sonunda bulunan kısım beşik to­nozla örtülü helalara ayrılmıştır. Girişin sağında kalan revakm arkasında ahır ve depolar bulunmaktadır. Bu bölüm sivri kemerlere oturan on dört çapraz tonoz­la örtülmüş ve dış taraftan 4 metrelik dört payanda ile takviye edilmiştir.

Yapının girişi üç kademe halinde dü­zenlenmiş olup yuvarlak kemerli ve de­mir kapılı bir açıklıktan beşik tonozlu kısma, buradan da avluya açılan çapraz tonozlu bir revaka geçilmektedir. Kapı­nın dışında iki yanlarda birer dikdört­gen niş, yuvarlak kemerin üzerinde de hana gelenleri kontrol etmeye yarayan küçük bir gözetleme deliği vardır.

İkinci kata, girişin avlu tarafındaki çap­raz tonozlu kısmının iki yanında yer alan on beşer basamaklı merdivenlerle çıkıl­maktadır. Üst kat. giriş kısmının dışın­da tamamen alt kat planını sürdürmek­tedir. Alt kattaki her sivri kemerli çap­raz tonozun üzerine yukarıda sivri ke­mere oturan bir kubbe gelmiştir. Bu kubbeli revakların arkasında kalan kı­sımlar alt katta olduğu gibi üzeri beşik tonozla örtülü odalara ayrılmıştır. Oda­lar yine birer pencere ve kapı ile revaka açılır; ancak alt kattakilerden farklı ola­rak bunların sokağa bakan cephelerin­de de pencere bulunur. Avluyu çeviren dört cepheden üçünde oda düzenleme­si aynı şekilde olup yalnız giriş kısmının üzerine gelen cephede farklılıklar var­dır. İki kat olarak düzenlenen bu kısmın alt katında iki adet beşik tonozlu oda, bunun üstüne gelen kısımda ise muh­temelen hancıya ait bir oda yer almak­tadır. Alt katta depoların bulunduğu kı­sım üst katta odalara tahsis edilmiştir.

Girişin karşısındaki cephede ise alttaki beşik tonozla örtülü revakın üstünde ay­nalı tonozlu revak ve arkasında da yine alt kattaki gibi 7 m. uzunluğunda beşik tonozlu koridor yer atmaktadır; bu kı­sımdaki fark burada helaların olmama­sıdır. Hanın, doğu ve batı revaklanndaki rampalarla girilebilen bir de mahzeni bulunmaktadır.

Yapının inşa malzemesi bazı kısımlar­da kesme taş, bazı kısımlarda moloz-harç olarak karma bir karakter göstermektedir. Dış cephedeki pencerelerin sivri kemerleri tuğladan, geriye kalan bütün kemerlerle dikdörtgen pencere­lerin söveleri ise kesme taştandır. Han­da yapıldığı zaman altmış beş odanın bulunduğu bilinmektedir. Sonradan oda­lar bölünmek suretiyle 180’e çıkarılmış ve ayrı ayrı şahıslara satılmıştır. Bugün yapının geçirdiği değişiklikleri revak cep­helerinde açıkça görmek mümkündür. Kemerlerin bir kısmı tamamen örülmüş, bir kısmına da kapı ve pencereler açıl­mış, böylece orijinal görünüm büyük öl­çüde kaybedilmiştir.

Diyanet İslam Ansiklopedisi