Çifte Minareli Medre­se -Sivas- Tarihçesi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

105

Çifte Minareli Medre­se, Sivas’ta XIII. yüzyıla ait Selçuklu medresesi.

Şehrin orta kesiminde Keykâvus Dârüşşifâsı’nın karşısında yer alan medre­senin, taçkapı üzerinde bir şerit halin­de uzanan celî kitabesinden 670 (1271-72) yılında İlhanlı Veziri Şemseddin Cüveynî tarafından yaptırıldığı öğrenilmek­tedir. Aynı kitabedeki mimar adı okunamamakta, ancak birçok araştırmacı tarafından bu şahsın Külük b. Abdullah olduğu kabul edilmektedir. Yapı hemen hemen bugün sadece ön cephesiyle ayak­ta kalabilmiş durumdadır. Cephenin ar­kasında 1882’de yapılan ve sonra­ları okul olarak kullanılan bir hastahane binası yer almaktadır. Medresenin asıl tahrip edilişinin bu binanın yapımı sıra­sında meydana geldiği anlaşılmaktadır. 37.54 metrelik cephenin ortasında taç­kapı, onun üzerinde de iki köşesine ge­lecek şekilde planlanmış, medreseye adı­nı veren minareler yer alır. Taçkapının iki yanında asimetrik sıralanmış niş ve pencerelerle köşelerdeki silindirik payeler, bu âbidevî ölçülerdeki büyük cephe­ye ayrı bir hareketlilik kazandırmıştır.

Son otuz yıl içinde yapılan kazılardan, medresenin açık avlulu-dört eyvanlı plan­da ve iki katlı olarak inşa edildiği, ayrı­ca iki yanında bulunan bina temellerin­den de bir külliye birimi olduğu anlaşıl­maktadır. Bu temellerden, etrafında su künkleri ve su ile ilgili başka malzemeler bulunanın bir hamama, diğerinin ise bir zaviyeye ait olduğu sanılmaktadır. Sağ­lam vaziyetteki ön cephenin arkasında değişik ölçülere sahip üç beşik tonozlu odanın dışında ayakta kalabilmiş başka mimari eleman yoktur; ancak kazılar ne­ticesinde bulunan temellerden köşe oda­ları ile yan eyvanlar arasında üçer hüc­renin yer aldığı tesbit edilmiştir. Bugün ortada görülen kısa sütunlar yapının İkin­ci katının dayanaklarıdır. Kesme taşın bolca kullanıldığı medresede özellikle süsleme unsuru olarak tuğla malzeme­ye de yer verilmiştir.

Taçkapının girişinde ortada mukarnaslı büyük bir niş, iki yanlarda da onun ben­zeri küçük nişler yer almaktadır. Beşik tonoz örtülü giriş eyvanının iki yanında yukarı çıkan merdivenler bulunmaktadır. Taçkapının üzerinde yükselen, geomet­rik çini süslemeli tuğla minareler kapı­nın ihtişamını artırmaktadır; minarele­rin şerefe korkulukları dahil petek ve külah kısımları sonradan yapılmıştır. Taç-kapıya yanlardan bakıldığında minare­lerin tabii uzantısı olan yarım silindirik gövdeler üzerinde. Divriği Ulu Camii’ndekileri hatırlatan dışa taşkın çiçek deme­ti şeklinde yüksek kabartmalar görülür; bu demetler alt ve üst kısımlarından in­ce birer burmalı şeritle birbirlerine bağlanmışdır. Taçkapı bordürünün en dış­taki süsleme kuşağını teşkil eden bu sil­menin hemen yanında içeri doğru sıra­sıyla mukarnaslı ve çiçek bezemeli bir çerçeve, onun yanında palmet dizisi, hemen onun yanında en dıştaki çiçek de­meti silmenin daha küçük ölçülerde bir benzeri ve onun yanında da iç içe geç­meli düzenlenmiş geometrik rozetlerden oluşan geniş bir kuşak yer almaktadır. Alt kısmı bitkisel motiflerle tezyin edil­miş olan bu geniş şeridin hemen yanın­daki, yıldızlardan meydana gelen dar bir şerit bordur kuşaklarınin İç sınırını teş­kil eder ve yukarıda bu iki şerit arasın­da tek satirli kitabe yer alır. Mukarnaslı nişin üzerinde iç içe silmelerden oluşan kabartma bir sivri kemer bulunmakta ve bunun İçinde girift bitkisel motifler, üze­rinde ise satıhtan tamamen dışarı çık­mış üç boyutlu, ortadaki daha büyük üç palmet kabartması dikkati çekmektedir. Kapı açıklığı sivri kemerli olup giriş nişi­nin iki yan köşesindeki sütunçelerle ay­nı yüksekliktedir: bunların üstüne nişin üç tarafını dolaşan ve mukarnasların he­men altına rastlayan kitabe kuşağı otur­tulmuştur.

Cephenin köşelerinde yer alan iki yu­varlak yarım paye tam köşe kulesi ol­mayıp medresenin bitişiğindeki binalar­la sınırlarını tesbit eden birer mimari unsurdur. Demet paye şeklinde küçük yarım yuvarlak çubukların çevrelediği payelerin alt kısımlarında, içleri bitkisel motiflerle süslenmiş ve ters-düz sıra­sıyla dizilmiş üçgenler yer almaktadır. Üçgenlerin üzerinde girift rûmîlerden oluşan geniş bir kuşak, onun üstünde de bitkisel motiflerden oluşan bir kaval silme bulunmakta ve bu silme dikey yu­varlak çubukların üzerinde atlamalı ola­rak ve birer tezyinatsız çubuğun üze­rinde çapraz yaparak bütün paye yüze­yini dolaşmaktadır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi