Christiaan Eijkman Kimdir, Hayatı, Hakkında Bilgi

30

Kimi kez duyu bozukluklarıyla başlayıp bacaklarda felçle sonuçlanan, kimi kez sağ kalp yetmezliği ve solunum güçlüğü gibi belirtilerin eşlik ettiği yaygın ödemlerle ortaya çıkan beriberi hastalığının nedenlerini araştırmak üzere Batavia’ya gittiklerinde, Eijkman ve çalışma arkadaşlarının amacı, hastalık yapıcı mikroorganizmayı bulup tanımlamaktı. Yeni gelişen bakteriyolojinin parlak başarılarından sonra, tıp dünyasında bütün hastalıkların mikroorganizmalardan ileri geldiği kanısı yerleşmişti ve salgın beriberinin de bu tür bir bulaşıcı hastalık olduğundan kimsenin kuşkusu yoktu. Nitekim üç araştırmacının, beriberi felçlerinden sinir iltihabının (polinevrit) sorumlu olduğunu kanıtlamaları, polinevritlerin de bir tür mik-rokoküsün salgıladığı toksinden ileri geldiğini açıklamaları bu kanıyı iyice güçlendirdi. Bu nedenle, ekibin öbür iki üyesi Hollanda’ya döndükten sonra labora-tuvarın başına geçen ve araştırmalarını sürdüren Eijkman’m beriberi tedavisini bulmasında rastlantıların büyük payı vardır.

Daha önceki bulgularına ve vardıkları sonuçlara dayanarak deneylerini sürdüren Eijkman, hastalıklı insanların kanından ayırdığı mikrokoküsü bazı hayvanlara şırınga ederek hastalık aşılamaya çalışmış, ancak başaramamıştı. O sıralar laboratuvardaki bazı kümes hayvanlarında, beriberiye benzer belirtiler gösteren bir hastalık başladı. Bir süre sonra hasta hayvanların kendiliğinden iyileştiğini ve aralarına katılan sağlam hayvanların da hastalığa yakalanmadığını gözlemleyen Eijkman, hayvanların hastalanma ve iyileşme dönemlerindeki koşulları inceledi ve tek değişikliğin beslenme biçimi olduğunu gördü. Önceleri yakındaki hastanenin pilav artıklarıyla, dolayısıyla kabuksuz ve işlenmiş pirinçle beslenen hayvanlara sonradan, yem olarak kullanılan çeltik (kabuklu pirinç) verilmişti. Böylece, Eijkman, pirinç kabuğunda bulunan bir maddenin beriberiyi önlediğini, hatta tedavi ettiğini düşündü ve önce kabuksuz, sonra kabuklu pirinçten oluşan iki ayrı beslenme rejimiyle bu yargısını kanıtladı. Ancak, beriberinin mikroorganizmalardan ileri gelen bulaşıcı bir hastalık olduğu yolundaki ilk kanısını uzun yıllar değiştirmedi ve hastalık nedeninin beriberi mikrokoküsünce salgılanan bir toksin olduğuna, pirinç kabuğunda bulunan bir antitoksinin de bu hastalık yapıcı maddeyi etkisiz kıldığına inandı.

1901’de, Batavia’da Eijkman ile birlikte çalışmış olan araştırmacılardan Gerrit Grijns’m, beriberinin bir toksinden değil vücutta belli bir maddenin eksikliğinden ileri geldiğini öne sürmesi, ardından Hopkins’ in araştırmalarıyla bu savın doğrulanması ve yetersiz beslenmenin de hastalık nedeni olabileceğinin anlaşılması Eijkman’m bulgularına yeni bir anlam kazandırmıştı. 191 l’de de Polonya asıllı ABD’li biyokimyacı Casimir Funk (1884-1967),pirinç kabuğunda bulunan ve eksikliği beriberi hastalığına yol açan amin yapısındaki bu maddeyi tanımlamak için ilk kez “vitamin” terimini kullandı. Bugün Bj vitamini (tiamin) adıyla bilinen bu madde 1926’da yalıtılarak sentez yoluyla elde edildi.

Beslenmenin biyokimyasal yönünün önem kazanmasına ve vitamin kavramına ulaşılmasına ortam hazırlayan Eijkman’ın çalışmaları, tıpta yeni bir dönemin başlangıcı sayılır.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi