Cezeri Kasım Paşa Camii -Eyüp, Cağaloğlu- Tarihçesi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

35

Cezerî Kasım Paşa Camii, İstanbul Eyüp’te XVI. yüzyıl başlarına ait cami.

Akarçeşme Camii olarak da anılan bu cami Eyüp semtinde Nişancı mahalle­sinde, Zalmahmutpaşa caddesiyle Akar­çeşme sokağı köşesindedir. Banisi nişan­cılık, defterdarlık ve vezirlik görevlerin­de bulunmuş Cezerî lakabıyla tanınan Kasım Paşa’dır. Ölüm tarihiyle ilgili ola­rak kaynaklarda farklı bilgiler verilmek­te, bu da muhtemelen, aynı dönemde yaşamış Koca, Evliya ve Güzelce lakap­ları ile anılan diğer Kasım paşalarla karıştırılmasından ileri gelmektedir. Hüseyin Ayvansarâyî, Vefeyât-ı Selâtîn’inde Cezerî Kasım Paşa’nın 890’da (1485) ve­fat ettiğini bildirirse de Selanik’te kendi adını taşıyan Kâsımiyye Camii’nin 898’de (1492-93) kiliseden camiye çevrildiği bilinmektedir. Hadîkatü’l-cevûmi’ adlı eserinde ise aynı müellif Cezerî Kasım Paşa Camii’nin inşa tarihini 921 (1515) olarak göstermiştir. Cami ilk yapıldığında yanında ahşap bir medrese ile fevkanî bir sıbyan mektebi vardı. Caminin cüm­le kapısı üstündeki kitabe 1238 (1822-23) tarihli olduğuna göre bunun bir tamirde konulduğu anlaşılmaktadır. Avlu­daki şadırvan da 1266 (1849-50) yılın­da Hatice Sultan’ın kethüdası Mehmed Efendi tarafından yaptırılmıştır.

Cezerî Kasım Paşa Camii bir avlu içinde inşa edilmiş kare planlı bir binadır. Dört sütuna dayanan kemerlere oturmuş üç kubbeli üç bölümden ibaret son cemaat yerini takip eden, dıştan 11,20 x 11,20 m. ölçüsündeki harim. geçişi pandantifler­le sağlanmış 8,80 m. çapında tek kub­be ile örtülüdür. Duvarların yapımında tuğla ve kesme taş kullanılmıştır. Biçim ve ölçüleri bakımından Sultanahmet’te­ki Fîruz Ağa, Fâtih’teki İskender Paşa camilerine benzeyen bu İbadet yerinde cümle kapısı esas eksen üzerinde yani ortada olmayıp son cemaat yerinin en sağdaki bölümü karşısındadır. Minaresi ise taştandır ve şerefe çıkması istirid­ye kabuğu biçiminde bir süslemeye sa­hiptir.

Camide dikkate değer husus, mihra­bın içine ve minberin sol tarafına kap­lanmış olan çinilerdir. Bunlardan biri. Os­manlı dönemi Türk çini sanatında başlı başına bir grup teşkil eden ve sayıları pek fazla olmayan Kabe tasvirli pano­dur. Mihrabın solundaki pencere üstün­de yer alan bu pano, kitabesine göre İznikli Mehmed oğlu Osman tarafından 1138 Recebinde vakfedilmiştir. Her biri 25 x 25 cm. ölçüsünde altı çiniden meydana gelen panoda, çi­çekli bir çerçeve içinde oldukça gerçek­çi üslûpta bir Kabe tasviri yer alır. Kabe tasvirinde çevredeki binaların da göste­rilmiş olması ve belirli bir perspektifin bulunuşu, bu tasvirin önceki örneklere nisbetle daha ileri bir resim anlayışıyla meydana getirildiğini belli eder. Ayrıca mihrabın mukarnasları ortasına 22 Receb 1138 tarihini taşıyan tek bir çini yerleştirilmiş, aşağı bölme­ler ise bu tarihe nazaran daha eskiye ait görünen çinilerle kaplanmıştır.

Cezerî Kasım Paşa’nın İstanbul Cağaloğlu’nda dört yol ağzının bir köşesin­de bir camii daha vardı. En son şeklini 1283’te (1866-67) alan bu ibadet yeri, 1957’de hiçbir gerekçe gösterilmeksizin yıktırılıp ortadan kaldırılmış ve arsa­sı uzun yıllar boş durduktan sonra yeri­ne Türkiye Diyanet Vakfı tarafından es­kisi gibi ahşap çatılı ve fevkanî yeni bir cami inşa edilmiştir.

Cezerî Kasım Paşa’nın Bursa’da bir medresesi ve hamamı olduktan başka bir süre vali olarak kaldığı Selanik’te de hayratı bulunduğu söylenmektedir. Ger­çekten bu şehirde Türk hâkimiyetinin sona erdiği 1912’ye kadar kiliseden çev­rilmiş büyük bir Kâsımiyye Camii vardı. Aslında Hagios Demetrios Bazilikası olan yapı, kitabesine göre 898’de (1492-93) Sultan II. Bayezid vakfı olarak camiye çev­rilmiş, 1918 yangınında tamamen yan­mış, kısmen yıkılmış ve yirmi yıl kadar süren bir tamir ve ihyadan sonra yeni­den kilise olarak açılmıştır. Bu caminin gerçek banisinin kim olduğu, eski vakıf kayıtları üzerinde yapılacak bir araştır­madan sonra anlaşılabilir. Cengiz Orhonlu’nun tesbitine göre Kasım Paşa’nın Kı­rım’da Kefe’de de bir camii vardı.

Diyanet İslam Ansiklopedisi