Çevgan Nedir, Çalgısı/Müzik Aleti Ne Demektir, Tarihçesi, Özellikleri, Hakkında Bilgi

164

Çevgân. Osmanlı mehter mûsikisinde kullanılan sarsmalı bir çalgı.

Farsça’da sözlük anlamı “değnek, so­pa” olan çevgân, üst tarafında tek veya iki yöne çatallaşarak kıvrılan gümüşten yapılmış bir ince değneğe, bu kıvrık uçlar arasında sallandırılmış zincirler ve bu zincirlere yuvarlak, kapalı, madenî küçük çıngıraklar ilâvesiyle mey­dana gelmiştir. Fındıktan daha küçük olan bu yuvarlakların içindeki serbest madenî çekirdek hafifçe hareket ettiril­diğinde çevgânın sesini verir. Bu ses çevgânı aşağı, yukarı, sağa. sola sallamak suretiyle meydana gelen sarsıntılardan elde edilen farklı çıngırtı ve şıngırtılar­dan ibarettir. Çevgân taşıyana çevgânî denir. Sarayda Enderûn-ı Hümâyun iç ağalarının bazılarında çatalbaş, oldukça uzun çift dizi; kaptanpaşa iç oğlan ça­vuşunun tek kıvırma başlı, kısa üç dizi; alay çavuşlarının çatalbaş, kısa tek dizi; vezir iç oğlan başçavuşu ile vezir iç oğ­lan çavuşlarının çatalbaş, kısa üç dizi çın­gıraklı çevgânları olurdu. Mehterhaneyi doğrudan ilgilendiren ise vezir iç oğlan başçavuşu ile çavuşlarının ellerinde bu­lundurdukları çevgânlardır.

Bir vezir iç oğlan başçavuşu ikindi di­vanında, iştirak edeceği mehterhanenin kat adedi kadar çavuşla mehterhane fas­lında yer alırdı. Klasik mehterhanenin son dönemleri olan XIX. yüzyılın ilk çey­reğinde veziriazam, vezirler, devlet kâh­yası ve yeniçeri ağasının dokuzar katlı mehterhane çaldırma yetkisi vardı. Böy­le bir mehterhanenin nevbet düzeni, ve­zir iç oğlan başçavuşunun, “Vakt-i sürür u safa mehterbaşı ağa hey hey” sözle­riyle mehterhaneyi göreve çağırmasıyla başlardı. Fasıl icra edilirken aralarda ça­vuşlar gümüş çevgânlarını sallayarak “ala hey” diye bağırırlardı. Müşir Arif Mehmed Paşa’nın Mecmûa-i Tesâvîr-i Os-mâniyye adlı eserinin Fransızca nüsha­sında, fasıl aralarında çavuşların çevgânlarını hareketlendirerek ilâhi okudukla­rından bahsedilmektedir ki bu ifade bir tercüme hatasından kaynaklanmış olmalıdır. Zira mehter icrasın­da ilâhi okunması âdeti yoktur.

II. Mahmud tarafından yeniçerilikle birlikte mehterhanenin lağvından (1826) sonra II. Meşrutiyetin (1908) ilânını mü­teakip Ferik Ahmed Muhtar Paşa’nın mü­dürlüğü sırasında, Müze-i Askerî-i Osmânî bünyesinde yeniçeri mehterini tem­sil etmek amacıyla aslına uygun olarak Mehterhâne-i Hâkânî kuruldu (1914). Or­duya yaygınlaştırma mayan yeni mehter­hane bu hüviyetiyle Türkiye Cumhuriyeti’ne intikal etti. 1935 yılında kapatıldıysa da 1952’de tekrar faaliyete geçiril­di. Mehterhane, halen Askerî Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı’na bağlı Mehterân Bölüğü adı altında bu geleneği ye­ni örneklerle destekleyerek sürdürmek­tedir. II. Meşrutiyetten sonra devam eden mehterhanede de çevgân sazı ye­rini almıştı.

Günümüzün çevgânı 110-115 cm. uzun­luğunda ahşap ve sarı pirinçten yapılmış­tır. Çevgânın alemi ve çatalbaşı. iç içe geçmiş hilâlleri, bu hilâller üzerinde ası­lı küçük çan çıngırakları ite dip tozu pi­rinç, değnek kısmı ise ahşaptır. Çatalbaşın iki tarafına asılmış biri beyaz, biri siyah iki küçük tuğcuk vardır. Eskiden siyaha boyanan ahşap kısım bugün sarı pirinç renginde verniklenmektedir. Uç tarafından çatalbaşa bağlanan hilâller orta kısımlarından değneğe çakılmıştır. Zincirli, kapaiı yuvarlak çıngırakların ye­rini küçük çan çıngırakları almış olup zin­cir bulunmamaktadır. Mehter takımın­da çevgânîler, çevgânîbaşı idaresinde aynı zamanda birer hanende olarak yer alırlar.

XVII. yüzyıldan itibaren mehter mûsi­kisinin Avrupa’daki mûsiki faaliyetlerini etkilediği bilinmektedir. Mozart, Beetho­ven, Haydn, Gluck, Bizet gibi birçok bes­tekârın eserlerinde bu izlere rastlamak mümkündür. Bu ilgiye .paralel olarak mehter mûsikisi aletleri de Avrupa’da birçok askerî muzıka takımında ve hat­ta orkestralarında yer almaya başlamış­tır. Bu aletlerden biri de çevgândır. O dönemde Avrupa’da çevgânın sesine du­yulan ilgi öylesine artmıştır ki Türk üslû­bunda bestelenen eserlerin piyanoda ça­lınması esnasında, mehterhane efektinin daha uygun olabilmesi için, her bir par­mak yerinin üstüne dikilmiş birer kapalı yuvarlak mini çevgân çıngırağı bulunan eldivenler icat edilmiştir. Çevgân daha sonra bazı muzıka takımlarından kaldı-nlmışsa da meselâ Hitler zamanında Alman piyade muzıkasında daima bir dü­züm (ritm) unsuru olarak kullanılmıştır.

Hemen bütün Avrupa’da tanınan çev­gân, şekli ve birtakım özellikleri de göz önünde bulundurularak bazı isimlerle anılmıştır. Danimarkalılar janitscharspil. İsveçliler Turkiskt klockspel, Polonyalı­lar ksiezyc Turecki. İngilizler crescent, Turkish crescent, jingling johnnie, Romenler toiag, Almanlar schellenbaum, Hollandalılar halve maan. Ruslar bunçuk, Fransızlar chapeau Chinois. pavillon Chinois. İtalyanlar İse capelle Chinese, padiglione Chinese adını vermişlerdir.

Batı bandolarına çok eskiden giren bu alet Osmanlılara, Tanzimat bando-tarıyla ve Batı’da yapılan çok süslü ve değişik tipiyle tekrar dönmüştür. Fakat İtalyanca adından (capelloe Chinese = Çin şapkası) bozma kapelkinoz diye isim­lendirilmiş, ay yıldızla süslü oluşundan dolayı eflâki temsil edercesine felek adı verilmiştir. Leylâ Hanım, Saray Hatıra­ları adlı eserinde harem muzıka bando takımının bir icrasını anlatırken bu alet­ten “Japon şemsiyesi” olarak bahsetmek­tedir. Bu tür bir alet halen Askerî Müze Mehterhânesi’nde icrada yer almayarak sadece törenlerde kullanılmaktadır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi