Çeng Müzik Aleti/Çalgısı Nedir, Tarihçesi, Hakkında Bilgi

154

Çeng. Türk mûsikisinde eskiden kullanılan telli sazlardan biri.

Kanuna benzeyen ve dik tutularak ça­lınan bu saz, şekil bakımından Batı mû­sikisi sazlarından harpa benzer. İlk ör­neklerine Sümerler’de rastlanan ve adı­na zagsal denen bu sazın yedişerli üç ta­kım halinde yirmi bir teli bulunmaktay­dı. Zagsal kelimesi Sümerce’de “Tann’ya karşı şükran duygularını bildirme ve O’nu övme” mânasına gelmektedir. Bu mak­satla hazırlanmış duaların okunmasına bu sazla eşlik edildiğinden saza da zag­sal denilmiştir. Kelimenin sonralan Asurlular’da zakkal ve çaggal, Keldânîce’de çangal haline geldiği, daha sonra da Fars­ça’da çeng şeklini aldığı belirtilmektedir.

Abdülkâdir-i Merâgi Câmi’u’l-elhân’ında, Ahmed oğlu Sükrullah Mûsiki Ri-sdiesi’nde ve Seydî el-Matla’nın da çeng hakkında ayrıntılı bilgi vermektedirler. Bunlara göre saz çanak, boyun, perde, deste ve kirişler olmak üzere beş bölüm­den oluşmaktadır. Çanak tanbura şek­linde olup tek parçadan İbarettir. Boyun kısmı at boynu gibi uzun ve eğridir. Per­de kısmı ise iki karışa yakın uzunluk­tadır. Çengin genel olarak sekizerli üç grup halinde yirmi dört kirişi (tel) var­dır. “Had”, “zîr” ve “müselles” adını alan bu gruplardan zîrler sol elin. diğerleri ise sağ elin parmaklarıyla çalınır. Sol kola alınarak çalınan çeng parmağa geçirilen mızrapla da çalınabilir. Çeng çalana çengî denir. XVII. yüzyıl bestekârlarından Mevlevî Yûsuf Dede Efendi Türk mûsi­kisinin tanınmış çeng ustalanndandı. Ev­liya Çelebi Seyahatnâme’sinde zor bir saz olduğu için çeng çalana çok az rast­landığından bahseder.

Çeng Türk mûsikisinde XVII. yüzyılın sonuna kadar büyük rağbet görmüştür. Ağaçtan yapılmış olan bu çenglerin yir­mi dört ipek teli vardı. Ancak çengde kanundaki gibi bir mandal düzeni bu­lunmadığı için icra esnasında Türk mû­sikisinin küçük ve büyük “mücenneb” aralıklarını elde etmek mümkün değil­di. Bunları elde etmek için her defasın­da tellerin yeniden düzenlenmesi gere­kiyordu. Dolayısıyla fazla kullanışlı ol­mayan bu saz XVII. yüzyıldan sonra ter­kedilmiştir.

Klasik Türk şiirinde çok geçen çeng, bazı edebî sanatların ifade edilmesinde bir vasıta olarak kullanılmıştır. XV. yüz­yıl Osmanlı şairlerinden Ahmed-i Dâî, Çengnöme adlı 1446 beyitlik eserinde çengi alegorik ve mistik biçimde anlat­maktadır. Ayrıca aynı yüzyılın Çağatay şairlerinden Ahmedî de Münazara (telli sazlar atışması! adı verilen eserinde di­ğer sazlar arasında cenge de yer vermiş­tir. Divan şairleri çeng ile âşığın bükü­len beli arasında bir münasebet kurmuş­lar, ayrıca beli bükülen yaşlı insanları çengin yay gibi eğri biçimine benzetmiş­lerdir. Sesi bakımından da ağlama, inle­me, gam ve hicran için müşebbeh ola­rak kullanılmıştır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi