CEMAAT

283

CEMAAT

 

Cemaat kelimesi,
“insanlardan kalabalık bir grup, bir gaye etrafında toplanmış
İnsanlar” anlamına gelir. Islami terim olarak ise: “bir emir (imam)
etrafında toplanmış müslümanla-nn birliği”ne verilen İsimdir. Müçtehİd
alimle­rin birliği, ehl-i İslam’dan çoğunluk olan ta­raf, bir iş etrafında
toplanmış ehl-i İslam ve sa-habiler gibi tarifler de kullanılmış olmakla be­raber,
tercih edilen birinci görüştür.

İslam’ın dünya görüşü
ile kurulu bir toplum yapısında yukarıdaki tanımların, -sahabiler ifa­desi
hariç- hepsi aynı anlamı ifade eder. “Üm­met” kavramı da bu açıdan
“Cemaat” kavramı­nın daha kapsamlı olan şeklidir: Müçtehİd ule­manın
seçip bey’at ettiği bir Emir etrafında ke­netlenmiş, ulemasına bağlı mü’min
insanlar birliğini Cemaat olarak İfade edebileceğimiz gibi, “Ümmet”
olarak ta niteleyebiliriz. Hz.Ö-mer (r.a)’in “Cemaatsİz İslam, İmaresİz
cema­at, İtaatsiz imare yoktur” şeklindeki sözünde, Ümmet’in ikinci
Halifesi’nin ağzından hayat yapısı: “Cemaat, İslam, İmare, İtaat”ten
olu­şan dört büyük kavramda toplanmıştır. Bu dört kavramı birbirinden
ayıramayacağımız gi­bi bunların, ayrı ayrı kaynaklardan, sistemler­den
beslenmeleri halinde de, bir bütün oluş­turduklarını söyleyemeyiz.

“Cemaat”e
teşvik eden Kur’an ayetleri ve Peygamber (s.)’in hadisleri topluca incelendi­ğinde,
“Cemaat”ten sadece, belli samanlarda, ibadet şekilleri için bir araya
gelen İnsanları kastedmedİği, tersine, vahyin koyduğu pren­sipler etrafında
topluca hayat sürme ve “İn­san” gerçeğinin fıtrata en uygun olan
şeklini

sergileyerek,
yaşamanın kastedildiği açıkça an­laşılır. Kur’an ve Sünnet’in ısrarla üzerinde
durduğu, “Emr-İ bi’1-Maruf ve Nehy-i ani’l— Münker” olayı da, tek
başına incelendiğinde, İslam’ın “Cemaat” gerçeğine hangi açıdan bak­tığını
gösterir. Kliklere bölünmüş veya haklı haksız, yerli yersiz dünyevi kimi
çıkarlar etra­fında toplanmış insanlar birliğine cemaat de­nemez. Zaten Kur’an
ve Sünnet dairesinde kalmayan hiçbir şeyin varlığı Şer’i değildir.

İlk Cemaat örneği
-İslam tarihi için-, çekir­deği Mekke’de oluşan, Medine İslam toplu­mudur.
Medine’deki kardeşlik protokolü ve namazdan günlük hayatın teferruatına kadar
herşeyin Peygamber mihverinde dönmesi şek­linde tezahür eden toplum yapısı,
“cemaaf’İn ilk güzel örneğidir. Dünya tarihi açısından ba­kıldığında da,
İsa (a.s) ve Havariler de bir ce­maat teşkil etmiş kabul edilebilirler.

Hucurat suresinin 9.
ve 10. ayetleri, Vahyin “Cemaat”olmayı emrettiği gibi, yıkımdan ve
normal seyrini sapmaktan korumada da ilahi ölçüler koyduğu açıkça
görülmektedir. Cema­at arasındaki pürüzlerin izalesi yine cemaate
emredilmektedir. Hz. Ömer (r.a)’ın anladığı anlamda bir cemaat bulunmadıkça da,
bu ayetlerin muhatabı bulunamayacağı açıktır.

Al-i İmran, 103-105;
Tevbe, 107-108; Nisa, 59. ayetlerinden Kur’an’ın öngördüğü cemaat ve onun
paralelinde ümmet kavramlarını çı­karmak mümkündür. Özellikle Nisa, 59. ayeti
cemaatin sosyal işlevinde nihai mercii teyid et­mesi noktasında Önemlidir:
“Ey İman eden­ler! Allah’a itaat edin. Peygambere ve sizden olan
Ulu’l-Emr’e itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz – Allah’a ve
ahirete gerçekten inanıyorsanız- onu Allah’a ve Re-sul’e götürün; bu hem
hayırlı, hem de sonuç bakımından daha iyidir.”

Kur’an bir insan
Öldürmeyi bütün insanlığın katli olarak (Maide, 32) tavsif ederken, Buha-ri ve
Müslim’in rivayet ettiği bir hadiste Pey­gamber (s.): “Dinden çıkıp
cemaati terkedeni” öldürülmesi helal olan üç kişiden biri olarak
göstermiştir. (Buhari, 9/6; Müslim, 3/1303).

Kısaca cemaat,
yeryüzündeki hilafet görevi­ni devlet otoritesi İle temsil eden müminler
topluluğudur.

Nureddin YILDIZ Bk.
Hilafet;İmamet; Ümmet