Cemaat ve Cemiyet FERDİNAND TÖNNIES

Cemaat ve Cemiyet (Gemeinschaft/Gesellschaft)
Tönnies’in Cemaat/Cemiyet çalışması, endüstrileşme ve kentleşme ile birlikte ya- şanan büyük toplumsal değişim ve dönüşümleri anlama çabasını yansıtır. Tarım toplumlarındaki geleneksel yaşam tarzı ile kentsel modern yaşam tarzını zıt top- lumsal ilişkiler olarak kavramsallaştıran Tönnies, Cemaat/ Cemiyet kavramlarıyla bu iki yaşam tarzını ideal tipler olarak açıklamaya ve karşılaştırmaya çalışır (Slat- tery, 2010:59).
Tönnies bütün toplumların temelinde insan iradesinin bulunduğunu belirtmek- te, cemaat/cemiyet kavramlarını insan iradesinin iki farklı tipine dayandırmaktadır. Tönnies’e göre, bütün toplumlar ya doğal iradeye ya da rasyonel iradeye, ama ke- sinlikle insan iradesine dayanırlar. Tönnies, insan iradesi kavramının iki yönlü bir anlamı olduğunu belirtir. Bu iki iradenin de içsel bir bütüne sahip olduğunu, birin- cisinin mizaca ve karaktere bağlı gerçek/doğal bir irade, ikincisinin ise belirli bir amaca ulaşmak için araçları farklılaştırabilme ve en uygun aracı seçebilme kapasi- tesine bağlı olan kavramsal/yapay bir irade olduğunu belirtir. Tönnies, birinci tip iradeyi doğal irade (wesenwille), ikinci tip iradeyi ise rasyonel irade (küwille) olarak tanımlar ve insan iradesinin muhakkak bu iki tipten birine gireceğini ileri sürer (Tönnies, 2002:103). Yaşamın kendisi, düşünmenin ait olduğu gerçeklik bi- çimi olduğu için doğal irade insan bedeninin psikolojik eşdeğeri ya da yaşam bir- liği ilkesidir. Diğer taraftan rasyonel irade düşünmenin bir ürünüdür, ancak düşü- nen bireye referansla bir gerçekliğe sahip olabilir (Tönnies, 2002:103). Böylece sosyolojik bakış açısını sosyal psikolojiyi de içerecek şekilde genişleten Tönnies, cemaatlerde gerçek ve zorunlu bir iradenin, yani ‘doğal irade’nin, cemiyetlerde ise kavramsal, yapay, isteğe bağlı olan ‘rasyonel irade’nin karakteristik olduğunu be- lirtmektedir (Deşem, 2001).
Türkçeye topluluk olarak da tercüme edilen cemaat (gemeinschaft) kavramı Tönnies’in geleneksel kırsal topluluklarla ilişkilendirdiği, aile veya dostluk ilişkile- ri içinde birbirine bağlı olan insanların arasındaki kişisel, yakın ve sürekli insan ilişkilerini içeren bir toplum tipidir. Tönnies geleneksel kırsal yaşam tarzının hakim olduğu toplumları, yani cemaatleri doğuştan gelen (verilmiş) statünün ön planda olduğu, hem coğrafi hem de toplumsal hareketliliğin sınırlı olduğu, aile ve kilise- nin temel toplumsal kontrol mekanizmalarını oluşturduğu, yaşamın ailenin ve kili- senin belirlediği kesin değerler ve ahlak kuralları tarafından düzenlendiği, herke-
 
sin birbirine kan bağı ya da evlilikle bağlı olduğu bir toplum olarak betimler. Ce- maat içindeki bireyler birbirleriyle yakın, doğal ve duygusal bir ilişki içindedir (Slattery, 2010:59-60). Cemaat kavramı kan bağına bağlı olan hane halkı ilişkileri- ne, akrabalığa, düşünce birliğine dayanan arkadaşlığa ve yerleşim yeri birliğine da- yalı olan komşuluğa dayanır. Bu çerçevede cemaatler; akrabalık, arkadaşlık ve komşuluklardan oluşan, bireysel çıkarlara değil, ortak çıkarlara dayalı ortak bir yaşam tarzının ve güçlü bir toplumsal dayanışmanın görüldüğü, temel olarak ge- lenek ve göreneklerden  doğan  yazısız  normlara  dayanan,  ekonomik  açıdan  tarı- ma dayalı, entelektüel açıdan dinin ve sanatın hakim olduğu toplumlardır.
Ancak endüstrileşme, kentleşme ve ticaretin artması sonucunda insanların ihti- yaçları ve talepleri değişmiş, cemaatler zayışamaya ve cemaat duygusu kaybolma- ya başlamış, yerlerini ortak cemaat çıkarları yerine bireysel çıkarların ön planda ol- duğu, yasama tarafından hazırlanan yazılı normların düzenlediği, toplumdaki iliş- kilerin sözleşmelere dayalı olduğu, ekonomik açıdan endüstriyel üretime, entelek- tüel açıdan bilime dayalı olan cemiyetlere bırakmaya başlamıştır. Diğer bir deyişle cemaatlerden cemiyetlere doğru yaşanan bu değişimin kaynağı tarımdan endüstri- ye geçiş, kapitalizmin ve serbest ticaretin gelişmesi ve modern ulus devletlerin do-
ğuşudur. Bu değişim Tönnies’e göre bireylerin iradelerinin doğal iradeden rasyo- nel iradeye doğru dönüşmesini beraberinde getirmiştir (Deşem, 2001).
Zaman zaman toplum ya da birlik olarak da Türkçeye çevrilen (Slattery, 2010:
60)    cemiyet (gesellschaft) kavramı ise, cemaat kavramının zıttı olan her şeyi içe- ren bir kavramdır. Tönnies cemiyet kavramıyla endüstrinin ve ticaretin egemen ol- duğu modern kent yaşamında insanların diğer insanlarla yakın duygusal ilişkiler- den çok çıkara dayalı, rasyonel, hesaplı ilişkiler kurdukları, cemaate oranla daha hızlı, rekabetçi ve dinamik bir yaşam sürdükleri toplumları ifade etmektedir (Slat- tery, 2010: 60). Cemaat, cemiyet gibi tek bir baskın kültüre sahip olmayan, çok sa- yıda hayat tarzını içeren modern kent yaşamını ve bu yaşamın kişisellikten uzak, yapay ve geçici ilişkilerini niteleyen bir kavramdır (Slattery, 2010: 60).

Tönnies, insan toplumlarının aile ve köy etrafında örgütlenen, ekonomisi bü- yük ölçüde tarıma dayanan, politik yaşamı yerel olan cemaatlerden, büyük kentler ve ulus devletler etrafında örgütlenen, ekonomisi endüstri ve ticarete dayanan ce- miyetlere doğru bir evrim yaşadığını düşünmektedir (Deşem, 2001). Tönnies’e gö- re cemaatin zayışaması, endüstriyel kapitalizmin “gelişmesi için gerekli koşulları, rasyonalizm, hesapçı alışkanlıklar ve sözleşmeye dayalı ilişkileri” yaratmış, ayrıca suç ve intiharın artmasına neden olmuştur (Slattery, 2010: 61). Diğer bir deyişle Tönnies’e göre cemaatlerin zayışaması ve yerini cemiyetlere bırakması olumsuz bir durumdur. Tönnies endüstrileşmenin cemaatleri ortadan kaldırdığını, dolayısıy- la uygarlığın asıl temelini yıktığını ima etmektedir; ancak ona göre endüstri toplu- mu sonrasında cemaat yeniden doğacaktır. Buradan anlaşıldığı gibi Tönnies cema- at ve cemiyet kavramlarını sadece iki yaşam tarzını kıyaslamak için değil, tarım toplumlarından endüstri toplumuna ve sonra cemaatin yeniden ortaya çıkacağı toplumsal düzene dek bir bütün olarak insanların kültürünün ve gelişimle- rinin evrimini analiz etmek için bir araç olarak kullanmaktadır  (Slattery,
2010: 60). Tönnies cemiyet içinde sınıf bilincinin ve sınıf çatışmasının gelişeceğini öngörmüş, ayrıca cemiyeti yeniden canlandırabilecek yeni bir hayat tarzı geliştiril- mesi gerektiğine inandığı için sosyal reformları ve sosyalizmi desteklemiştir (Slat- tery, 2010: 61).
Her ne kadar Tönnies cemaatten cemiyete doğru bir evrim yaşanacağını düşü- nüyor olsa da bu konuda doğrusal bir evrim anlayışına sahip değildir; çünkü Tön- nies’in toplumsal evrim konusundaki düşünceleri hem romantik hem materyalist hem de rasyonel teorilerden de etkilenmiştir. Bu nedenle Tönnies toplumların bir derece cemaat, bir derece cemiyet özellikleri taşıdıklarını savunur (Deşem, 2001). Cemaat ve cemiyet kavramları temel olarak geleneksel kırsal yaşamla modern kent yaşamını karşılaştırıyor olsa da ideal tipler olarak kurgulanmış kavramlardır, bu nedenle kentte de cemaat ve cemiyet tipi ilişkiler birbirinden ayırt edilebilir. Ör- neğin, bir ailenin yönettiği ve yakın ilişkilerin hakim olduğu bir işyeri ile birbirle- rini yakından tanımayan profesyoneller tarafından yönetilen ve ilişkilerin geçici ve yapay olduğu bir işyerini karşılaştırmak için de cemaat ve cemiyet kavramları kullanılabilir.