Çelebi Sultan Mehmed Camii -Söğüt- Tarihçesi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

28

Çelebi Sultan Mehmed Camii. Söğüt’te aslı Çelebi Sultan Mehmed devrine ait olan XIX. yüzyıl camii.

Bilecik ili Söğüt ilçe merkezinde hükü­met konağının karşısında bulunan ve halk arasında Ulucami veya Çarşı Camii adlarıyla da anılan kitâbesiz eserin banisi, vakıf kayıtlarından anlaşıldığına gö­re Çelebi Sultan Mehmed’dir (1413-1421). Belgelerden, masraflarının Orhan Gazi’nin vakıflarından karşılandığı öğrenilmek­te ve buna dayanarak Söğüt’te varlığı bi­linen, fakat izine rastlanmayan Orhan Gazi Camii’nin yerine inşa edildiği ve onun vakfiyesine bağlandığı ileri sürül­mektedir.

Bugünkü yapı II. Abdülhamid devrin­de (1876-1909) eski caminin yerine in­şa edilmiş ve mimarisinin yapımında da onun minare kaidesinden faydalanılmıştır. Eski camiden kalmış yegâne orijinal mimari elemanı teşkil eden minare kai­desinin bat cephesinin ortasında yer al­masından, yapının ilk ölçülere göre da­ha büyük boyutlarda ve özellikle kuzeye doğru genişletilmiş olarak inşa edildiği anlaşılmaktadır. Bugün eski caminin pla­nı hakkında fikir verebilecek herhangi bir ipucu mevcut değildir. Yeni binada erken Osmanlı mimarisinin ulucamilerine has çok kubbeli plan şemasına sadık kalınmışsa da gerek dış görünüşte ge­rekse iç süslemelerde Batı etkisi gös­teren geç Osmanlı devri özellikleri hâ­kimdir.

Kesme taş ve tuğladan inşa edilmiş olan yapının sade sıvalı dış cephe du­varları düz bir saçak silmesiyle sona er­mektedir. Kuzey cephesindeki cümle ka­pısı dışında doğu ve batı cephelerine de tâli kapılar açılmış ve üzerleri iki ahşap sütuna dayanan ahşap sundurmalarla örtülmüştür. Çift sıra pencerelerden üst­tekiler oval. alttakiler ise ince uzun ve yuvarlak kemerlidir. Kareye yakın dik­dörtgen planlı caminin üzerini, duvarlar­daki üzengi ayaklarıyla altı sütuna otu­ran kemerlere bindirilmiş on iki küçük kubbe örtmektedir. Kemerlerden pan­dantiflerle geçilen kubbelerin ortada yer alanı diğerlerinden daha yüksek ve bü­yük tutulmuş, üzerine de bir aydınlık feneri yerleştirilmiştir. Kademeli ve sekiz­gen kesitli yüksek kaidelere basan se­kiz köşeli sütunların tepelerinde, üzen­gi taşlarıyla sona eren kare kesitli, sade işlemeli başlıklar yer almaktadır. Ahşap kadınlar mahfeli basit görünümlüdür.

İç mekân oldukça ferahtır; yan du­varlar, kemerler, kubbe göbeği ve ete­ğinde pandantifler, mihrap ile pencere çevreleri ve alınlıklarında kalem işi süs­lemeler bulunmaktadır. Sadece dekora­tif yönden göze hoş gelen ve mimari ele­manların kitlesel baskısını hafifleten bu Türk baroğu süslemeler sanat değeri ta­şımamaktadır. Somaki taşından bir bor­dur içine alınmış olan mihrap basit bir niş halindedir ve çevresiyle birlikte yo­ğun biçimde kalem işleriyle süslenmiş­tir. Aynalık ve korkulukları ajurlarla ve bitkisel motiflerle süslenmiş olan ahşap minberin kapısı yine barok tarzda rûmîler ve palmet dalları ile taçlandırılmış, köşk kısmının üzeri de aynı tarzda taçlandırılarak sivri bir külahla örtülmüştür.

Caminin batı cephesine bitişik durum­da olan tek şerefeli tuğla minarenin ori­jinal kaidesi sekizgen kesitli ve yüksek kürsülüdür; iki sıra tuğla, bir sıra kes­me taş ile Örülmüş, Türk üçgenleriyle pahlanan pabuç kısmından silindirik göv­deye bir bilezikle geçilmiştir.

Diyanet İslam Ansiklopedisi