ÇATIŞMA KURAMI

29

ÇATIŞMA KURAMI

Çatışma kuramın Persons’un ihmal ettiği noktadan hareket eder. Amacı işlevselciliği yıkmak değildir. Daha çok yapısal işlevsellik köklerinden tamamlar. Sosyoloji tarihçisi Georges çatışmacıların sorunu temelde yapısal işlevselliklerden kopmamalarıdır. Çatışmacılar kuramlarını doğrudan doğruya Persons’un hedef olarak inşa etmişlerdir. Yapısal işlevselcilerde eksikleriyle malumdur. Ancak çatışmacılar daha bütünseldir. Daha yukardan bakar. Yapısal ve işlevselcilerin eksikliklerini tamamlar.

Çatışma teorisi için bir şekilde tersine çevrilmiş yapısal işlevselci teori diyebiliriz. Persons’un kafasındaki toplumunun gerçek dünya ile alakalı olmadığı toplumun gerçek dünya ile tamamen uyumlu dengeli şekilde işleyen toplumsal aktörlerin birer robotmuş gibi olmadığı iddia ederler çatışmacılar.

  • Sosyolojide neden “çatışma” kavramı” kaçınılmaz bir kavramdır?
  1. Çatışmayı daimi kılan bir takım yapısal mekanizmalar vardır. Örneğin bazı gruplar diğer grupları sömürürler. Bu durum gerilim yarattığı gibi bir takım çatışma kaynaklarında oluşturur. Dolayısıyla kıt kaynakların dağılımında her zaman mücadeleler oluşacaktır.
  2. Çatışmayı kaçınılmaz kılan bir diğer etmen farklı çıkar gruplarının farklı hedefleridir. Bu yüzden çıkarların sosyal dünyayı belirlediği bir ya da sadece toplumsal bütünleşmede bahsedemeyiz. Gerçekliğin bir suretinde toplumsal farklılaşmadır.

YAPISAL İŞLEVSELCİLİKLE ÇATIŞMA TEORİSİNİN FARKLARI

  1. İşlevselciler toplumsal kurumları bütün parçaları birbirine bağımlı olan ve denge sağlayacak bir şekilde işleyen sistemler olarak görürler. Çatışmanın varlığını inkâr etmeseler de. Toplumun çatışmayı kontrol altına alabileceğine inanırlar. Buna karşılık çatışmacılarsa toplumu farklı algılar. Toplum farklı grupların güç mücadelesi verdikleri ve çatışmanın kontrolünü sadece bir grubun rakiplerini geçici bir süre bastırabilmesi anlamında arena olarak görürler.
  2. İşlevselciler söz gelimi yurttaşlık hukukun toplumsal bütünleşmeyi arttırmanın bir aracı olarak görürken çatışmacılar bazı grupların diğerleri aleyhine fayda sağladıkları bir yol olarak görürler. İşlevselciliğie göre T.C. vatandaşı olmak hepimiz arasında bir uyum sağlar. Ama kendimi Türk olarak görmeyen biri için bu bir çatışma kaynağıdır.

İşlevselciler tıkır tıkır makina gibi işleyen bir düzenekten bahsederken diğeri öyle bir şey olmadığını söylüyor.(1. Madde)

Yurttaşlık Türkiye’de bir Kürt için Amerika’dan bir zenci için sorun olabilir. Çatışmacılar burada doğrudan doğruya probleme odaklanıyorlar. İşlevselciler aşırı iyimser (polyanna gibi) çatışmacılar kötümserdir.

  1. Toplumsal düzen işlevselcilere göre kurarlar. Değerler ve ortak bir ahlak temelinde sağlanırken çatışmacılar üst konumdaki alt konumdakilere uyguladığı baskıya odaklanırlar

(hiyerarşi) (ikisinde haklı)

Sıkıntı tarihin belli bir anında ve mekânında bu argümanlardan

Biri diğerine galebe çalabilir. Bugün itibariyle bir çatışmacı işlevselciye hakikate daha yakın şeyler söylüyor olabilir ya da tam tersi. Bir sosyolog çatışmacıysa argümanların toplum içinde kriz meydana geldiğinde daha iyi tespit edebilir. Toplumda kriz yoksa İşlevselciler zaten kendilerini haklı göreceklerdir.

Soru: Bir işlevselci toplumun tıkır tıkır işlediğini düşünüyor ama aynı anda toplumda 10 günde farklı yerlerde x,y,z terör örgütü patlamada bulunuyor. İşlevselci bunu hangi kavramla örter?

Cevap: ANOMİ veya PATOLOJİ

Veya toplumda yaşanan kadına şiddete ve tacize işlevselci nasıl bakar? Bunu hangi kavramla açılar?

  1. Toplumsal düzen sürmesinde İşlevselciler toplumsal değerlerin yarattığı iç bütünlüğe vurgu yaparken çatışmacılar gücü

İşlevselci yukardaki soruya Anomi ile açılarken çatışmacı adaletsizlik ve eşitsizlikle açıklar.

İşlevselci→ Durkheim Çatışmacı→ Marx

Anomi, patoloji adalet, eşitlik, özgürlük

  1. İşlevselcilere göre toplumdaki her öğe ( bayrak, para, kutsal kitap) istikrara katıda bulunurken çatışmacılara göre toplumsal öğeler çelişkilere katkıda bulunur. Bayrak herkes onu sahiplenmediğinde çatışmaya neden olacaktır. 19yy. Osmanlıdaki çatışmaların geneli dini eksenlidir.
  2. İşlevselciler düzen vurgusuyla büyülenirken çatışmacılarda anlaşmazlık ve çelişki çerçevelerinin dışına çıkamazlar.
  3. İşlevselci teorisyen toplumdaki her ögenin statik ya da hareketli bir denge haline olduğunu vurgularken çatışmacı toplumun sürekli değişim halinde olduğunu vurgular.
  • Türkiye 4 askeri darbe yaşadı. 60-71-80-28 şubat darbeyi işlevselci ve çatışmacı sosyolog nasıl bakar?

İşlevselci darbeyi olumlar. Asker gelir olumsuzlukları ortadan kaldırır.

Çatışmacı darbeyi olumsuz olarak görür. Yapılan güç mücadelesinde kazananın asker olduğunu söyler.

2016 FETÖ darbesi hem siyasal olarak hem de ekonomik çıkarlar çatışması sonucunda her durumu mübah görüp halkın iradesinin yok saymasıdır. Nitekim halk karşısında gereken cevabı alıp başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

Türkiye’de ki sosyologların çoğu işlevselcidir.

ÇATIŞMACI PERSPEKTİFİN ÖN KABULLERİ

  1. İnsanların bazı temel çıkarları, istedikleri ve elde etmeye çalıştıkları şeyler. Yani toplularca belirlenmeyip daha ziyade hepsi için ortak çıkarlar vardır. Bir taraftan bizim arzularımız var. Bir taraftan ortak çıkarlar. Çatışma buradan başlıyor. Biz yaptığımız bir eylemi kamusal çıkarlar için mi yoksa özel arzularımızdan dolayı mı yapıyoruz? Geleneksel bir mahalle dokusu zedelenip oraya AVM dikilmesi ve bunu araştıran kişinin soracağı; amacın kamusal çıkarları mı yoksa özel arzular mı olduğu onun çatışmacı olduğunu gösterir.
  • Kütüphanelerin kapatılması kimin yararınadır? Bu soruyu sorduğun an çatışmacı kurama yaklaşırsın.
  1. Toplumsal ilişkilerin özünü güç ilişkileri oluşturur. Güç eşitsiz dağılmış belirli çıkar gruplarının tek elinde yoğunlaşmış bir şey olduğundan hem çatışmayı besler hem de baskıcı bir şeyi olarak görülür.
  2. Değerler ve fikirler bir toplumun kimliğini açıklayan bir araçtan ziyade farklı grupların amaçlarına ulaşmak için kullandıkları silahlardır.
  • Marx’a göre bu fikirler nelerdir? “İDEOLOJİ”
  • Durkheim değerler bütünleşmesi için fikirlere ihtiyacımız olduğunu söyler.
  • Örneğin kadınların iffetli olma düşüncesi Durkheim’e göre toplumsal düzeni sağlar.
  • Marx’a göre erkeklerin kadınları üzerindeki iktidarını sağlar
  • Marx a göre kadınların iffetli olması
  • Marx ideolojiden kasıt birisi sana bir fikir söylediğinde o fikrin birini manüple etmeye dönük bir fikirse bu ideolojidir. Dolayısıyla fikirler silah haline getirilebilir. Durkheim’ de böyle bir şey yoktur.
  • Marx toplumsal düzenin sahtekarlıkla işlediğini söyler.

ÇATIŞMA TEORİSİNİN KÖKLERİ:

  • Çatışma teorisinin atası Marx’dır
  • Marx ’ta çatışma hangi eksendedir? Mülkiyet temelinde ayırım söz konusudur. Birinin elinde üretim araçları var birinin yok. Bir taraf üreten diğer taraf üretilen üzerinde elde edilen sermayeyi biriktiren. Çatışma üretim araçlarının mülkiyeti üzerinde tesis edilen bir şey.
  • Nasıl olurda çok az kişi kendinden milyon kat fazla olan kişiyi yönetmeye muktedirdir? Marx’ta bunu iki tane cevabı vardır.
  1. Azınlık grubun üretim araçlarını mülkiyetini elinde bulundurması, mülksüz olan mülkü olana kendini tabi hissediyor.
  2. İnanışlar ve düşünceler = ideoloji =

Marx’ın lügatında patron işçiyi sömürür. Seni sömüren arkasından ağlamanı sağlayan tek şey ideolojidir. ( Sakıp Sabancı öldüğünde bütün işçilerin arkasında ağlaması gibi)

  • Mülksüz = kudretsiz ( zayıf)

Marx bize Hegel’in efendi-köle diyalektiğini modern dünyaya uygulamıştır. Marx a göre toplum karşıt çıkarlardan mürekkep bir şeydir. Marx’ın gözüyle topluma bakarsak toplum hiçbir zaman huzura kavuşamayacaktır. Çünkü toplum asimetriktir. Bir siyah hiçbir zaman bir beyazla eşit değil. Kadın- erkek eşit değil. Sermaye sahipleri arasında da hiyerarşi vardır. Fr’da Rena da çalışan bir Fransız işçiyle Müslüman işçi aynı kategoride değerlendirilemez.