ZİHİNSEL TEMSİL

İnsan bilişinin temelinde dış dünyadan gelen uyaranların temsil ettiği bilginin zihnimizde temsil edilmesi yatmaktadır. Sözün kısası yeni kazanılan bilginin beyinde depolanmış olan bilgilerle nasıl ilişkiye girdiği ve nasıl sembolize edildiğidir. Bir şeyin yokluğunda sembol veya işaretler ile o şeyin sunulmasına temsil denilmektedir. Dış temsiler fiziki temsiller olarak da ifade edilen resim, fotoğraf, yazılar, saat, harita ve bunlar gibi şeylerdir....

KLİNİK PSİKOLOJİDE NORMALDIŞI DAVRANIŞLARIN TEDAVİLERİ İLE İLGİLİ TERAPİ YAKLAŞIMLARI

Psikoterapi, bu alanda eğitim görmüş olan ruh sağlığı uzmanları tarafından hasta­ya yaşamış olduğu psikolojik problemlerin üstesinden gelmesi için yardım etmeyi amaçlayan profesyonel bir ilişki sürecidir. Herkesi memnun edecek tek psikotera­pi tanımı bulmak oldukça zor olmasına rağmen, bu tanım psikoterapide yer alan üç unsurun altını çizmektedir: (1) Psikoterapide yer alan kişiler (hasta-terapist, ba­zı uzmanlar daha çok danışan-danışman terimini tercih etmektedirler),...

SÖZDEBİLİM NEDİR

  Gördüğümüz gibi, bilimsel çalışma belli standartları gerektirir. Bilime olan güveni­miz bundan ileri gelir. Sözdebilim, bilimin gerektirdiği standartları taşımadığı ve bi­limsel araştırmalarla desteklenmediği hâlde bilim kılıfı altında bize sunulan bilgi ve pratiklerdir. Sözdebilim, toplumda bilime duyulan saygı ve güvenin kimi kişi ve gruplarca, çoğunlukla maddi çıkar sağlamak amacıyla, kötüye kullanılmasıdır. Kim ileri sürmüş olursa olsun test edip sınamadan iddiaların doğru olup...

Yabancılaşma Teorisi Karl Marx

özellikle de 1844 Elyazmaları ve Al- man ideolojisi adlı eserinde; öncelikli bir konu olarak önemli bir yere sahiptir. Ya- bancılaşma teorisi ile Marx’ın insan doğası anlayışı arasında önemli bir ilişki vardır. Ona göre insanı diğer canlılardan ayıran en önemli unsur, yaratıcı üretim faaliyeti ile içinde bulunduğu dünyayı biçimlendirme ve değiştirme kapasitesidir. insan, emeği ile arzuladığı şeyi yaratmak ve gerçekleştirmek...

İbn-i Haldun ve Sosyolojinin Doğuşu

ve çeşitli fikirler ileri sürmüştür. Ancak, toplum hakkında düşünmüş olmaları bu dü- şünürleri sosyolog olarak adlandırmaya yetmez. Bu konuda tek istisnanın, toplum hakkındaki düşünme yöntemindeki özgünlük nedeniyle ibn-i Haldun olduğu ka- bul edilir. Ancak bilimsel anlamda sosyolojik düşüncenin, yani bir bilim olarak sosyolojinin ortaya çıkışı İbn-i Haldun’un ölümünden dört yüz yıl kadar sonra, 1800’lerde başlamıştır.ibn-i Haldun (1332-1406)ibn-i HaldunTunus’ta dünyaya...

Sosyal Psikolojinin İki Temel İlkesi

Sosyal psikologlara çalışmalarında insan doğasına dair bazı temel varsayımlar eş­lik ve rehberlik eder. Bunlardan ilki insanların dünyayı olduğu gibi değil, kendi ol­dukları gibi gördükleridir. İçinde yaşadığımız gerçekliği algılayışımızda dışarıdaki objektif dünya kadar kendi benliğimizin (ve benliğimizi tanımlayan, bizi biz yapan her şeyin: kişilik özelliklerimiz, zekâ düzeyimiz, geçmiş deneyimlerimiz, korkula­rımız, hayallerimizin...) de rolü vardır. Eğer öyle olmasaydı, eğer herkesin dünya­yı...

Sosyal Kaytarma – Grup Etkisi

  Diyelim ki sizden ya tek başınıza ya da başka birkaç kişiyle beraberken mümkün olduğunca yüksek ses çıkararak el çırpmanız ya da bağırmanız istendi. Sizce tek başınıza olduğunuzda mı daha yüksek ses çıkartırsınız yoksa başkalarıylayken mi? Ya da diyelim grup olarak sizden bir tuğla ne gibi farklı şekillerde kullanılabilir, bu konuda mümkün olduğunca çok fikir üretmeniz istendi. Aynı görev size...

Önyargı – Psikoloji

Önyargı, sosyal psikolojnin üzerinde en çok çalışılmış konularından biridir. Birey­ler hakkında yalnızca grup üyeliklerine (cinsiyet, din, milliyet gibi) bakılarak oluş­turulmuş ve genellikle olumsuz tutumlara önyargı denir. Buradaki kritik unsur, ön- yargının hedefi olan kişinin kendine yönelen tepkiyi belirleyecek şahsi bir şey yap­mamış olması yalnızca belli bir gruba mensup bulunmasıdır, önyargılar birer tu­tumdur ve her tutum gibi bilişsel, duygusal ve davranışsal...

Değer ilgisi ve Değer Yansızlığı Max Weberin

Weber’e göre konusu ne olursa olsun (insan ya da şeyler) hem sosyal hem de doğa biliminin yöntemi soyutlama ve genellemedir. Ancak doğa ve sosyal bilimler arasındaki farklılıklar kullanılan araştırma yönteminden değil, aksine araştırma ya- pan bilim insanının amaçlarının ve ilgilerinin farklı olmasından kaynaklanır. Ona göre, bilim insanının ilgisini çeken ve araştırmayı amaçladığı özel bir sorun o araş- tırmacının değerleri...

Psikolojinin Alt Dalları

Psikologlar, insan zihni ve davranışlarının birçok yanına odaklanabilirler, Bu farklı odaklar, psikolojinin alt dallarını oluşturmaktadır, Aşağıda psikolojinin çeşitli alt dallarına ve bu alt dalların belli başlı ilgi alanlarına kısaca değineceğiz, Biyolojik PsikolojiBiyolojik psikoloji ya da diğer bir adıyla fizyolojik psikoloji, bedendeki fizyolojik süreçler, hormonal sistemler ve beynin işleyişini, davranışlar ve zihinsel süreçleri açıklamakta kullanan alt daldır, Özellikle genetik faktörlerin kişilik...

SUÇU AÇIKLAYAN PSİKOLOJİK KURAMLAR

Adli psikolojinin temel odak noktalarından birisi olan suç konusu birçok farklı disiplinin de ilgi alanına girmektedir. Dolayısıyla suç davranışlarını açıklamada farklı bilim dalları farklı inceleme ve açıklama çerçeveleri kullanmışlardır. Örneğin sosyoloji alanı bireylerin suç davranışında “sosyal gerilim”in etkisini merkeze koyarken biyolojik psikoloji alanında yapılan araştırmaların merkezinde beynin ve sinir sisteminin işleyişi bulunmaktadır. Howitt (2006), araştırma çerçevesine göre suçu açıklayan...

SİNİR SİSTEMİNİN KİMYASAL ÖZELLİKLERİ

  Nörotransmiterler ve Reseptörleri Akson uçlarından salınan kimyasal haberci moleküllere nörotransmiter adı verildi­ğini belirtmiştik. Bu moleküller, yukarıda da ifade edildiği gibi, salınıncaya kadar akson sonlanmalarında kesecikler içinde dururlar. Nörotransmiterler, sinaps önce­si zardan sinaptik aralığa salınır ve reseptör adını verdiğimiz nörotransmitere özgü alıcı moleküller ile etkileşime girer. Nörotransmiterin reseptörüne bağlanması- bir anahtarın kilidi açması gibi- reseptörün bağlantılı olduğu hücre içi mekanizmaları başlatarak...

Tarihsel Materyalist Yaklaşım ve Yöntemi

Marx’ın tarihsel gelişme sürecini anlamak ve açıklamak için geliştirdiği tarihsel ma- teryalist yaklaşımı, Hegel tarafından geliştirilen diyalektik düşünceye dayanmakta- dır. Klasik Alman felsefe geleneği için de yer alan Hegel’in idealist diyalektiğine Marx tarafından materyalist bir içerik kazandırılmıştır. Diyalektik kavramını ilk kez kullanan eski Yunan filozofu Heraklit’tir. Ona göre diyalektik kavramı şu anlama gelmektedir: Evrendeki her şey, her nesne sürekli...