AGNOSTİSİZM

   AGNOSTİSİZM   Gerçek ve mutlak varlığın, kendinde nesne­lerin ve dayanağının insan ruhu tarafından bi­linemeyeceği öğretisine agnostisizm denir. Dolayısıyla gerçek varlığa, a) ya büsbütün eri-ş, İlemeyeceği; b) ya da akıl ve bilgiyle değil de, ancak İman ile ulaşılabileceği ileri sürülür. Thomas Huxley ve Herbert Spencer tarafın­dan bilginin ancak varlığımızın güven içinde bilebileceği konularla sınırlı bulunduğunu sa­vunan bir akım halinde ortaya konulmaya çalı­şılmıştır. Agnostisizm terimi, Yunanca'dan alınmış "(/" olumsuzluk edatı İle,...

AKIL

  AKIL   İnsanın düşünme, bilme, davranışlarını belir­leme, denetleme ve yargılaması ya da iyiyi kö­tüden, doğruyu yanlıştan, hakkı batıldan ayır-masıyla İlgili kabiliyeti veya dirayetine topluca akıl denir. Belli yargıların başka yargılar ile mantıksal bağlantılarını kavramak; olayları yönlendiren ve düzenleyen İlkeleri (kanunların) bulmak, dolayısıyla geleceğe ilişkin ya da gelecekte olacak olaylar konusunda öngörüde bulunmak kabiliyeti şeklinde de tanımlanabi­lir. Pratik yönden akıl ulaşılması istenen ama­ca veya hedefe götürücü araçların bilerek ve...

AKİT

  AKİT   Sözlük anlamı yemin, ahd veya satı§ı sonuç­landırmak, sağlamlaştırmak demektir. İslam fıkhında akit: "İki iradenin bir bağlılığı meyda­na getirme ya da nakli veya sona erdirilmesin­de tevafuk etmesidir." Örneğin nikah bir akit-tir. Fıkıhçılar (j'ukahâ) akti, onu oluşturan bö­lümler olan icab ve kabulü ön plana alarak in­celerler. Bir akit, icab ve kabul gerçekleşme­dikçe, fıkıhçilara göre hiçbir anlam İfade et­mez. Diğer bir özellikte, İslam fıkhına göre, Kur'an ve Hadislerin yasakladığı...

AİLE

  AİLE   Aile, en az evli iki yetişkin İnsandan ve ço­cuklardan meydana gelen kurumlaşmış bir bi-yolojik-toplumsal gruptur. En asgari işlevleri, cinsel ilişkileri de içine alan duygusal ihtiyaçla­rın tatmini ve kontrolünün sağlanması ile Üre­me; aile ve çocuklar için sosyo-kültürel bir or­tamın hazırlanmasıdır. Bu şekilde teşekkül eden ve bu tür işlevleri yerine getiren grup çe-Şİtli toplum katlarında değişiklik gösterir; bu nedenle de bir aile tanımı çeşitli tipte tanımla­rı içermelidir. Çekirdek...

AHLAK

  AHLAK   Ahlaklı olmanın anlamını ve özellikle insa­nın davranışına yol gösteren ve ona rehberlik eden düşünce ve inançları (İslâm, Hristiyanhk ya da ateizm gibi) araştıran felsefe dalına ah­lak, denir (ethics). Ancak Batı dillerinde biz­deki ahlak kelimesine karşılık etik'in yanında morale kelimesi de kullanılmaktadır. Morale terimi latince "momlis" kelimesinden türetil­miş olup ilk defa Cicero tarafından Grekçe "ta etika"nm karşılığı olarak kullanılmıştır. Her iki kelime adet, seciye veya karakter, ge­nel...

AFRİKA BİRLİĞİ ÖRGÜTÜ

  AFRİKA BİRLİĞİ ÖRGÜTÜ   Güney Afrika Cumhuriyeti ile Namibya'nın dışındaki bütün Afrika ülkelerinin üye bulun­dukları uluslararası bölgesel bir örgüt. Afrikalılar arasında dayanışmayı ve birliği güçlendirmek, iş birliğini geliştirmek, ülkele­rin bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü ve ege­menliklerini savunmak, sömürgeciliğin her türlüsünü yok etmek, ırkçılığa ve kıyıma karşı mücadele etmek, refah seviyelerini arttırmak ve Birleşmiş Milletler kuruluş yasasına uygun olarak uluslararası işbirliğini geliştirmek ama­cıyla Mayıs 1963'te Adİs Ababa konferansı so­nunda bağımsız otuz Afrika ülkesi...

AHİLİK

  AHİLİK   Ahilik, terim olarak füıüvvet prensip ve esas­ları dahilinde, V./XI. yüzyılda Türkistan ve İran'dan Anadolu'ya kadar uzanan bölgeler­de, özellikle ticaret ve sanayi merkezlerinde, daha çok esnaf ve sanatkarları bünyesinde top­layan, onlara destek olan bir teşikatııı adıdır. Ahi kelimesinin kökü hususunda kesin bir bilgi mevcut değildir. Kökünün arapça "karde­şim" demek olan o/h" veya türkçe "cömert" an­lamına gelen akı kelimesi olduğu söylenir. Anadolu dışında fütüvvet prensiplerine bağlı olan kişilere civanmert, ayyaş,...

ADALET

      ADALET   Herkese hakkı olanın verilmesini öngören ahlakî ilke. Toplum örgütlenmesinde malların, hakların ve görevlerin veya şereflerin aril-metİkbölüşiiJmesincadaletiııyerine getirilme­si denir. Adalet herkesin yeteneğine ve top­lumda oynadığı role uygun olarak dağıtıldığı zaman doğru dağıtılmış kabul edilir. Aynı za­manda, neyin doğru, neyin yanlış (ya da haklı veya haksız) olduğunu karara bağlamak da adalet olarak adlandırılır. Bu, ya haksızlığa uğ­rayanın (mağdur) zararını telafi etmek, ya da haksızlık yapanı cezalandırmak suretiyle yeri­ne getirilir. üenel...

ADAK

ADAK   Tanrı'ya veya onun yerine kabul edilen yüce bir güce saygı göstermek ve rızasını kazanmak amacıyla bir fedakârlıkta bulunmak yahut bir ibadeti yapmak için verilen söze adak denir. Farklı din ve anlayışlara göre, adağın niteliği değişmekledir. Eski Yunan'da bazı doğal afet­lerden, fırtınadan, salgın hastalıklardan adak verilmekle kurt ulunacağına inanılırdı. Yine bazı anlayışlara göre; insanlar tanrıların hoş­nutluğunu kazanıp, onlardan gelecek gazap­lardan korunmak için fedakarlıklarda bulun­maları, bu nedenle de...

AFOROZ

  AFOROZ   Yahudiler ve Hırisliyanlarda belirli suçları iş­leyen kimselere uygulanan sürekli veya geçici toplum dışına çıkarılma cezası. Yahudilerde bu ceza, Tevrat'la sayılan "bü­yük günahları İşleyenlere karşı uygulanır. Aforoza uğrayan kimseyle dindaşlarından hiçbiri ilişki kurmadığı için suçlu, topluluğu bıra­kıp gitmekten başka çıkar yol bulamaz ve böy­lece toplum kendini kimi davranış biçimleri­nin etkisinden bütünüyle korumuş olur. Hıris-tîyanlarda ise, uygulama biraz daha farklı­dır. Yah udilerde bu cezayı gerektiren büyük günahlar Tevrat'ta belirtilmiş olduğu...