ZİHİN

  ZİHİN   Toplumların tarihi boyunca önemli an­lam kaymaları geçirmiş bir kavram olan zi­hin, geleneksel düşüncedeki insan anlayı­şında merkezî bir yer tutmaktaydı. Ruh'un ölümsüzlüğü ve insanî varoluşun kozmos ve metakozmos ile bağlantılı olduğu ilkele­ri Rene Descartes (1596-1650) ile birlikte köklü bir değişikliğe uğradı. Descartes, in­sanı değerlendirmede kendince çok basit gördüğü geleneksel Ruh anlayışım terkede-rek daha üretken olduğuna inandığı zihin (mind) kavramını onun yerine geçirdi. Ona göre zihin düşüncenin temeliydi...

ZİMMÎ

  ZİMMÎ   Bir İslâm devletinin himaye ve hakimi­yetini kabul etmiş Yahudi ve Hiristiyana, Müslümanlar tarafından zimmî adı verilir. Mal, can, namus ve dîni için teminat veril­miş olan gayr-i müslim kişi anlamındadır. Zimmî kavramına bütün İslâm devletle­rinde rastlanır. Bir tslâm devletinin tebası durumunda olan kişilerden İslâm'ı din ola­rak benimseyenlere müslüman, dini ayrı ol­makla birlikte tslâm yönetimi altında kal­mayı ve müsl umanların hakimiyetini kabul edenlere ise "zimmî" denilir. İzin ve pasa­portla...

ZINDIKLIK

  ZINDIKLIK   Kelime, Fars kökenli olup muhtelif dö­nemlerde değişen manalara kullanılagel-miştir. Akide otoritelerinin ıstılahında şu anlamlan ihtiva ettiği tespit edilmiştir:  a) Farisî inançları benimseyenler için mutlak manada,  b) Mani bağlılarına,  c) Nûr-zulmet teorisini savunanlara, d) Allah'ın varlığını inkâr eden veya ortak koşanlara, e) Küfrü­nü gizleyip islâm'ını açıklayan herkese. Son dönemlerde yaygın olarak kullanılan anlam da bu son anlamdır. Bu anlamı ile ke­lime "münafık" deyimi ile eş anlamlı ol­maktadır, imam Ahmed...

ZEKÂ VE ZEKÂ TESTLERİ

  ZEKÂ VE ZEKÂ TESTLERİ   Sık sık kullanılmasına rağmen tanımı üzerinde bir anlaşma sağlanamamış olan zekâ, "problemleri çözmek, yeni şeyler öğ­renmek, iyi düşünebilme yeteneği geliştir­mek için genel zihinsel kapasite" ya da "ye­ni durumlara karşı uyum yeteneği" olarak tanımlanabilir. Zekânın bilimsel olarak tanımlanmasın­da odaya çıkan güçlüklere rağmen herkesin varolduğunda hemfikir olduğu ve nesnel bir biçimde ölçülmeye çalışılan zihnin bir işlevidir. XIX. yüzyılın sonlarında İngilte­re'de Sir Francis Galton, Darvin'in biyolo­jik evrim teorisinin...

ZEKÂT

  ZEKÂT   Zekâtın sözlük anlamı; temizlemek, bü­yütmek, çoğalmak ve bereketlenmektir. Malı çoğalttığı için zekâta bu ad verilmiştir. Dinî bir terim olarak İse şöyle tarif edebili­riz: "Belli bir malın belli bir kısmını belli yerlere vermektir." İslâm'ın beş şartından biri olan zekât, yukarıdaki tariften de anla­şılacağı üzere, belli bir miktarda mala sahip olan zengin m üs 1 umanların sorumlu bulun­dukları ilâhî bir emirdir. Bu miktar da nisap miktarı mal...

ZERDÜŞTLÜK

  ZERDÜŞTLÜK   Kurucusu Zaratuştara ya da Zar osten (yaygınca kullanılan Grekçe form) adından dolayı Zerdüştilik diye anılan bu eski tran dini, geleneksel olarak kurucusunun yaşa­dığı tarih kabul edilen M.Ö. 628-551 ara­sında, kuzey-doğu İran'da ortaya çıkar. Za­ratuştara ya da Zerdüşt'ün hayat hikayesi hakkında bildiklerimiz çok azdır. Genç yaşlarında yaydığı dinden dolayı göç ettiği, Vitaspa adında bir hami bulduğu, iki oğlu ve bir kızının olduğu dışında ona ait tüm bil­gilerimiz...

ZANAAT

  ZANAAT   İnsanların maddî ihtiyaçlarını karşıla­mak için yapılan, eğitim ve tecrübe gerekti- ren işe zanaat adı verilir. Zanaatın hUner, marifet anlamı da vardır. Bir işle, bir mes­lekle uğraşan yahut bir işte ustalığı ve ma­hareti olanlara da "sanatkâr" denilir. İbn Haldun, insanların geçim yolların­dan söz ederken çiftçilik, sanat (zanaat, h it­fa) ve ticareti tabiî geçim yolları olarak zik­reder. Ona göre zanaatlar genellikle insan toplumlarının göçebelikten medenî şehir hayatına (bedevîlikten hadarîliğe) geçme­leri ile...

ZAMAN

ZAMAN   Bir Önceki olaydan bir sonraki olaya gi­den süre şeklinde anlatılan zaman genellik­le fasılasız olarak düşünülen sürekli deği­şim olarak da tanımlanır. Bu bakımdan şim­di geçmişe dönüşür. Zamanın spesifik ve sı­nırlı müddetleri olan geçmiş, şimdi ve gele­cek, tek ve bütün zamanın parçalarını teşkil ederler. Bir başka söyleyişle zaman; olayların akışında belirgin olmayan bir ortam mahi­yetinde algılandığından düşünceye bölün­mez surette ve bütünüyle veri olarak bulu­nan olgudur. Bu anlamda, içinde olayların...

YÖNETİM

YÖNETİM   Yönetim, insanların tek tek gerçekleşti­remeyecekleri amaçlara ulaşabilmek için yürütülen bir grup faaliyetidir. Birden fazla insanın beden ve zihin güçlerini birleştire­rek çalışmalarını gerektiren bu faaliyetin belli bir düzen ve güven ortamında sürdürü­lebilmesi bir kısım kurallara uyulmasını ge­rektirir. Bu kural lan, grup içindeki statüsü ve konumu diğerlerine göre daha güçlü olan yöneticiler koyarlar. Yöneticilerin almış ol­dukları kararların, ast-üst ilişkisine bağlı olarak, emir ve talimatlar şeklinde yöneti­lenlere ulaştınlmasiyle yönetim...

YÖNTEM

  YÖNTEM   Yöntem, genel olarak belirlenmiş bir he­defe doğru yürüme faaliyetini ve bu yolun kendisi anlamına gelir. Bilimsel yöntem ise doğaya, topluma, bireye ilişkin doğru tasvir etme ve açıklamalarda bulunma hedefine ulaşabilmek için bilim adamının yürüdüğü yol ve harcadığı çaba; yürüyeceği yolu ve bu yolda yürürken harcayacağı her türlü çabayı önceden belirleyen kurallar manzume­sidir. Bilimsel yöntem bir yanı ile zihinsel, bir yanı ile pratik bir süreçtir. Zihinsel süreç...

YEZİDÎLİK

  YEZİDÎLİK   Yezidîlik, H. 132 yılında Emeviler Devleti'nİn çöküşünden sonra ortaya çıkan sapkın bir fırkadır. Başlangıçta Emeviler'in üstünlüğünü yeniden sağlamak için siyasi bir hareket olarak ortaya çıkmış, daha sonra ise çevre ve cehalet şartlan nedeniyle Yezid bin Muaviye ile îblis'i takdis derecesine ulaşan sapkın bir yola girmiştir. Bu fırka mensuplan Seylan'a "Melek Tavus" adı vermişler; keza Azrail'i de takdis etmişler­dir. H. 132 yılında Irak'ın kuzeyinde meyda­na gelen...

YENİ ROMAN

YENİ ROMAN   1950 sonrasında Fransız edebiyatında Alain-Robbet Grillet, Nathalie Sarraut, Claude Simon, Michel Buttorgibi romancı­ların öncülüğünde meydana çıkan ve ro­manda neyin anlatıldığından çok, anlatımın şekline, tekniğe önem veren edebî hare­ket! Yeni Roman akımında önemli olanın, dilin işlenişi ve edebî eserde dilin oynadığı fonksiyon olduğu fikrinden yola çıkılarak, roman kahramanlarının karakterlerinin okuyucuya, onların eser içindeki konuşma­larıyla verilmesi gerektiği söylenir. Yeni Romancılar, Hugo, Balzac, Flaubert gibi kendilerinden Önceki büyük romancılarda...

YETENEK

  YETENEK   Günlük dilde, bireyin herhangi bîr alan­daki becerilerini veya beceri potansiyelleri­ni anlatmak amacıyla kullanılmasına rağ­men bilimsel olarak tanımlanması oldukça güç kavramlardan biri de yetenektir. Kav­ramın kişilik, zekâ, genetik ve çevre gibi kavramlarla çok yakından ilişkili olması, anlam alanını belirsizleştirmektedir. İnsan tekinin, insan türünün bir üyesi ol­ması nedeniyle vazgeçilmez biçimde bütün diğer insanlarla benzer olan yanlan vardır. Örneğin diğer insanlarınki gibi yapılaşmış bir beden, doğumla başlayıp Ölümle sonuç­lanan bir...