Geleneksel Toplum’un Özellikleri

  Bir ideal-tip olarak ele alındığında, sosyo-ekonomik yapısı itibariyle, üyelerinin tabiatın kendilerine sunduğu mallardan doğrudan doğruya ihtiyaçlarını karşıladıkları ve onları sadece cüz’i bir şekilde işledikleri basit bir yapıya, kendi kendine yeterli bir ekonomiye ve arkaik bir teknolojiye sahip bulunan ve bu bakımdan da bazı iş kollarındaki uzmanlaşmaya rağmen, fazla gelişmemiş bir iş bölümünün rastlandığı, üretimin son derecede sınırlı olduğu, esasen...

Nüfus

Genel olarak dünya nüfusu yüzyıllar boyunca çok düşük bir hızla artmış, endüstrileşme döneminde bu hız çok yükselmiş, daha sonra tekrar düşerek görece sabit bir nüfusa ulaşılmıştır.* Bu durumlar sırasıyla “ilkel denge”, “nüfus patlaması” ve “çağdaş denge” olarak isimlendirilmektedir. İlkel denge doğumların ve ölümlerin çok olmasından, nüfus patlaması doğumların çok ama ölümlerin azalmış olmasından, çağdaş denge ise doğumların ve ölümlerin...

Modern Toplum’un Özellikleri

  Geleneksel toplum tipine nisbetle oldukça değişik ve karmaşık bir yapı arzeden teknolojik toplum veya modern sanayi toplumunda her şeyden önce teknik son derecede gelişmiş olup; orada insan, tabiî çevresi içerisinde yaşadığı geleneksel toplumdan farklı olarak teknik bir çevrede yaşamakta; daha doğrusu modern sanayi toplumu insanla tabiat arasında makinalar, karmaşık teknikler, bilgiler, fabrikasyon eşyalar vs.den oluşan bir ağ örmektedir. Aletten...

Yerleşim

Geleneksel toplumun ideal yerleşim birimi “köy”, endüstri toplumunun ise “kent”tir. Zirai hayattan endüstriye geçiş sadece nüfusun artmasını değil, belli bölgelerde yoğunlaşmasını da beraberinde getirmiştir. Göç ve kentleşme genel değişme sürecinde, bir dizi sorunu beraberinde getiren önemli olgular olarak dikkati çekmektedir. Günümüzde metropol ya da megapol gibi isimler verilen büyük kentlerde ortaya çıkan hava kirliliğinden trafik sorununa kadar çeşitli olumsuz...

Postmodern Toplum’un Özellikleri

  Yukarıda, modern sanayi toplumunun bazılarınca bilgi toplumu şeklinde adlandırıldığına; ancak öteki bazı sosyolog ve düşünürlerin, bilgi toplumunu, modernizm sonrası dönemin yeni oluşmakta olan özel bir toplum tipi olarak değerlendirme eğiliminde olduklarına işaret etmiştik.Gerçekte, modern sanayi toplumlarının, artık yeni ve daha modern ve daha doğrusu “modernizm sonrası” (post-modern) bir toplum tipine yönelmiş olması vakıası, Batı’nın çok ileri derecede sanayileşmiş ve...

Sosyal Tabakalaşma ve Hareketlilik

  Geleneksel toplum, doğuştan getirilen ayrıcalıkların olduğu ve bu ayrıcalıkların hukuk sistemi tarafından güvence altına alınmış olduğu bir toplumdur. Böyle bir toplumda sosyal tabakalar kesin sınırlarla birbirlerinden ayrılmış durumdadır. Bu durum doğal olarak yatay ve dikey hareketliliği de son derece kısıtlamaktadır. Genel değişme sürecinde bu tablonun değiştiği, hukuksal eşitsizliklerin kalktığı, “atfedilen statü”nün önemini yitirdiği ve “kazanılan statü”nün ön plana çıktığı,...

Geçiş Toplumları’nın Özellikleri Tranzisyonel Toplum

  Her halükarda tranzisyonel toplumların geleneksel sosyal ve kültürel yapıları dünyada meydana gelen değişmelerden büyük ölçüde etkilenmiş bulunmakta; öyle ki, bu durum onların toplumsal ve kültürel varlıkları ve kimlikleri için ciddî bir tehdit oluşturmaktadır. Her ne kadar bu toplumlar geleneksel form ve değerlerini tamamen yitirmiş değillerse de, artık geleneksel toplumun özelliklerine sahip olmadıkları da muhakkaktır. Değişim onlara kendini ontolojik bir...

Sosyal Bütünleşme

Bilindiği üzere Durkheim sosyal bütünleşmenin, geleneksel toplumda “mekanik dayanışma”, endüstri toplumunda “organik dayanışma” şeklinde olduğunu belirlemişti. Mekanik dayanışma ‘benzerlik’lere dayalı bir dayanışmadır. Benzerlikler toplumun kendisini bir bütün olarak görmesini ve sosyal ilişkilerin ‘bağlılık’ ilişkisi tarzında olmasını sağlamaktadır. Organik dayanışma ise ‘farklılık’lardan kaynaklanan dayanışma biçimidir. İş bölümünün artmasından ve işlevsel farklılaşmadan doğan farklılıklar, öncelikle toplumu değil, kendisini düşünen bir insan...

Aile

Geleneksel toplumun aile modeli “geniş aile”dir. Geniş aile ikiden fazla kuşağın ve tüm kardeşlerin aynı çatı altında yaşamalarını ifade eden bir kavramdır. Endüstri toplumu yönünde değişme süreci başladığında geniş ailenin küçülmeye başladığı, ilk aşamada evlenen kardeşlerinin ayrı eve çıktıkları, ikinci aşamada ailenin karı-koca ve -varsa- çocuklardan ibaret kaldığı görülmektedir. Bu süreçte çocuk sayısı da sınırlandırılmakta, aileler genellikle iki çocuk...

Eğitim

Geleneksel toplumdan günümüze doğru gelindiğinde eğitim alanında ortaya çıkan başlıca değişmeler, eğitimin formelleşmesi -okul sistemi tarzında örgütlenmesi-, yaygınlaşması, cinsiyetsizleşmesi -kadınların erkekler kadar ve onlarla birlikte eğitimden yararlanması-, işlevselleşmesi -belli bir alanda uzmanlık kazanmaya yönelik olması-, sekülerleşmesi -dini referanslardan uzaklaşması- ve eğitim süresinin uzaması şeklinde sıralanabilir. Eğitimle ilgili bütün bu değişimlerin işsizliğin azalmasından, eş seçimine ve evlilik yaşının yükselmesine kadar...

İktisat

Geleneksel toplum ziraat ve hayvancılığa dayanır. Endüstri toplu-muna doğru evrilme sürecinde sanayi ve hizmet sektörü ön plana çıkmaktadır. Bununla birlikte, çalışan nüfusun önemli bir bölümü ziraat ve hayvancılıktan uzaklaştığı halde bu alanlardaki üretim -verimi artıran teknolojiler sayesinde- düşmemekte, hatta yükselmektedir.Endüstri toplumu, tam anlamıyla bir “üretim toplumu”dur. Verimlilik endişesi, herşeyden daha önemlidir. Durmadan gelişen teknik, daha fazla üretim yapmanın yegâne...

Geleneksel Tabakalaşma Modelleri

  Kölelik SistemiKölelik sistemi tüm tabakalaşma tarzları içinde, sosyal eşitsizliğin en aşırı boyutlarda tezahür ettiği bir yapılanma olarak görülebilir. Çünkü temelde, toplumun belli bir kesiminin her türlü insani hak ve özgürlüklerden mutlak anlamda mahrum olmasıyla karakterizedir. Hobhouse, ‘köle’yi “hukuka ve göreneğe göre bir başkasının malı olan kimse, en uç örnekleriyle, hiçbir hakka sahip olmayan tam bir meta” ya da “bir...

Modern Tabakalaşma ve Sınıf Teorileri

  Çatışma Teorileri Çatışma teorileri esas itibarıyla, Marx’ın “tarihi materyalizm” ve “diyalektik metod” ile temellendirdiği sosyal sınıflar teorisinden ilham alan görüşler manzumesi olarak tanımlanabilir. Dolayısıyla Marx’ı, tüm çatışma teorilerinin ‘pîri’ olarak nitelendirmek yanlış olmaz. Bilindiği üzere Marx, tarihi materyalizm ile, sosyal yapıyı şekillendiren amilin iktisadi ilişkiler (alt-yapı) olduğunu ileri sürmüş; diyalektik metot ile de, her yapının kendi zıddını bünyesinde barındırdığını, ve...