HUKUK VE İDEOLOJİ

  HUKUK VE İDEOLOJİ   İdeoloji "gerçeklik hakkındaki bilgi" sorunu ile yakından ilgili bir kavramdır. Böy­lece, ideoloji ile bilgi arasındaki ilişkiye de dikkat çekmiş oluruz. Örneğin, poziti- vist yaklaşım açısından olgusal içeriği olmayan her söz ya da düşünce, ideolojik ka­bul edilmektedir. Olgular hakkında nesnel doğruları dile getirmek ise bilimin işidir. Dolayısıyla pozitivist açıdan ideoloji, bilimin karşısında konumlandırılmaktadır. An­cak öte yandan, Frankfurt Okulu...

Hukukun Ekonomik Analizi: Richard A. Posner

  Hukukun Ekonomik Analizi: Richard A. Posner Yalnızca yasa yapım süreçleri açısından değil, yargı süreçleri açısından da hukuk ile ekonominin ilişkisine dikkat çekmek gerekir. Bu noktada akla "Hukukun Eko­nomik Analizi" yaklaşımı adıyla anılan hukuk yaklaşımı gelmektedir. ABD'li hu­kukçu Richard Posner ismiyle bilinir olan bu hukuk yaklaşımı, yargılamadaki hu­kuksal akıl yürütmenin yerine, iktisadi aklı koymayı hedeflemektedir Richard A. Posner (1939); Hukukçu ve iktisatçı...

Yasallıkla Meşruluk Arasındaki Hukuk: Jürgen Habermas ve Söylem Kuramı

Yasallıkla Meşruluk Arasındaki Hukuk: Jürgen Habermas ve Söylem Kuramı Habermas'ın hukuk yaklaşımı aşağıda "Hukuk Sosyolojisinin Düşünsel Gelişimi ve Çağdaş Perspektifler" ünitesinde ayrıntısıyla ele alınacaktır. Ancak hem bu ünite­nin bir alt başlığı olarak hukuk ve siyaset ilişkisinin konu edilmiş olması, hem de bu başlık altında Luhmann'a yer verilmiş olması, Habermas'a kısaca değinmeyi zo­runlu hale getirmektedir. Zira Habermas'ın kuramı, Luhmann'ınkiyle karşıtlıklar içermekte,...

Siyaset Ötesi Hukuk: Niklas Luhmann, Sistem Kuramı ve Autopoietik Hukuk

Siyaset Ötesi Hukuk: Niklas Luhmann, Sistem Kuramı ve Autopoietik Hukuk Ex post facto: "Bir şey gerçekleştikten sonra" anlamına gelen Latince söz öbeğidir. Türkçe'de "geçmişe yürüme" ya da eski tabirle "makable şamil" şeklinde kullanılmaktadır. Bir olay, olup bittikten sonra geriye doğru gidilerek hüküm ifade etmesi anlamına gelir. Autopoiesis: Yunanca kökenli bu kavram, iki sözcüğün, "kendi" anlamındaki "auto" ile "yaratmak" anlamındaki "poiesis"in birleşiminden...

HUKUK VE SİYASET

  Modern pozitif hukukun en önemli özelliklerinden biri, kendisini siyaset dışı, da­ha doğru bir ifade ile siyaset üstü ilan etmiş olmasıdır. Hukukun siyasetten ayrıl­masına ihtiyaç duyulmasının nedeni, hem hukuku siyasal yaşamın günlük çekiş- melerinden uzaklaştırmak, hem de siyasal ya da toplumsal yaşamdaki çatışmalar­da hukuka arabuluculuk görevini verebilmektir. Siyaset üstü olmakla, hukukun esasen bağımsız ve tarafsız olabileceği de varsayılmaktadır. Hukukun kendine öz­gü...

HUKUK VE KÜLTÜR

HUKUK VE KÜLTÜR   Modern pozitif hukuk, kültürden giderek bağımsızlaşan bir normatif yapının orta­ya çıkmış olmasının sonucudur. Eğer toplumsal düzen ve uyuşmazlık çözümü, ge­leneksel kültürel yapı tarafından, salt kültürel değerler aracılığıyla sürdürülebilir olsaydı, büyük olasılıkla modern pozitif hukuk da ortaya çıkmamış olacaktı. Belki sosyolojik anlamda hukuk adını verdiğimiz bir yapı var olabilecekti, ancak kültü­rel yapıdan ayrılması da hayli güç olacaktı. Hukuk ve...

Weber (1864-1920)

Weber (1864-1920) İnsan davranışını anlama çabasının, özel metotları gerektirdiğini düşünen Weber'e göre geçerli sosyolojik açıklamalar, anlam düzeyinde de yeterli olmalıdır. Ancak bu, sosyolojinin toplumsal olgular arasındaki nedensel ilişkileri araştırmaktan vaz­geçmesi anlamına gelmez. İnsanlık durumu öyle bir şeydir ki hiçbir bilim dalı, an­lam ya da nedenselliği ihmal ederek nispeten yeterli bir açıklama yapamaz. Bun­dan dolayıdır ki sosyoloji, insanların kendi davranışlarına atfettikleri...

Durkheim (1858-1917)

Durkheim (1858-1917) Marx ve Weber, doğrudan kapitalist toplumsal ve ekonomik ilişkiler ve ka­pitalist siyasal düzenin meşruluğu prob­lemi ile yakından ilgiliyken Durkheim, "kapitalizm" terimini nadiren kullandı. Durkheim'ın cevabını aradığı temel so­ru şuydu: Dinin veya ahlakın toplum­sal bütünleşmeyi sağlama gücünün yokluğunda, modern toplumun endüs­trileşme ile birlikte gelen parçalayıcı ya da ayrıştırıcı yanı nasıl dengelenebilir? Böyle bir dengeyi yaratacak toplumsal bağlar nasıl mümkün...

Marx (1818-1883)

Marx (1818-1883) Klasik sosyolojik teori çerçevesinde Marx, Durkheim ve Weber'in hukuk olgusuna yaklaşımını karşılaştırmalı olarak tartışmak. Marx için hukuk, hiçbir zaman başlı başına bir inceleme konusu olmamış­tır. Marx'ın temel ilgisi, kapitalist top­lumun eleştirisine yöneliktir. Kapita­lizmi, kendi kendisini yeniden üre­ten bir sistem olarak gören Marx, ka­pitalist ekonomik ilişkilerin toplum­sal hayatın diğer tüm sahaları üzerin­deki başat konumunu vurgular (Hunt, 2002: 20). Marx'ın yaklaşımının odak...

Klasik Sosyolojik Yaklaşımlar

Klasik sosyolojik yaklaşımların oluşumunu ve gelişimini değerlendirmek için bun­ların doğup geliştiği sosyo-tarihsel şartlara bakmak gerekir. Hiç kuşkusuz, klasik sosyolojik yaklaşımlar da dahil olmak üzere bütün entelektüel etkinlik alanları, içinde yer aldıkları toplumsal bağlam tarafından şekillendirilir. Bu durum, genel olarak, sosyoloji ve hukuk sosyolojisi bakımından da geçerlidir. Söz konusu yakla­şımların şekillenmesinde rolü bulunan faktörler olarak; kapitalizmin yükselişinden, endüstri devriminden, 19....

Maine (1822-1888)

Maine (1822-1888) Tarihsel Hukuk Okulu'nun temel görüşlerini şöyle özetleyebiliriz: Hukukun temel kaynağı örf ve âdetlerdir. Hukuk, daha sonra içtihatlarla gelişir. Yasa koyucu, toplumsal gelişmeye uyduğu ölçüde gerçek hukuku ifade eder. Kodifikasyon veya yasalaştırma hareketi gereksizdir. Çünkü hukuk, tarihsel süreç içerisinde kendiliğinden meydana gelir. Hukuk, halkın ruhundan doğarak örf ve âdet kuralları şeklinde kendini ortaya koyar. Karşılaştırmalı hukuk ve hukuk tarihi alanlarında...

Beccaria (1738-1794)

Beccaria (1738-1794) Beccaria'nm Avrupa hukuk ve ceza sisteminin geliştirilmesi için ortaya attığı görüşler, yaklaşık 250 yıl son­ra da kriminolojinin ve hukuk sos­yolojisinin önemli bir tartışma ko­nusunu oluşturmaktadır. Klasik Kri­minoloji Okulu'nun kurucusu sayı­lan Beccaria'nm ceza bilimi (peno- logy) hakkındaki fikirleri, Aydınlan­ma Çağı olarak da nitelenen 18. yüz­yılın baskın toplumsal ve felsefi dü­şüncesinden büyük ölçüde etkilen­miştir. Bir felsefe hareketi olarak "Aydınlanma" düşüncesinin...

Montesquieu (1689-1755)

Montesquieu (1689-1755) Tarih, siyaset teorisi, siyaset bilimi ve eleştiri gibi alanlarda çalışmalar yap­mış olan Montesquieu, Aydınlanma döneminin ilk ve en büyük sosyolo- ğu sayılmıştır (Swingewood, 1998: 28). Montesquieu, bilimsel yaklaşımı­nı "Kanunların Ruhu" adlı ünlü eseri­ne yazdığı "Önsöz"de şöyle ortaya koyar: İlkeler ortaya koydum; bütün milletlerin tarihlerinin bu ilkelerin so­nuçlarından başka bir şey olmadığı­nı, her özel kanunun başka bir kanu­na bağlı...