Babanın Tükürüklü Cevabı

Montaigne'in Denemeler kitabında verdiği bir örnek: Adamın birine oğlundan ne sebeple bu kadar nefret ettiği sorulur ve eklenir: -O senin bir parçan senden çıktı... Adam cevap olarak yere tükürür ve der ki; -Bu da benden çıktı ve sırf bu yüzden onu sevmem beklenemez. (Montaigne'in oğlu yoktu, zaten bu olay da Denemeler'inde örnek gösterdiği, başkasının başına gelmiş bir olaydı.)

Niçin İnsan İçine Girilmez(miş)

Niçin İnsan İçine Girilmez Harun Reşid bir gün Behlül-i Dana'ya; - Sen neden yalnız yaşamayı tercih ediyorsun. İnsanlar içine karışmıyorsun? diye sormuş. Behlül-i Dana da; - Müsade eder misiniz, bir danışayım da geleyim, demiş ve helaya girmiş azıcık bekledikten sonra gelmiş. Harun Reşid'e demiş ki: - Pislikler bana dediler ki, 'Aklını başına al. Sakın insanların içine girme, bizler çok nefıs...

Nelere Değer Veriyorsunuz? (Felsefik Anekdot)

Bir gün New York'ta bir grup iş arkadaşı, yemek molasında dışarıya çıkar. Gruptan biri, Kızılderili'dir. Yolda yürürken insan kalabalığı, siren sesleri, yoldaki iş makinelerinin çıkardığı gürültü ve korna sesleri arasında ilerlerken, Kızılderili, kulağına Ağustos böceği sesinin geldiğini söyleyerek onu aramaya başlar.

Diyojen’e Göre Ne Zaman Yemek Yemeli, Ne Zaman Evlenmeli

Biri Diyojen’e sordu: "Ne zaman yemek yemeliyim?" Diyojen cevap verdi: " Zengin isen, canının istediği zaman; fakir isen, bulduğun zaman." diyojen-kpekler.png 77 127 Birisi, "Adam ne zaman evlenmeli?" diye sordu. "Genç ise, henüz evlenme zamanı gelmemiştir. İhtiyar ise, vakti geçmiştir, " dedi.

Piyangonun Zararları/Sonuçları (Gerçek Olay-Felsefi Anekdot)

Avustralya’da devlete ait bir şirketin çalışanları ve aileleri yılbaşı dolayısı ile tertip edilen gecede, bir gece kulübünde eğlenmektedirler. Bir ara bu şirketin genel müdür tuvalete gittiğinde arkadaşları ona şaka yapmak isterler. Adamın çantasını karıştırıp loto biletini bulan yardımcısı biletteki numaraları bir yere kaydeder ve gidip garson kıza şakadaki rolünü anlatıp büyük ikramiyeyi kazanan numaranın bunlar olduğunu ilan etmesini ister. ...

Diyojen ve Büyük İskender’in Babasının Kemikleri

diyojen1.png 15 202 Makedonyalı Büyük İskender Diyojen’i, birbiri üstüne yığılmış insan kemikleri içinden bir şey ararken gördü ve ne yaptığını sordu. Diyojen, "Babanızın kemiklerini arıyorum, " dedi. "Ama hangisinin kölelere, hangisinin babanıza ait olduğunu kestiremiyorum.

Cesaret ve Korku (Felsefik Ankedot)

Cesaret ve Korku Bir Hint masalına göre, kedi korkusundan devamlı endişe ve üzüntü içinde yaşayan bir fare vardı. Sihirbazın biri ona acır ve bir kediye dönüştürür. Fare kedi olur olmaz, bu defada köpekten korkmaya başlar. Sihirbaz onu bu defada bir kaplana dönüştürür. Fakat bu kez de avcıdan korkmaya başlar. Sihirbaz bakar ki, onun korkusunu yenmeye imkan yok, şu cümleyi söyler: “ Sen,...

Hakimin Devletine Güven Sınaması (Felsefik Anekdot)

İngiltere’de, hakimlerin maaşı yoktur. Onun yerine, ihtiyaçları oldukça kullandıkları; kredisi sınırsız çek defterleri yani limitsiz özel harcama yapma yetkileri vardır. İngiliz Devleti, hakimlerine bu kadar çok güvenir. Bir gün hakimin biri bankaya gidip, yazmış olduğu tam 1.000.000 poundluk bir çeki bozdurmak istediğini söylemiş. Tabii ortalık birbirine girmiş. Banka yöneticileri, en üst makamdan onay almadan bu kadar yüksek miktardaki bir meblağı...

Kim Cahilliğini Ortaya Koyar? (Felsefi Anekdot)

Bilgelerden birini dinledim. Diyordu ki: "Hiç kimse cahilliğini itiraf etmez; biri konuşurken daha sözünü bitirmeden lafa başlayan kişi müstesna." Ey akıllı kişi, sözün başı, sonu vardır. Sözün ortasında söze başlama. Akıllı, tedbirli, bilgili insan, eğer susan yoksa söze başlamaz. Susmak, konuşmak... Akıllı bir genç, çeşitli ilimlerden pek çok şey biliyordu. Bundan başka hoş tabiatı vardı. Danışman meclislerinde bulunduğu zaman hiç söz söylemezdi. Bir defa babası, "Oğlum,...

Karıncanın Hayvanlar Alemini Tasnifi (Felsefik Anekdot)

Karıncalar hayvanlar alemini iki sınıfa ayırmaktadır:     a) Aslan, kaplan ve çıngıraklı yılan gibi şefkatli ve iyi huylu hayvanlar b) Piliçler, ördekler ve kazlar gibi yırtıcı hayvanlar...

Derviş Kaşıkları (Felsefik Anekdot)

Bir gün sormuşlar ermişlerden birine; "Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?" "Bakın göstereyim" demiş ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Gelenler oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen 1 metre boyunda kaşıklar. Ermiş; "Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir de şart...