Çarşamba Ayakkabısı

Aytek
Ersan –
Çarşamba Ayakkabısı

Çarşamba Ayakkabısı, halk arasındaki
tanımıyla Basık’ın, Çarşamba ve civar yerleşim birimlerinde yaklaşık 100 yılı
aşkın bir süredir kullanılmakta olduğu söylenmektedir.

…Uygur metinlerinde var olan edik kelimesi
ayakkabı için kullanılan en eski kelimedir ve Orhun Yazıtları, Kutadgu Bilig,
Süheyl ü Nevbahar, Karacaoğlan, Dede Korkut Kitabı, Tarih-i Al-i Selçuk,
Kısas-ı Enbiya gibi tarihsel yazılı kaynaklarda geçmektedir (Çelik, 2010: 4).
Bu nedenle Türklerde çeşitlilik gösteren ayakkabılar için başmak, çarık, çedik,
çizme, edik, sokman, terlik, tomak ve daha pek çok tanım bulunmaktadır.
Bunlardan çarık, tuzla terbiye edilerek gölgede kurutulmuş tek parça gönden
yapılan, Osmanlıdan cumhuriyetin ilk yıllarına kadar ülkemizde köylünün giydiği
en yaygın ve makbul ayakkabıydı (s. 176).

Anadolu’da ayakkabının tarihsel gelişimi
tıpkı dericilik gibi Mısır’dan başlamış, Mezopotamya ve Anadolu’ya doğru,
farklı kültürlerin farklı işlev ve biçimlerinin etkileşimlerine tanıklık
etmiştir.

Bir sanat eseri olarak Çarşamba Ayakkabısında
el emeğine dayalı bölgesel nitelik izlenmektedir.

Anadolu toprakları üzerinde geçmişte
üretilmiş ancak günümüzde üretilmeyen ayakkabılardan olan filar için Çelik;
burnu hafif sivri, sayası ince sahtiyan, küçük yüzlü ve arkası ayağı saran,
tabanı kösele, 18. yüzyılda yangın tulumbacıları tarafından giyildiği için de
tulumbacı yemenisi adını almış olan ökçeli hafif erkek ayakkabısı tanımını
yapmıştır (2010: 73). Bu tanım ve yöre ustalarının aktarımları, fiların
Çarşamba Ayakkabısı’na benzediğini doğrulamaktadır.

Ustalar, daha eski bir ayakkabılardan olan
çarık ve kara lastiğin tek parça olmasından esinlenerek, deriyi tek dikişle
bağlayıp, tek parça olarak kestiler. Tek parça saya ile meydana gelen Basık’ın
hiç şüphesiz en belirgin özellikleri; pürüzsüz, işlemesiz ve bağcıksız
olmasıydı.

Çarşamba Ayakkabısının yoğun olarak
üretildiği ve henüz herhangi bir isimle anılmadığı dönemlerde halk, ayakkabıyı
topuk kısmındaki sayayı katlayarak kullanmaya başlamıştı. Bunun özel bir nedeni
yoktur. Sayanın katlanarak kullanılması ayağın ayakkabıya temas eden kısımları
hariç, topuğun tamamen açıkta kalmasına ve ayağın hava ile temasının artmasına
neden olmuştur. Ayrıca terliğe benzer bu kullanımda ayakkabılar, ayaktan kolay kolay
çıkmamaktadır. Halkın bu buluşu, yörede yaygınlaşmış ve ayakkabının topuk
bölgesindeki sayanın bastırılarak kullanılmasından ileri gelerek Basık
tanımlaması benimsenmiştir (s. 177).

Osmanlılarda ayakkabı imal edip satan
kimselere başmakçı denmekteydi. Farsça bir kelime olan kefşger de ayakkabıcı
anlamındadır. Bu kelime Anadolu’da köşger olarak bilinmektedir. Ayrıca Arapça kavvaf
kelimesi, ayakkabıcılık mesleği ile ilgili diğer kelimelerdendir. Ülkemizde
yakın tarihe kadar babadan oğula geçen bir zanaat dalı olan ayakkabı üretimi;
1950’lerde küçük sanayi görünümü kazanmış, 1970’lerde de sanayileşmeye çabaları
başlamıştır. 1980’li yıllarda küçük atölye üretim şeklinden sıyrılarak,
fabrikalaşma sürecine girmiştir.

1900’lerde yapımına başlanan Basık, 1930’larda
yaygınlaşmış ve yeni ustaların yetişmesine olanak tanımıştır. 1950’lerde tam
anlamıyla yöreye özgü bir ayakkabı olmuş ve adı yavaş yavaş civar bölgelere de yayılmaya
başlamıştır. 1980’lerde ise ayakkabı ustalarının gece gündüz çalıştıkları ve
zaman zaman siparişleri yetiştiremedikleri bilinmektedir. Bu kısa geçmiş ve
yoğun ilgi, Çarşamba ilçesinin ayakkabısı ile anılmaya başlamasına neden
olmuştur (s. 178).

Danalya: Daha çok sayanın kalıba
giydirilmesinde ve dikiş hattının birbirine tutturulmasında kullanılır.

Filo: Köselenin kalıba oturtulması sırasında
kalan fazlalıkların alınmasında kullanılır.

Raspa: Taban astarında oluşan yapıştırıcı
lekelerini temizlemede kullanılır.

Neoprem: Sayanın taban astarına
tutturulmasında kullanılan kimyasal yapıştırıcıdır. Polikloropren olarak da
bilinir (s. 179).

(a) çekiç, (b) danalya, (c) kerpeten, (d)
çark, (e) filo, (f) raspa ve (g) neopren. Ayakkabı malzemeleri; (h) taban
astarı, (i) kalıp, (j) saya, (k) bombe, (I) monta çivisi, (m) kasaburuk, (n)
ağaç çivi, (o) beldemiri, (p) astar, (r) ağaç ökçe, (s) ökçe kapağı, (t) ökçe
çivisi, (u) mostra ve (v) bir çift Çarşamba Ayakkabısı.

Taban astarı: Sayayı ve tabanı birbirine
tutturan ana malzemedir.

Saya: Ayakkabının üst bölümüdür. Çarşamba
Ayakkabısında tek parçadır, işlenmiş olarak kullanılır, astarlıdır. Daha çok
dana derisi, özel siparişlerde de keçi derisi kullanılır. Parlak ve pürüzsüz
olanı tercih edilir.

Bombe: Hafif sert, kâğıttan kalın bu malzeme
ayakkabının burun bölgesinde saya ve saya astarı arasına konularak ayakkabının
burun kısmının sert olmasını sağlar.

Monta çivisi: Sayayı kalıba tutturmada
kullanılır.

Beldemin: Taban astarı ve tabanın ortasına
yerleştirilerek, ayakkabının bel kısmının sağlam olmasını sağlar.

Ağaç ökçe: Çarşamba Ayakkabısının en bilinen
özelliği olan yumurta topuk tanımlaması, bu ökçeden ileri gelir. 35 mm
civarındadır. Ayakkabının yürüyüş esnasında dengesini sağlar, estetik görünüm
verir. En dayanıklısı kayın ağacından olandır.

Mostra: Kalıbın alınmasından sonra oluşan
ayakkabının taban astarı üzerine yapıştırılan ve kendi stampasıyla kesilen ince
deriden malzemedir.

…sayanın elde edilebilmesi için ayak
numaralarına göre stampanın hazırlanması gerekir.

Stampa (…) ayak numarasına göre
boyutlandırılan, ’n ve ‘ u’ harfine benzeyen, altındaki derinin kolay kesilmesi
için gerekli bir araçtır.

…bir profil oluşur ve profil kâğıda
aktarılır.

…profilin simetriği kadar olan alan, stampa
alanını oluşturmaktadır.

…stampa deri üstüne yerleştirilir, uygun
kesim alanına sahip deri bölgesi seçilerek kesilir.

Daha sonra küçük deri parçalarından fileto
kesilir. Fileto; oluşacak sayanın arka kısmında, dikilerek sayanın birbirine bağlanmasını
sağlayan önemli bir elemandır. Tıpkı derinin kesilmesi gibi, kumaş da kesilerek
saya astarı elde edilir. Astar malzemesi ter geçirmez kumaştır. Derinin
kıvrılacağı bölgeyi inceltmek için fileto ve sayaya traşlama yapılır. Astar,
traşlanan hat üzerinden sayaya dikilir. Dikiş hattına yapıştırıcı sürülür,

Astar, saya üzerine kıvrılır ve çekiçle
dövülür. Birbirine yapışmış saya ve astarın arka kısımları dikilerek birbirine
bağlanır ve çekiçle dövülür. Son olarak fileto, arka bölgeye dikilir (s. 181).

…taban astarı yeteri kadar çiviyle kalıba
montalanır.

Sayanın kalıba geçirilmesinden sonra, uç
kısımda saya ile saya astarı arasına bombe yerleştirilir…

…sayanın taban astarına yapışmasını sağlayan
çivilerin tamamı sökülür. Taban astarına yapışmış haldeki sayaya yapıştırıcı
sürülür…

Beldemiri taban astarına yapıştırılır, çekiç
ile dövülür. Taban; taban astarı, saya ve beldemirine yapıştırılır, çekiç ile
dövülür.

…taban, saya ve taban astarının birbirlerine
tutturulması sağlanır.

Ökçe tabana yapıştırılır (s. 189).

…parlatma aşamasında döner fırçaya dolgu
cilası ve kemik mum sürülür…

Kullanan kişinin biçimini alması, çok az
sayıda eşyanın özelliğidir. Kullanılmış bir ayakkabının içi incelendiğinde,
bilhassa parmakların ve topuğun izleri dikkat çeker. Taban; kullanıcının
duruşu, yürüyüşü ve yaşam biçimi hakkında ipuçları verir. Sadece bu özelliğiyle
ayakkabı, bir eşya olmaktan çok ileri bir anlam kazanmaktadır (s. 191).

2007 yılında tescillenen ve bir marka hâline
gelen Çarşamba Ayakkabısının en iyi bilinen modeli yumurta topuk-yumurta
burundur. Bu modelin yanı sıra kesik burun-yumurta topuk, yumurta topuk-5
bağcıklı ve yılan saraç-3 bağcıklı modelleri de imal edilmektedir.

Ersan, Aytek. (2011), Çarşamba Ayakkabısı, Samsun
Sempozyumu 13-16 Ekim Samsun, Bildiriler Kitabı, Cilt: 2, s. 175-193, Samsun
2013