Çapanoğlu Camii -Yozgat- Tarihi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

0
82

Çapanoğlu Camii. Yozgat’ta XVIII. Yüzyılda, Batı üslûbunda inşa edilen cami.

Şehrin merkezî bir yerinde. Cumhuri­yet Meydanı yakınında İstanbulluoğlu mahallesinde bulunan yapı, halk arasın­da Büyük Cami veya Ulucami diye anıl­maktadır. Kesme taştan inşa edilmiş olan cami iki ayrı yapı evresi göstermekte­dir. “İçeri cami” denilen ve binanın gü­ney parçasını teşkil eden bölüm, harimin orta kapısının üzerindeki iç kitabeye gö­re Bozok sancağı valisi Çapanoğlu Mus­tafa Bey tarafından 1193 (1779) yılında yaptırılmıştır. Bu bölüme kuzeyden ek­lenmiş olan ve “dışarı cami” diye anılan mekân ise günümüzdeki giriş revakına açılan Kapı üzerindeki kitabeden anla­şıldığı üzere Mustafa Bey’in kardeşi Sü­leyman Bey tarafından 1208’de (1793-94) inşa ettirilmiştir. Caminin elde bu­lunan vakfiyelerinden ilki, banisi Mus­tafa Bey’in 1 Muharrem 1195. diğeri kardeşi Süleyman Bey’in 23 Safer 1208 ve oğlu Abdülfettah Bey’inki ise 19 Receb 1212 tarihlerini taşımaktadır.

Binanın esasını oluşturan güney bölü­mü dikdörtgen planlıdır. Harimin büyük bir kısmının üzeri, İki kalın fil ayağı ve üç duvar üzerine istinat eden 15,15 m. çapında bir kubbe ile örtülmüştür. Ge­çiş elemanı olarak dört köşeye birer tromp yerleştirilmiştir. Harimin kuzey kısmında, bu kubbe altı mekânına hazır­lık teşkil eden enlemesine dikdörtgen bir bölüm bulunmaktadır. İki kemerle üç bölüme ayrılmış olan bu mekânın üst katı mahfil olarak düzenlenmiş, üzeri işe iki yanda birer küçük kubbe, ortada aynalı tonozla örtülmüştür. Önceleri içe­ri caminin son cemaat yeri iken ilâve mekânla bitişince fonksiyonu değişen dikdörtgen bölümün üzerinde de bu örtü sistemi aynen tekrarlanmıştır.

Dört çifte sütun ile bağlantılı olan siv­ri kemerler, dışarı cami denilen üç bö­lümlü diğer mekâna açılır. Bu bölümler­den yanda yer alan iki tanesi birer kub­be, ortada bulunanı ise bir aynalı to­nozla örtülmüştür. Bu mekân da dışarı­ya üç kapı ile açılmaktadır. Caminin ku­zey cephesinin önünde, iki basamakla inilen uzunlamasına bir seki yer almak­tadır. Cümle kapısının önündeki, tekne tonozlarla bir kubbeciğin Örttüğü, sekiz sütun tarafından taşınan ve son cema­at yeri görevi yapan revak daha geç bir tarihte eklenmiştir.

Aslında içeri camiye ait olan ve bu se­beple batı cephesinin ortasında kalmış bulunan minaresi tek şerefelidir. Doğu cephesinde buna simetrik durumda yer­leştirilmiş kare planlı, kubbeli mekân ise Çapanoğulları ailesine ait türbe olup girişi caminin içinden sağlanmaktadır.

İç süslemesi ve mimari aksamı ile Ba­tı sanatı etkisini taşıyan bu yapı, Türk baroğunun Anadolu’daki en önemli ör­neklerinden birini teşkil ederse de aynı üslûptaki İstanbul yapılarına göre daha sadedir. Kubbe kasnağındaki ağırlık ku­leleri ve “S” şeklindeki payandalarda bu etki fazlaca hissedilmezse de yapının içinde kuvvetli bir şekilde kendini belli etmektedir. Taçkapmın çevresinde renk­li mermerle işlenmiş akantus (kenger) yaprakları, istiridye nişleri, oval kaba­ralar, sert hatlı “C” ve “S” kıvrımları ile gölge-ışık etkisi kuvvetli olan zengin bir düzenleme mevcuttur. Çifte sütunla­rın sarımtırak renkteki mermerden ya­pılma başlıkları, iyon tarzında kıvrımları olan (sepet şeklindeki kompozit) baş­lıkları hatırlatmaktadır. Harim duvar­ları ve fil ayakları, damarlı mermer gö­rünüşünü verecek şekilde boyanmıştır. Bej, kirli beyaz ve yeşil mermerden iş­lenmiş olan mihrabı iki yandan çifte sü­tunlarla sınırlanmış, taç kapıdaki zen­gin süsleme burada da tekrarlanmıştır. Aynı gösteriş ve zengin kompozisyon, renkli mermerden çok dekoratif bir şe­kilde işlenmiş olan minberde de görül­mektedir.

Cami bu taş süslemelere ilâveten ka­lem işleriyle peyzaj ve natürmortlardan oluşan tasvirlerle bezenmiştir. Yapılan son onarımlar bu kalem işlerine zarar vermişse de özellikle mahfilin kubbe ve tonozu içinde çiçek, kıvrık dallar ve yap­raklardan meydana gelen barok tarzında süsleme orijinal kalabilmiştir. Ayrıca mahfil tonozunda barok süslemeli çer­çeveler içine alınmış panolarda cami tas­virleri ve çeşitli meyvelerden oluşan re­simler vardır.

Harimin ilk pencere sırasının üst se­viyesinde, lâcivert zemin üzerine beyaz renkte girift bir nesihle yazılmış Fetih sûresi, üç duvar boyunca bir şerit halin­de uzanmaktadır. Toplam eili dört pen­cere ile aydınlanan yapının her iki bölü­mü de oldukça ferahtır.

Geniş bir avlunun içinde yer alan ca­minin şadırvanı kuzeybatı köşesinde, ka­lan eski parçaların da kullanılmasıyla ilk yapısını hatırlatacak şekilde yeniden in­şa edilmiştir. Abdest muslukları cami­nin kuzey duvarına bitişik olup üzeri sü-tunlu bir sundurma ile örtülüdür. Hazîre, içeri camiyi hemen hemen dışarıdan üç yönden kuşatır. Yüksek bir duvarla çevrilmiş olan avlunun doğudan ve batı­dan kapıları bulunmaktadır. Bugün ca­minin tamamı bakımlı ve ibadete açık durumdadır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi