Çakırcıbaşı Nedir, Ne Demektir, Görevi, Hakkında Bilgi

0
47

Çakırcıbaşı, Osmanlı sarayında av işleriyle uğraşan yüksek rütbeli görevlilerden çakırcıların ve şikâr ağalarının âmiri.

Eski Türk ve İslâm devletlerinde önem­li bir yeri olan avcılık Osmanlılar’da da mükemmel teşkilâtı olan bir kuruluştu. Bu teşkilâtn çeşitli görevlileri vardı. Bun­lardan çakırcılar, padişah ava gittiğinde ellerinde ava alıştırılmış doğan türün­den büyük, yırtıcı çakır kuşlarını tutar­lar ve av için kullanırlardı. Çakırı avın üs­tüne salanlara “çakır salan” denirdi. Bun­lar kendi aralarında baş çakır salan, ikin­ci, üçüncü… yedinci çakır salan gibi bir sıralamaya tâbi tutulurlardı. Özellikle XVI. yüzyıl boyunca avcılıkla ilgili görev­lilerin sayısı artmış, bunlar çakırcıbaşı, şahincibaşı, atmacaabaşı ve doğancıbaşı gibi ağaların emri altında toplanmış­lardı. IV. Mehmed zamanına kadar doğancıbaşının ve doğancıların görevi En­derun’da, diğerlerininki Bîrûn’da idi. Bü­tün şikâr ağalarının en yüksek rütbelisi olan çakırcıbaşı Fâtih’in teşrifat kanun­nâmesinde, av seferleri sırasında padi­şahın yanında yürüme hakkına sahip rikâb ağaları arasında çaşnigîr basıdan önce, mîrâhur’dan sonra zikredilmek­tedir. XVI. yüzyılda ulufesi 160 akçe idi ve dış hizmete genellikle beylerbeyi ola­rak çıkardı. Yerine şahincibaşı. onun ye­rine de atmacacıbaşı tayin edilirdi.

Taşradaki çakırcılar dağlarda çakır yu­valarına çıkıp çakır yavrularını toplar, bun­ları av için yetiştirirlerdi. Bu hizmetleri­ne karşılık vergiden muaf tutulurlar ve timar tasarruf ederlerdi. Padişahların avlanmaları İçin saraya çakır getirenlere bu hizmetlerine karşılık timar tevcih edi­lir ve buna “çakır götürücülüğü timarı” denirdi. XVII. yüzyıl başlarında 271 nefer çakırcı vardı. XVIII. yüzyılda ise sayıları iyice azalmış ve on altıya düş­müştür. Ancak bunların “müteferrika” denilen hizmet erbabının sayısı 148 idi.

XVIII. yüzyıldan itibaren öteki avcılar gibi çakırcıların ve çakırcıbaşının da öne­mi azalmıştır. Nihayet Yeniçeri Ocağı’nın ilgasından dört yıl sonra 1830’da çakırcıbaşılık lağvedilmiş ve çakırcıların dir­likleri mukâtaat hazinesine devredilmiş, çakırcılar da vergiye bağlanmıştır.

Sarayda çakırcıbaşı olup vezîriâzamlığa kadar yükselen kişiler vardır. Meselâ Ermeni asıllı Kayserili Halil Paşa (ö 1039/ 1629) bunlardan biridir.

Diyanet İslam Ansiklopedisi