Çaka Bey Kimdir, Hayatı, Dönemi, Hakkında Bilgi

0
40

Çaka Bey, (ö. 488/1095 [?]) İzmir ve civarındaki adalarda hâkimiyet kuran ilk Türk beyi.      

Ege sahillerinde denizcilik faaliyetleri­ne girişen ilk Türk beylerinden olup kay­naklarda hakkında çok az bilgi vardır. Dânişmendnâme’de Oğuzlar’ın Çavuldur boyuna mensup bir “başbuğ” olarak zikredilir. Hayatı ve faaliyetleri hakkın­da bilinenler, Bizans İmparatoru I. Aleksios Komnenos’un kızı Anna Komnena’nın kaleme aldığı Alexiada adlı esere dayanır. Burada adının (Gr. Tzakhas -Çakhas – Çakas) şeklinde yazılmış olma­sı, isminin Çaka mı yoksa Çakan mı ol­duğu konusunda tartışmalara yol aç­mıştır. Son yapılan tesbitlere göre bu adın doğru şeklinin Çakan olması gerek­tiği belirtilmiştir. XI. yüzyıl eseri olup XIII. yüzyılda yazıya geçirildiği bilinen Dânişmendnâme’ûe ise muhtemelen Mo­ğolca’nın tesiriyle bu ad Çaka şeklini al­mış ve bu şekil yaygınlaşmıştır (s. 85-86, 122).

Çaka Bey, Malazgirt Savaşı’nı takip eden yıllarda Alparslan’ın Anadolu’nun fethiyle görevlendirdiği beylerden biri olup Dânişmendnâme’ye göre Sultan Turasan’ın maiyetinde bulunuyordu. Sul­tan Turasan 20.000 kişilik kuvvetiyle Dânişmend Gazi’den ayrılıp yanında Çaka. Kara Tona ve Hasan Hoşâvendî olduğu halde Kayseri’den İstanbul’a kadar akın­lar yaptı. Ancak onların akınları bir deniz savaşında son buldu. Muhtemelen Çaka Bey bu mücadelelerin birinde Bi­zanslı kumandan Kabalika Aleksandra esir düştü (1078) ve İmparator Nikepho-ros Botaneiates’in sarayına gönderildi. İmparator ona “protonobilissimos” un­vanı ile bazı imtiyazlar tanıdı ve hediyeler verdi. Anna Komnena’ya göre Çaka, sarayda Homeros’u okuyup anlayacak kadar Bizans dilini ve Bizans savaş me­totlarını öğrendi. Hatta Bizans tahtına göz diktiği belirtilen Çaka”nın denizcili­ğe önem vermesinin sebebi İstanbul’u ele geçirme planlarına dayandırılmak­tadır.

1081 “de Bizans tahtına çıkan İmpa­rator I. Aleksios Komnenos tarafından bütün imtiyazları elinden alınan Çaka Bey’in daha sonra İzmir’i ele geçirdiği görülmektedir. Ancak onun İstanbul’­dan nasıl ayrıldığı ve İzmir’i hangi tarih­te aldığı bilinmemektedir. Bu sırada Ana­dolu’nun çeşitli yerleri Türk beyleri ta­rafından fethedilmiş, Bizans’ın Anadolu ile irtibatı kesilmişti. Bu durumdan isti­fade eden Çaka, gemi inşaatından anla­yan birinin de yardımıyla kırk gemi inşa ettirerek oluşturduğu ilk açık deniz Türk donanması ile faaliyete geçti. Kutalmışoğlu Süleyman Şah’ın Halep’te ölümü üzerine İznik tahtına hâkim olan Ebü’l-Kâsım ile Bizans’a karşı ortak hareketlerde bulundu; 1086 yılında İzmit’e yap­tığı hücuma donanmasıyla katıldığı gibi Balkanlar’daki Peçenekler’i de kendi saf­larına alıp Bizans’a karşı ortak bir hare­kât planladı. Fakat Selçuklu ümerâsın­dan Porsuk’un İznik’i muhasara etmesi ve Ebü’l-Kâsım’ın da Bizans ile anlaş­mak zorunda kalması bu planı bozdu. Bu sırada Bizans’ın donanması ile kara ordusu büyük ölçüde çökmüş ve zayıfla­mıştı. Bu fırsatı değerlendiren Çaka Bey, ilk olarak sahil şehirlerinden Urla ve Fo­ça’yı aldı. Daha sonra Midilli ve Sakız’ı zaptedip Sisam ve Rodos’a kadar uzan­dı. Adaları kurtarmaya gelen bir Bizans donanması da mağlûp edildi. Bu Çaka Bey’in ilk deniz galibiyetidir. Bunun üze­rine imparator. Konstantinos Dalassenos kumandasında daha güçlü bir donanma gönderdi. Denizde savaşı kabul etmeyen Bizanslı kumandan Sakız’daki kara sava­şında tekrar yenilgiye uğradı. Savaş so­nunda Bizanslı kumandanla yaptığı gö­rüşmede Çaka Bey, vaktiyle Bizans’ta iken kendisine verilen imtiyaz ve rütbe­leri geri istediği gibi kızının da imparatorun oğlu ile evlenmesini teklif etti; bun­lara karşılık adaları iade edeceğini bil­dirdi. Ancak anlaşma gerçekleşmedi; bu­nun üzerine Çaka Bey Bizans ordusu­nu Sakız’dan tamamen kovmak için kuv­vet toplamak maksadıyla İzmir’e döndü. Konstantinos Dalassenos ise kuvvetlerini yenileyip Sakız Kalesi’ni aldı, oradan Mi­dilli’ye gittiyse de başarılı olamadı.

Çaka Bey bölgede hâkimiyet sahasını genişletmiş ve Bizans’ın ciddi rakibi ol­muştu. Onun asıl hedefi Gelibolu yarı­madası ve Trakya idi. Bunun için de Bal­kanlar1 da Bizans’ı uğraştıran Peçenek-ler’le yeniden temasa geçtiği gibi Bizans hizmetinde bulunan Anadolu Türkleri’-ni de kendi ordusuna çağırdı. Bu arada muhtemelen 1090 yılında Sakız’ı geri al­mış, Bizans’ın Sicilya ile mücadele halin­de olmasından faydalanarak Sisam ve Rodos’u topraklarına katmıştı. Öte yan­dan Peçenekler’le yaptığı İttifaka İznik hâkimi Ebü’l-Kâsim da katılmıştı. Böy­lece sıkışıp kalan İstanbul 1090-1091 kışında büyük sıkıntı çekti. Bu tehlike­li durum karşısında İmparator Aleksios Komnenos Kumanlar’la anlaştı. Çaka Bey ise bilinmeyen bir sebepten dolayı Bi­zans’a karşı girişilecek ortak mücade­leye katılmaktan vazgeçti, yalnız kalan Peçenekler Kumanlar’ın saldırısı sonu­cu çok büyük zayiat verdiler.[94]

Büyük bir tehlikeyi böylece önleyen im­parator adaları kurtarmak üzere faali­yete geçti. Peçenekler’in akıbetine rağ­men Çaka Bey’in cesareti kırılmadı, An­na Komnena’ya göre kendisini impara­tor (basileios) dahi ilân etti. Kısa zaman­da donanmasını güçlendirdi, hedefi İs­tanbul üzerine bir sefer yapmaktı. Hat­ta Anadolu Selçuklu Sultanı Kılıcarslan’a kızını vererek akrabalık kurdu ve du­rumunu daha da kuvvetlendirmeye ça­lıştı.

İmparator Aleksios Komnenos 1092 yılı baharında Midilli’yi kurtarmak üzere Yohannes Dukas’ı karadan, Dalassenos’u da büyük kuvvetlerle denizden gönder­di. Çaka Bey adanın muhafazasını kar­deşi Yalvac’a Alexiadada Galabatzesj bı­rakmış, kendisi de denizde mücadeleye hazırlanmıştı. Bizans ordusu ve donan­masının üç ay süren kuşatması başarılı olamadıysa da daha fazla dayanamaya­cağını anlayan Çaka Bey, askerlerinin adayı sağ salim terketmeleri şartıyla Mi­dilli’yi Bizans’a bıraktı. Ancak Bizanslı kumandanlar teslim şartlarına uymayıp Türk kuvvetleri adayı boşaltırken âni bir hücumla Çaka Bey’in donanmasını tah­rip ettiler. Bir müddet sonra Sisam ada­sı da Bizans’ın eline geçti.

Çaka Bey kısa zamanda “droman” de­nilen hücum gemileriyle çifte kürekli ve üç kürekli gemilerden oluşan yeni bir donanma hazırladı. Midilli, Sakız, Sisam ve Rodos’ta tekrar hâkimiyet kurdu. Fe­tihlerini Çanakkale Boğazı istikametine doğru genişletti. Edremit ile Bizans’ın gümrük kapısı olan Abydos’u aldı. He­defi muhtemelen Trakya’yı geçip İstan­bul’a ulaşmaktı, ayrıca donanmaya da hareket emri vermişti. Onun bu faaliyet­leri hem damadı I. Kılıcarslan hem de İm­parator Aleksios’u tedirgin etmişti. I. Kı­lıcarslan, Çaka Bey’in ülkesini kendi ya­yılma sahası olarak görüyordu. Bu duru­mun farkında olan imparator, Çaka Bey ile I. Kılıcarslan’ı birbirine düşürmek üze­re faaliyete geçti. I. Kılıcarslan’a yazdığı bir mektupta Bizans’tan ziyade kendi­sinin tehlike içinde bulunduğunu bildi­riyordu. Bu çabaları sonucu iki Türk hü­kümdarı aradaki akrabalığa rağmen bir­birine düşman oldu. I. Kılıcarslan ordu­suyla Çaka’ya karşı harekete geçerken bir Bizans donanması da denize açılmış­tı. Abydos’ta bulunan Çaka Bey niyetini öğrenmek için damadının yanına gitme­ye karar verdi. Görüşme teklifini kabul eden Kılıcarslan onu tertip ettiği bir zi­yafet sırasında öldürttü. Çaka’nın biz­zat damadı tarafından öldürüldüğünü kaydeden Anna Komnena, katil tarihini 1097 olarak vermekteyse de bunun yan­lış olduğu anlaşılmaktadır. Zira Kılıcarslan’ın Çaka problemini halletmeden ve Bizans’la barış yapmadan 1096’da Ma­latya’yı muhasaraya gitmesi imkânsız görülmekte, ayrıca 1097’de Haçlılar’ın İznik’i aldıkları ve Kılıcarslan’in Anadolu içlerine çekildiği bilinmektedir. Buna gö­re Çaka Bey’in öldürülüş tarihi 1095 ol­malıdır.

Ölümünden sonra kuvvetleri dağılan, kurduğu sahil beyliği ortadan kalkan Ça­ka Bey, iyi bir teşkilâtçı ve denizci olup Ege sahillerinde ilk Türk tersanesiyle do­nanmasını meydana getirmiş. İzmir ve civarında ilk Türk yerleşmesini sağladığı gibi bu bölgelerin daha sonra Türkmen beylikleri tarafından fethine de zemin hazırlamıştır. Ayrıca Anadolu Selçuklula­rı ite Balkanlardaki Peçenekler’i bir ara­ya getirip Bizans’ın yerinde büyük bir Türk devleti kurma ideali peşinde koş­tuğu da söylenebilir.

Diyanet İslam Ansiklopedisi