Çağatay Han Kimdir, Hayatı, Dönemi, Hakkında Bilgi

0
34

Çağatay Han, (ö. 639/1241) Çağatay Hanlığı’nın kurucusu ve ilk hükümdarı (1227-1241).

Cengiz Han’ın Börte Hatun’dan doğan ikinci oğludur. Çocukluk yıllan hakkında kaynaklarda yeterli bilgi yoktur. Ancak yetişmesinde. Cengiz Han’ın çoğunluğu­nu Uygur Türkleri’nin oluşturduğu mü­şavirlerinin önemli rol oynadığı muhak­kaktır. Cengiz Han, çocuklarının müstak­bel birer hükümdar olarak yetişmeleri için her birine kabiliyetlerine göre vazi­fe ve sorumluluklar dağıtmıştı. Büyük oğlu Cuci’ye avcibaşılığı, ögedey’e vergi­lerin tanzimini, Tuluy’a askerî işleri, Ça­ğatay’a da yasayı düzenleme ve uygula­ma görevini vermişti. Nitekim Çağatay, daha babasının sağlığında millî hukuku en iyi bilen, örf ve âdet hususunda en yüksek yetkiye sahip kişi olmuş ve ha­yatı boyunca da yasaya bağlı kalmıştır. Cengiz Han oğlu Çağatay için “dik kafa­lı ve ketum tabiatlı” ifadesini kullanmış, veliaht tayini sırasında da, “Her kim bil­giyi, yasayı, siyaseti, celâdeti, âyin ve tö­reye riayeti severse Çağatay’a tâbi olsun” demek suretiyle onun Moğol gelenekle­rinden tâviz vermeyen bir mizaca sahip olduğunu belirtmiştir.

Çağatay’ın babası ve diğer üç karde­şiyle birlikte katılmış olduğu Batı sefe­rinde esas hedef Hârizmşahlar Devleti idi. Ancak Moğol kuvvetleri Hindistan, Azerbaycan ve Karadeniz’in kuzeyindeki topraklara kadar ilerlediler. Otrar şeh­rinin alınmasından sonra Cuci Cend ve Barçınlığkent üzerine, Çağatay ve Öge-dey ise Semerkant üzerine yürüdüler. Ancak Hârizmşahlar Devleti’nin merkezi Örgenç’İn kuşatılmasına yine bu üç kar­deş birlikte katıldı. Kuşatmanın uzama­sı üzerine Çağatay ağabeyi Cuci’yi başa­rısızlıkla itham edince Cengiz Han’ın mü­dahalesinden sonra Cuci ve Çağatay kü­çük kardeşleri ögedey’in emrine verildi. Cengiz Han’ın bu davranışıyla iki büyük oğlunu cezalandırmak istediği anlaşıl­maktadır. Ürgenç şehri 1221 yılının Ni­san ayında zaptedildi, daha sonra da Bamyan şehri kuşatıldı ve alındı. Celâleddin Hârizmşah’ı yakalamakla görev­lendirilen Çağatay ise 1221 yılı kış mev­simini Hindistan’da geçirdi. 1222’de Mâverâünnehir’e dönerken Ceyhun nehri üzerindeki yüzer köprüyü yeniden yap­tırdığı gibi yöreyi âsilerden temizleyerek ticarî hayatın da canlanmasını sağ­ladı. Cengiz Han, son olarak Çin’deki Tangut Devleti’ne karşı sefere çıktığı zaman Çağatay’ı Moğolistan’daki kuvvetlerin başında kumandan olarak bırakmıştı.

Çağatay’ın Cengiz Han’ın ölümünden (1227) sonra askerî faaliyetlere katıldı­ğına dair bir kayıt yoktur. Ancak babası üçüncü oğlu Ögedey’i veliaht tayin et­miş olmakla beraber Cengiz Han’ın ha­yatta kalan en büyük oğlu olmasından dolayı -Cuci babasından önce ölmüştü-büyük bir itibara sahip bulunuyordu. Cen­giz Han ve halefleri, Orta Asya’daki Türk devletleri tarafından konulmuş ve uy­gulanmış olan geleneklere umumiyetle bağlı kalmışlardır. 1229’da toplanan ku­rultayda Cengiz Han’ın kardeşi Odtigin ve oğlu Çağatay veliaht Ögedey’e bağlı­lıklarını bildirmişlerdir. Ögedey’in büyük kağan olmasına rağmen yasanın uygu­lanması söz konusu olduğu zaman ve özellikle et, süt vergileri, malzeme ve pi­rinç depolan ile yaylak ve kışlakların ba­kımı, su kuyularının kazılması, bilhassa posta teşkilâtı hakkındaki uygulamalar­da son söz Çağatay’ın idi. Bundan dola­yı Çağatay’ın bazan büyük Kağan Öge­dey’in yanında, bazan da Cengiz Han ta­rafından kendisine verilen bölgede otur­duğu bilinmektedir.

Orta Asya Türk devletlerinde görülen yaylak-kışlak geleneğine uygun olarak Çağatay’ın da yaylak-kışlak olmak üze­re oturduğu merkezleri vardı. Cengiz Han yerleşik halka ve atlı-göçebe hayatı sür­düren toplumlara karşı farklı bir idare, sistemi uygulamıştı. Öyle ki yerleşik hal­ka kendi göçebe devletinin ebedî eser­leri gözüyle bakıyordu. Bu sebeple olma­lıdır ki Çin, Türkistan ve İran’daki bazı şehirlerin yönetimini doğrudan büyük hana karşı sorumlu sivil valilere bırak­mıştı. Nitekim Çağatay’a ait topraklar üzerinde bulunan Buhara. Semerkant. Kâşgar, Hucend ve Fergana şehirleri bu statüye tâbi idiler.

Cengiz Han sağlığında Moğol veraset geleneğine uygun olarak ülkesini oğul­lan arasında taksim etmişti. Bu taksim­de Çağatay’ın hissesine düşen toprak­lar, doğuda Uygur ülkesinden batıda Se­merkant ve Buhara’ya kadar olan böl­gelerdi. Ancak Çağatay Han bu toprak­lar üzerinde merkezî bir devlet kurama­mış, ölümünden yirmi yıl sonra Algu Han tarafından müstakil Çağatay Hanlığı ku­rulmuştur. Çağatay’ın hissesine düşen topraklar üzerinde bulunan yerli sülâle­ler varlıklarını devam ettirmişler, başta Mâverâûnnehir olmak üzere diğer böl­gelerdeki şehirlerin idaresinden Mah-mud Yalvaç, ondan sonra oğlu Mesud Yalvaç sorumlu olmuşlardır. Bu uygula­ma sonucu şehirlerden alınan vergiler­de bir azalma olmadığı gibi Türk dev­letlerinde görülen yerleşik-göçebe anlaşmazlığına da kısmen bir çözüm getiril­miş oluyordu. Mâverâûnnehir Valisi Mahmud Yalvaç bir anlaşmazlık sonucu gö­revinden azledilince Çağatay’ı büyük ka­ğan Ögedey’e şikâyet etmiş, sonunda Mahmud Yalvaç görevine iade edildiği gibi Çağatay da hatasını kabul ederek Ögedey’den özür dilemiştir.

Çağatay Han zamanında devlet idare­sinde vazife almış sivil ve askerî görevliler hakkında kaynaklarda yeterli bilgi yok­tur. Bunlardan, Çağatay Han ve iki hale­fine vezirlik yapmış olan Kutbüddin Ha­beş Amîd ölümüne (1260) kadar bu göre­vini sürdürmüştür. Askerî görevlilerden ise Barulas boyundan Karaçar, Celâyir boyundan Möge ve Haşuk noyanlar, Sünit boyundan Küçük Çağatay ve Sulduz bo­yundan Kişlik noyanlar sayılabilir.

Çağatay Han yasanın koruyucusu ve en üst seviyedeki uygulayıcısı olması se­bebiyle, İslâmiyet’e karşı düşmanca bir tavır takınmıştır. Onun zamanında özel­likle gusül abdesti ve hayvanların kesil­mesi hususunda müslümanlar büyük sı­kıntı çekmişlerdir. Çağatay Han, İslâmî esaslarla bağdaşması mümkün olmayan yasa hükümlerine uymadıklarından dolayı müslüman halkı cezalandırmıştır. Çağa­tay’ın bu gibi hareketlere cesaret edenle­ri acımasız bir şekilde öldürtmesi adının bütün müslümanlar arasında nefretle anılmasına sebep olmuştur. Ölümü üzeri­ne şair Sedîd A’ver, “Etrafa saldığı kor­kudan kimsenin suya giremediği adam şimdi ölümün engin ummanında boğul­du” diyerek bu baskı ve zulmü dile getir­miştir. Çağatay Han belki de sadece İslâmiyete olan düşmanlığı yüzünden hıristiyan dostu olarak telakki ediliyordu. Hatta Marco Polo’da mevcut olan ancak başka kaynaklarda kaydedilmeyen bir rivayete göre vaftiz bile edilmişti (İA, II, 267).

Çağatay Han, kardeşi ögedey Kağan’-dan yedi ay önce Mayıs 1241 ‘de öldü. Başka bir rivayete göre ise 1242 yılında ölmüş ve tahtını torunu Kara Hülâgû’ya bırakmıştır. Kendisini tedavi eden dok­torlar efendilerini yaşatamadıkları için Moğol töresince idam edildiler. Cengiz Han’ın oğullarından sadece Çağatay’ın adı sülâlesine ve bu sülâlenin kurduğu devlete alem olmuştur.

Diyanet İslam Ansiklopedisi