Caber Kalesi (Tarihi Eserler)

29

Tarihi-eserler-3/caber_kalesi_2 Caber Kalesi

Caber Kalesi (Arapça: قلعة جعبر‎, Türkçe: Caber, Ca’ber, Cabir, Ceber kalası), Suriye sınırları içinde Fırat Nehri’nin sol kıyısında kalan, fakat Türkiye’nin toprağı sayılan eski bir kaledir

İslâmiyetten önceki devirde ve İslâmiyetin başlangıcı sırasında buranın ismi Davsara idi. Müslüman coğrafya âlimleri burası için “Davsen” adını kullandılar. Hicri 5. asırda Benî Kuşeyrli Ca’ber tarafından zaptedildiği için bu isimle şöhret bulmuştur. Bu kale 1087’de Sultan Celâleddîn Melikşah tarafından zaptedilmiş ve Halep’teki Ukaylilerin sonuncusu Sâlim’e verilmiştir. 1146’da Musul Emîri Atabeg Zengi tarafından kuşatılmış ise de, ölümü üzerine zaptedilememişti. Ancak daha sonra bu kale Tarihi-eserler-3/caber_kalesi_3 Ukayliler tarafından Atabeg Zengi’nin oğlu Nûreddîn Zengi’ye teslim edildi. 1206’da Harzemşâhların istilâsına, 1260’ta da zâlim Hülâgü’nün yağmasına ve tahribâtına mâruz kalmıştır. Memlûklüler zamânında Haleb’e bağlanan kale, Kılavun’un hükümdârlığının son zamanlarında tâmir edilmiş sonra da Döğer adlı Türkmen Boyunun eline geçmiştir. Döğerli beyler, Memlûklüler ve Osmanlılar zamânında kaleye hâkim olmuşlardır.

Osmanlı vak’anüvislerine göre Ca’ber Kalesi, Osmanlı Devletinin kurucusu olan Osman Beyin büyük babası, Fırat Nehrini geçerken şehid olan Süleymân Şâhın gömüldüğü yerdir. Burada Süleymân Şaha âit olduğu tesbit edilen türbe, Osmanlı Sultânı İkinci Abdülhamîd Han tarafından yeniden yaptırılmıştır. Ca’ber Kalesi Osmanlı Devleti zamânında Rakka kazâsına bağlı bir nahiye merkeziydi. Birinci Dünyâ Harbinden sonra Osmanlı Devletinin yıkılması üzerine 1918 yılı Tarihi-eserler-3/caber_kalesi_1″ 263″ 171″ sonlarına doğru İngilizler tarafından işgâl edildi. Sonradan Sûriye Devleti sınırları içine dâhil edildi.

20 Kasım 1921’de Türkiye ile Fransa hükûmetleri arasında imzâlanan Ankara İtilâfnâmesinin 9. maddesi gereğince; Osmanlı sülâlesinin kurucusu olan Sultan Osman Hanın büyük babası Süleymân Şahın, Ca’ber Kalesindeki Türk mezarı diye tanınan kabri, müştemilâtı ile berâber Türkiye’nin malı sayılmış ve Türkiye’ye orada muhâfızlar bulundurmak ve bayrağını çekmek hakkı tanınmıştır.