Büyük Çarşı -Bursa- Tarihçesi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

32

Büyük Çarşı, Bursa’da bedesten etrafında gelişmiş olan büyük ticaret merkezi.

Halk arasında bugün Kapalı Çarşı adıy­la anılan Bursa Büyük Çarşısı, Yıldırım Bayezid evkafı olarak XIV. yüzyıl sonla­rında inşa edilen bedestenin etrafında pek çok hanın yapılması ve bunların ara­larındaki sokakların iki taraflı dükkân­larla dolması sonunda meydana gelmiş­tir.

Osmanlı Devleti sınırları içindeki şe­hirlerin en başta gelenlerinden olan Bur­sa Büyük Çarşısı ticaret, sanayi ve zenaat merkezi olarak çok gelişmiş ve bu durumunu yüzyıllar boyunca korumuş­tur. Çeşitli vakıflara gelir sağlamak üze­re yapılan Büyük Çarşı’nın çevresinde­ki irili ufaklı hanların her biri belirli es­naf, tüccar ve zenaatkârların bir arada iş gördükleri merkezler olmuş, bedes­tenin etrafındaki sokaklarda da terzi, kazzâz, hallaç, yazmacı, kuyumcu, kavaf vb. çeşitli zenaat erbabının dükkânları toplanmıştı. Ayrıca Bursa ve çevresinde üretilen, başta ipek ve ipek mamulleri olmak üzere türlü ürünlerin alım satımı­nın yapıldığı bir merkez olduktan başka Bursa Büyük Çarşısı her taraftan, hatta yabancı ülkelerden gelen çeşitli malların ticaretinin yapıldığı bir yerdi.

Büyük Çarşı’nın güzellik ve zenginliği, Osmanlı dönemi boyunca Bursa’dan ge­çen yerli ve yabancı seyyahlar tarafından anlatılır. Şehrin fethinden yaklaşık bir asır sonra 1432 yılında Bursa’da on gün kalan Bertrandon de la Broquiere, her türlü ipekli ve pamuklu kumaşların, inci ve değerli taşların, sabunların satıldığı bu pazarları dolaşmıştır. Büyük Çarşı’­nın zenginliği, 1050 Muharreminde buraya gelen Evliya Çelebi ta­rafından da belirtilir. “Sük-ı Sultanî” ola­rak adlandırdığı Bursa Çarşısı ona göre 9000 dükkândır. “Kal’a gibi dört demir kapılı bir bedestân-ı azîmi vardır… Bedestânın dört çevresindeki kuyumcular çarşısı bir ulu yolun dört tarafında vâki olmuş serapa kagir binalardır”. Evliya Çelebi burada kazzâzlar, kavukçular, takkeciler, iplikçiler, bezzazlar, hallaçlar çar­şılarının bulunduğunu bildirir. Yine aynı seyyahın ifadesine göre bedestenin dört çevresini saran bu esnaf dükkânları kur­şun örtülü kemerler halindedir. Ayrıca her köşe başında bir de çeşme vardır. Süslü saraçhanesi, her türlü esnafın mevcut olduğu Uzun Çarşı’sı ve Pirinç Hanı yanında mükellef bir kebapçılar çar­şısı vardır. Bursa Çarşısı’nı tasvir eden pek çok yabancı seyyah arasında, 1836’da Bursa’da birkaç gün kalan Miss Pardoe, Büyük Çarşı’nın bütün Osmanlı dö­nemi boyunca sürmüş olan zenginliğini genişçe tasvir eden bir yazar olarak anı­labilir.

Şehrin dinî merkezi olan Ulucami ile bedestenin arasında, esası Orhan Bey devrine inen Emîr Hanı (Bey Hanı) inşa edilmiştir. Ulucami ile Orhan Bey İma­reti (Camii) arasında ise Sultan II. Bayezid tarafından İstanbul’daki cami ve va­kıflarına gelir sağlamak üzere yapılmış muhteşem bir mimari eser olan Koza Hanı yer alır. Emîr Hanı ile Koza Hanı arasında da Büyük ve Küçük Zeytin han­ları adlarıyla anılan çok küçük iki han daha bulunuyordu.

Bedestenin batı tarafında olan Eski Harîr (Arabacılar) Hanı, herhalde 1855 zelzelesinde büyük ölçüde zarar görerek yıkılmış bir halde günümüze kadar gelmiştir. Arabacılar Hanfnın kuzeyba­tısında bulunan Pirinç Hanı ise Bursa Çarşısı Külliyesi içindekilerin en büyü­ğüdür ve Kâmil Kepecioğlu tarafından bir arşiv belgesinden tesbit edildiğine göre Sultan II. Bayezid tarafından yap­tırılarak 914 yılı Rebîülevvelinde (Tem­muz 1508) tamamlanmıştır. Bu han da 1855 zelzelesinde büyük ölçüde zarar görmüştür. Bedestenin kuzeyinde Ka­raca Bey ve Kuşbazlar hanları bulunu­yordu. Karaca Bey Haninin doğusunda ise Bursa Çarşısı’nın önemli parçaların­dan olan Sipahi Çarşısı yer alır. Batı-doğu yönünde uzanan dikdörtgen biçimli bu kagir yapının ortasındaki yol kısmını peşpeşe sıralanan dört kubbe örter. İki tarafta da bu yola açılan tonozlu dük­kânlar dizilir. Sipahi Çarşısı’nın batı ta­rafındaki ucunda, şehrin sokak dokusu yüzünden yamuk biçimde yapılmış bir kanat bulunur. Bunun da ortasında bir kubbe ile iki ayrı cephedeki girişlerinde beşik tonozlar vardır. Kâzım Baykal’ın yazdığına göre evvelce bu çarşıya para­lel ve aynı büyüklükte bir çarşı daha var­ken 1300’den (1882-83) sonra bugün Cumhuriyet caddesi adıyla anılan yolun açılması sebebiyle burası kesilmiştir. Fa­kat Baykal’ın bu hususta kaynak gös­terdiği 1278 (1861-62) tarihli Bursa şe­hir planında böyle bir yapı teşhis edile­memiştir. Bedesten ile Sipahi Çarşısı ara­sındaki iki tarafı dükkanlı yol, yakın ta­rihlere gelinceye kadar, üstü ahşap çatı ile örtülü Gelincik Çarşısı adıyla bilinir­di. Baykal’ın tesbitine göre 914 (1508) tarihli belgelerde de buranın adı Sûk-ı Gelincik olarak geçmektedir.

Bazı belgelerden bu çevrede daha baş­ka hanların bulunduğu öğrenilmektedir. Pirinç Hanı ile Karaca Bey Hanı arasın­da, Yeşilcami Külliyesinin mimarı Hacı İvaz Paşa’nın camii yakınında olan İvaz Paşa Hanı’nın sadece bazı duvar izleri kalmıştır. Buralarda Sofpazarı, Neccarlar Çarşısı, XV. yüzyılda varlığı bilinen Katır Hanı, 1454’te vakfedildiğine dair kayıt bulunan Tuz Hanı vardı. Ertuğrul Camii’nin kuzeyinde Eskiyeni Hanı bulu­nuyordu. Demirtaşpaşazâde Ali Bey oğlu Mahmud Çelebi tarafından 889’da (1484) yaptırılan bu han da tamamıyla ortadan kalkmıştır.

Bedestenin doğusunda birbirine kom­şu olarak dört han daha vardı. Bunlar­dan bedestene en yakın olanı Geyve Ha-nı’dır ve Çelebi I. Mehmed’in Yeşilcami evkafındandır. En doğudaki Fidan Hanı ise Bursa Çarşısı’nın büyük hanlarından olup XV. yüzyılda inşa edilmiştir. İkisi arasında yer almış olan Yeni Harîr Hanı ile Küçük Sandıkçılar Hanı ise ortadan kalkmıştır.

Büyük Çarşı, tarih boyunca yangın ve­ya zelzele gibi âfetlerle zarar görmüş olmakla beraber asıl 1855’te şehirde çok büyük ölçüde tahribat yapan zelzelede harap olmuş ve yıkılan dükkanların yer­lerine yapılan yenileri çarşının tarihî gö­rünümünü bozmuştur. Bütün Türk dev­ri boyunca esas dokusunu korumuş olan Büyük Çarşı, bu felâketten sonra bir de yeni caddelerin açılması yüzünden pek çok unsurunu ve özelliğini kaybetmiş­tir. Subhi Bey idaresinde çizilerek 1278 (1861 -62) yılında basılan Bursa şehir pla­nı Büyük Çarşı’nın bütününü ana çizgi­leriyle aksettirir. Ancak 1958’de çıkan büyük bir yangın bu çarşının hemen he­men bütünüyle mahvına sebep olmuş­tur. Bu felâketin tek faydalı tarafı, da­ha önce yapılan çirkin ilâvelerin bu ara­da yok olmasına ve bazı yerlerde eski kalıntıların meydana çıkmasına yol aç­mış olmasıdır.

Büyük Çarşı esnafının anlaşarak çar­şının bütünüyle ihya edilmesini program­laması sonunda çarşı komşu hanlarla birlikte restore edilmiştir. Fakat yıllar süren bu çalışmaların arkasından, ihya edilen Büyük Çarşı’daki dükkânlar gü­nümüzde madenî doğramaları, vitrinleri ve reklam levhaları ile çarşının tarihî karakterini yeniden bozmaya başlamış­tır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi