Bursalı Fahri Dede Kimdir, Hayatı, Sanatı, Hakkında Bilgi

27

(ö. 1020/1611 [?]) Osmanlı kat’ sanatının en meşhur sanatkârı.

Kat (kâğıt oyma) sanatının Batı’da da tanınmış olan bu büyük üstadının hayatı hakkında yeterli bilgi yoktur. Bursa’da doğduğu için Bursalı Fahrî diye meşhur olmuştur. Bir eserine “Fahreddin Burû-sevî” olarak imza attığına göre adı Fah­reddin, mahlası Fahrî’dir. Eserlerinde genellikle Fahrî mahlasını kullanmıştır. Medrese tahsilini zamanının âlimlerin­den Kemalzâde (Edirneli Ali Çelebi) Efendi’den (ö. 1005/1597) tamamladığı bi­linmektedir. A. Süheyl Ünver onu Mevlevî dedesi olarak kaydetmişse de diğer kaynak­larda bu bilgiye rastlanmamaktadır. Kat sanatını nerede ve kimden öğrendiği tesbit edilemeyen Fahrî’nin sanatında ulaş­tığı seviye onun hat, tezhip, cilt ve min­yatür dallarında da iyi bir eğitim gör­müş olduğunu göstermektedir. Fahrî’nin ölüm tarihi kesin olarak belli değildir. İs­mail Belîğ ve Bursalı Mehmed Tâhir 1020 (1611), G. Jacob 1027-1028(1618-1619) ve A. Grohmann 980 (1572) yıllarını ka­bul etmişlerdir. Hayatının büyük bir kıs­mını geçirdiği İstanbul’da vefat eden sa­natkârın Edirnekapı Mezarlığı’nda Hat­tat Abdullah Kırîmî yakınına gömüldü­ğü bilinmekteyse de kabri bugün mev­cut değildir.

XVII. yüzyılın başlarında sanat hayatı­nın en verimli devrini yaşayan Fahrî’nin müzelerde bulunan eserleri onun kâğıt oyma sanatında elde ettiği mevkii ispat edecek niteliktedir. Âlî Mustafa Efen­di Menâkıb-i Hünerverân’da Fahrî’den, “Rûmiyan’dan Bursalı Fahrî ki kıta katında lâ nazîr-i âlem ve bahçe terti­binde ve şükûfe ve ezhârın envâını kes­mekte gösterdiği eşsiz sanat kudreti her yerde makbul ve müsellemdir” diye bahseder. İsmail Belîğ Güldeste-i Ri-ydz-i İrfân’öa, “Elinden ince işler çıkar­dı. Kısa zamanda bir hüsn-i hat kıtasını maharetle keserdi” demektedir. Fah­rînin günümüze intikal eden eserlerin­deki müennes (oyuk kalan kısım, dişi] ve müzekker (oyulup çıkarılan kısım, erkek) manzara oymaları, ta’lik kıtaların oyma zemin süslemeleri çok hassas ve pürüz­süz kesilmiştir.

Fahri, I. Ahmed için Sa’dî-i Şîrâzî’nin Gülistan adlı eserini başından sonuna kadar rengârenk kâğıtlarla, ince motif­ler, çiçekler, resimlerle süslemiş, yer yer geçen şiirleri de ta’lik hatla keserek ha­zırlamış, fakat padişah bunu beğenme­miştir. Fahrî günlerce emek sarfederek meydana getirdiği eserine sultanın iti­bar etmeyişine üzülmüş, ancak Dârüs-saâde Ağası Mustafa Ağa’nın tekrar hu­zura kabul edilmesi için vasıta olması üzerine padişah sedefkârî küçük bir sandukayı kendisine hediye ederek gön­lünü almıştır. Daha sonra aynı eseri IV. Murad çok beğenmiştir. Eserin bugün nerede olduğu bilinmemektedir. Ancak Viyana Millî Kütüphanesi’nde III. Murad’a takdim edilmiş 1572 tarihli bir albüm veya murakka’ bulunmaktadır. Bu albümde erkek ve dişi oyma ta’­lik kıtalar, çiçek ve bahçe manzaraları vardır. Albümde bulunan bir tablo da yeşilin bütün tonlarının verildiği ağaç­lar, rengârenk lâle, karanfil, gül, yase­min ve bülbüllerle en ince teferruatına kadar iki bahçe tasviri resmedilmiştir. Bu eserler üzerinde G. Flügel. J. von Karabacek ve Sahabettin Uzluk araştırma yaparak albümü yayımlamışlardır.

British Museum’da Fahrînin satır ara­ları çiçek motifleriyle süslenmiş nestalik bir kıtası bulunmaktadır. Ayrıca Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde er­kek ve dişi on yedi adet kıtası vardır. Bunlardan ikisi Bağdat Köşkü’nde. on beşi de Hazine Kitaplığı’ndadır. Fahri’nin Ankara Türk Ocağı teşhir sa­lonunda erkek-dişi iki kı­tası mevcuttur. Bursalı Mehmed Tâhir, Said Halim Paşada Fahrî oyması enfiye kutusu, Keçecizâde Reşad Fuad’da bir keşkül. Bursalı Hacı İbrahim Efendi’de “nasîhatü’l-ulemâ”, Prens Abbas Halim Paşa’da bir kıtasını gördüğünü yazıyor­sa da bunların bugün nerede olduğu bi­linmemektedir.

Fahrînin bunlardan başka Kubbealtı Kültür ve Sanat Vakfı Ekrem Hakkı Ayverdi hat koleksiyonunda müennes bir ta’lik kıtası, Halim İbrahim Ar­da’da erkek-dişi karışık bir ta’lik kıtası, Hasan Fehmi Enata’da iki ta’lik kıtası, Nureddin Rüştü Büngül koleksiyonunda yer aldığı Eski Eserler Ansiklopedisi’nde neşredilen fotoğrafından anlaşılan, fakat halen nerede olduğu bilinmeyen bir çiçek resmi tesbit edilmiştir. Onun kat’ sanatından başka fildişi, bağa, ah­şap ve maden üzerine oymaları da “Fah­rî oyması” diye meşhur olmuştur.

Hattatlık, mücellitlik ve müzehhiplik-le sıkı bir ilgisi olan ve XV. yüzyılda Herat’ta müstakil bir sanat kolu olarak ge­lişen kaf sanatının XVI. yüzyılda Osman-lılar’da diğer İslâm sanatları gibi geliş­mesi yolunda en ciddi adımlar atılmış­tır. Bursalı Fahrî’nin de kat’ sanatının gelişmesinde önemli rol oynadığı anla­şılmaktadır.

TDV İslam Ansiklopedisi