Burjuvalaşma Goldthorpe ve Lockwood

Burjuvalaşma Goldthorpe ve Lockwood

Burjuvalaşma tezi belirli bir yazara mal edilemez. Bu tezin kaynağı, daha ziyade, 1950’lerin sonu ve 1960’ların başlarında Clark Kerr, Jes- sie Bernard ve F. Zvveig gibi sosyologlar, Richard Rose ve David Butler gibi siyaset bilimciler ve Tony Crosland gibi politikacılardan oluşan farklı yazarlar topluluğudur. Hatta bu tez VVerner Sombart ve Robert Michels’in 20 yüzyılın ilk yıllarındaki fikirlerine dayandırılabilir; bu düşünürlere göre, gelişmiş sanayi toplumlarında işçi sınıfı ve orta sınıflar, Kari Marx’ın tahminlerinin aksine, çatışmaktan çok birbirleriy- le yakınlaşma içindedirler.

1950’lerin sonlarında, (başbakan Harold Macmillan’ın “asla böyle iyi bir durumda olmadınız” sözünde de ifadesini bulan) artan refaha paralel olarak, kitlesel üretimi yapılan tüketim mallarının yaygınlaş­ması, yoksulluğun açık bir biçimde giderilmesi, üçüncül sanayiler büyürken birincil sanayilerin azalması Ingiltere’nin bir orta sınıf top­lumu haline geldiğini ve bizlerin burjuva bir yaşam tarzını benimse­diğimizi göstermektedir. Bu tez, özellikle Muhafazakâr Parti’nin Bri­tanya politikası üzerindeki süregelen hâkimiyetini, buna karşın İşçi Partisi’nin 1959 seçimlerinde eski gücünü tekrar kazanamamasını açıklamakta kullanılmıştır. ‘İdeolojiler öldü’ ve ‘yönetilmeye evet’ konsensüslerinin sağlandığı savaş sonrası ‘liberal’ sınıfsız toplum rüyası gerçekleşmiş görünmektedir. Proleter devrim Kari Marx’ın hayâl gücünün ürününden başka bir şey olarak görünmemekte, işçi sınıfı ‘çözülmekte’ ve kapitalizme karşı ayaklanmamakta, aksine kitle­ler bu sistemi kucaklar görünmektedir.

Bu tez, John Goldthorpe, David Lockvvood, Jennifer Platt ve Frank Bechhofer tarafından 1968 yılında yayımlanan ‘zengin işçiler’ adlı ünlü bir dizi çalışmada sınanmış ve büyük ölçüde reddedilmiştir. Goldthorpe ve Lockvvood sosyal tabakalaşma alanında ünlü simalar-

 

Goldthorpe 1970’lerdeki Oxford Hareketlilik Çalışmaları, Lock- wood da Siyah Yakalı İşçiler (1958) ve Toplumda İşçi Sınıfı İmajındaki Değişimin Kaynakları (1975) gibi yayınlarla tanınmışlardır. Platt ve Bechhofer Sussex ve Edinburgh Üniversitelerinde öğretim üyesidir.

FİKİR

Goldthorpe ve Lockvvood burjuvalaşma tezini şöyle özetler:

bedenen çalışan işçiler ve aileleri nispeten yüksek gelir düzeyleri ve hayat standartlan içinde yer aldıkları için, tipik olarak onların ‘orta sınıf’ bir hayat tarzına sahip oldukları ve aslında kademeli olarak orta sınıfa dahil oldukları farz edilir (Goldthorpe & Lock­vvood, 1968).

1950’ler ve 60’ların bu tezi özellikle ‘üst’ katman işçi sınıfına, yani yeni sanayi dallarında yüksek ücretle çalışan vasıflı beden işçilerine odak­lanma eğilimindedir. Bu ‘zengin’ işçilerin dört temel düzeyde alt-orta sınıfların bir parçası haline geldikleri görülmektedir:

  • Ekonomik açıdan. Orta sınıf ve işçi sınıfının gelir ve tüketim ka­lıpları giderek birbirine benzemektedir. Vasıflı işçiler, artık, daha önceleri orta sınıfın tekelinde görünen araba ve hatta ev gibi lüks tüketim maddelerini almak için bütçelerinden pay ayıra­bilmektedir.
  • Kültürel açıdan. Zengin işçiler boş zaman faaliyetleri, oy verme alışkanlıkları ve hatta çocuklarını yetiştirme yöntemleri bakı­mından orta sınıf tutum ve hayat tarzını benimsemiş görün­mektedirler.
  • Teknolojik açıdan. Otomasyonun girdiği yeni fabrikalarda işçiler ve yönetici kademe arasındaki geleneksel bölünmeler ve ayrım­ların ortadan kalkmakta olduğu görülmektedir. Vasıflı işçiler beyaz yakalı teknisyenlerin statülerine ulaşmaya başlamışlardır ve ‘takım’ın bir parçası olarak yönetimin yanında çalışmaktadır­lar. Makineler daha fiziksel ve sıradan görevleri yerine getirdik­leri için, işçiler, daha ilginç ve arzu edilen işlerde çalışma özgür­lüğüne sahip olmaya başlamışlardır. Uyum ve iş doyumu çatış­ma ve yabancılaşmanın yerini almış görünmektedir.
  • Ekolojik açıdan. Bu işçiler Kuzey’in gerileyen sanayilerinden Gü- ney’in daha yeni ve büyüyen sanayilerine doğru kaymaktadır; böylece geleneksel işçi sınıfı toplulukları dağılmakta ve sınıf da­yanışması gibi düşüncelerin yerini normalde orta sınıfla bağlan­tılı kendine-dayanma ve bireycilik almaktadır.

Goldthorpe ve Lockvvood, bu tezi en uygun koşullarda sınamak için, zengin ve gelişmekte olan Luton bölgesinde Vauxhall Motors, Skefco BalI Taşımacılık Şirketi ve Laporte Kimyasal’da çalışan 229 beden işçisinden oluşan bir örneklem grubu üzerinde araştırma yapmıştır. Bu işçiler yüksek ücretliydiler, hepsi de evliydi ve % 57’sinin kendine ait bir evi vardı. Bu çalışmada ‘burjuvalaşma’nın kanıtları dört temel alanda aramıştır: işe karşı tutumlar; topluluk içindeki etkileşim kalıp­ları; özlemler; toplumsal perspektifler ve politik görüşler. Bu çalışma üç ana başlık altında sunulmuştur:

Ekonomik faktörler

Bu zengin işçiler, yüksek ücretlerine rağmen, bedensel-olarak çalış­mayan emsalleri kadar kazanamamaktadırlar. Bunların kabarık bir hesapları, emekli aylıkları yoktur veya şirket araçlarından yararlana­mazlar. Diğerleriyle aynı iş güvencesine ve ücret ‘sürekliliğine’ sahip değillerdir. Onlarla aynı terfi imkânlarından yoksunlardır ve ücret yüksekliği büyük ölçüde fazla mesaiden kaynaklanmaktadır.

Normatif faktörler (tutum ve değerler)

Luton işçileri işlerini sevmemekte, genellikle son derece sıkıcı ve hatta yabancılaştırıcı bulmaktadırlar; İşi sadece yüksek ücret düzeyle­ri nedeniyle kabullenmektedirler. Onlar kendilerini firmaya bir beyaz- yakalı çalışan kadar bağlı hissetmez, firmanın sosyal aktivitelerine bile nadiren katılırlar. İşe karşı oldukça araçsal bir tutum içindedirler; işi kendilerine sağlayabileceği şeyler için yapmaktadırlar.

Benzer biçimde, onlar tipik olarak orta sınıftan ziyade işçi sınıfı tu­tumlara sahiplerdir, işçilerden % 67’si kendini işçi sınıfından biri ola­rak görmekte, sadece % 14’ü kendini orta sınıftan biri olarak değer­lendirmektedir; onların % 80’i 1959 seçimlerinde İşçi partisine oy vermiş ve bu partiyi işçi sınıfının partisi olarak görmüşlerdir, geniş bir çoğunluk sıkı sendikacıdır. Sonuç itibariyle, bu işçiler toplumu, orta sınıf gibi bireysel yeteneklere açık bir fırsatlar merdiveni (bir prestij modeli) olarak görmekten ziyade, kollektivist bir söylem içinde, sen­dikaları daha yüksek kazançlara ulaşmanın bir aracı olarak destekle­mişlerdir (güç modeli).

İlişkilerle ilgili faktörler

Ne de bu işçiler, özel malikânelerde yaşama veya bölge golf kulübü benzeri kurumlara üyelik gibi orta sınıf bir hayat tarzı veya statüsü

 

özlemi içindedirler. Luton işçileri genellikle akrabaları ve arkadaşla- nndan oluşan gruplara katılırlar ve daha özel sosyal çevrelere girme arzusu sergilemezler.

Bu yüzden, Luton araştırması bu zengin işçiler örneklemini tipik bir orta sınıf kategorisi olarak görmez. Ancak onlar tipik işçi sınıfı özellikleri de sergilemezler. Bu işçiler lüks bir hayat tarzı sürdürebilir­ler; fakat çocuklarının eğitimleri ve geleceklerine büyük bir ilgi gös­terdikleri özel ve ev-merkezli bir hayat tarzını benimsemişlerdir. Ge­rek sendikalara gerekse işçi partisine verdikleri destek, duygusal olmaktan çok araçsaldır; yani onlar bu desteği daha ziyade sosyaliz­me ulaşmak için değil, yüksek ücretler ve sosyal yardımlara ulaşabil­mek için vermektedirler. Oldukça maddecilerdir ve toplumu, gele­neksel işçi sınıfındaki gibi ‘biz ve onlar’ biçiminde (güç modeli çerçe­vesinde) değil, aksine gelir dağılımı temelinde, çoğunluğunu ‘çalışan insanlar’ın oluşturduğu ve birbirlerinden çok zenginler ve çok fakirler biçiminde ayrılmış büyük bir merkezî sınıfa sahip bir şey olarak görür­ler. Geleneksel bedensel/bedensel-olmayan iş ayrımı önemli görül­mez. Dolayısıyla Goldthorpe ve Lockvvood şu sonuca ulaşır: bu yeni “türedi” zengin işçi sınıfı (iki gruba da yakınlaştıkları birçok nokta olmasına rağmen) ne orta sınıf ne de işçi sınıfı sayılabilir, aksine o özel yeni bir işçi sınıfıdır: geleneksel işçi sınıfı kökenden gelen bu işçilerin davranışları daha çok içinde yer aldıkları orta sınıf ortamlara uygun düşmektedir; ancak burjuvalaşma tezinde öne sürüldüğü gibi, onların nasıl davranacaklarını (gelirler değil) bu ortamlar’belirler’.

KAVRAMSAL GELİŞİM

Genellikle, Goldthorpe ve Lockvvood’un araştırması burjuvalaşma tezinin reddi olarak görülür, zira birçok araştırma onun, modern işçi sınıfı daha özelleşmiş ve araçsaldır ve günümüz sınıf yapısı sanayi ve hayat tarzlarının değişimiyle ‘parçalanmaktadır’ düşüncesini destek­lemiştir.

‘Zengin İşçiler’ araştırması ayrıca araştırma tarzı bakımından da övgüye değer bulunmuştur. Onun yeni-Weberci ‘eylem’ yaklaşımı hem büyük sörveylerin zayıf yanlarını hem de olgular ve rakamların yanı sıra ‘yorumcu tutumlar’ı kullanmanın avantajlarını göstermiştir.

İronikolan, 1970’lerde işsizlik ve sendikal mücadelelerin arttığı bir dönemde alternatif ve Marksist bir bedensel/bedensel-olmayan işler ‘yakınlaşması’ tezinin gelişmesi, ancak bu kez, ‘proleter’ tutum ve davranışları benimseyen alt orta sınıfların ortaya çıkmasıdır – Braverman’ın proleterleşme tezine bakınız. Ancak bu tez de sonunda reddedilmiştir.

Bununla beraber, Thatcher’ın 1979 seçimlerini kazanması ve 1983 ve 1987’de yeniden kazanmasıyla burjuvalaşma tezi yeniden canlanır gibi oldu. Bu tez Güney Doğu İngiltere’de yaşayan vasıflı işçilerden kaynaklanır görünen önemli desteği açıklamakta kullanılmıştır. İşçi Partisi, aksine, sadece geleneksel merkezler Kuzey Ingiltere, İskoçya ve Wales bölgesinde yoğunlaşan ve buralarda varlığını sürdüren işçi sınıfı için çekim gücü olmayı sürdürür görünmektedir