Boyalıköy Külliyesi Tarihçesi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

27

Boyalıköy Külliyesi, Anadolu’da Orta Asya Türk geleneklerini devam ettiren bir mimari eser.        

Afyonkarahisar’dan Sincanlı İlçesine giden yol üstünde aynı adı taşıyan köy­de bulunmaktadır. Külliye iki türbe ile bir hankah veya zaviyeden meydana gel­miştir. Köyün dışında bulunan külliyenin yapılış tarihi ve banisi hakkında kesin bilgi yoktur. XVII. yüzyılda buradan ge­çen Evliya Çelebi “Karye-i Boyalu” dedi­ği bu yere de uğramıştır. Onun verdiği bilgiden anlaşıldığına göre Alidağı ete­ğinde kurulmuş 100 haneli bir müslüman köyü olan Boyalıköy Osman Paşazâde’nin zeametidir. Buradaki külliye, güzel bir bahçe ortasında kurulmuş bir tekke veya hankahtır. Merkezini, içinde Seyyid Kureyşî’nin yattığı kümbet-türbe teşkil eder. Boyalıköy Külliyesi Os­manlı devrinde bir ziyaretgâhtır ve XVII. yüzyıl içlerinde bu tekkenin hizmetini Bektaşî dervişleri görmektedir. Seyahatnâme’nin bazı yazma nüshalarında velînin adının Kureyşî olarak kay­dedilmiş olmasına karşılık başka bir yaz­ma nüshada bu ad Kuretî, Kureytî veya Kurtebî okunacak şekilde yazılmıştır.

XVII. yüzyılda tekke hüviyetinde olan bu binanın tekkelerin öncüsü olan bir hankah olduğu açıkça bellidir. Kümbet-türbe Seyyid Kureyşrnin kabrine tahsis edilerek esas bina buradan gelip geçen­lerin, ziyarete gelenlerin ve aynı zaman­da türbeye bakanların barınmaları için yani hankah olarak yapılmıştır. Sonrala­rı, herhalde Osmanlı devri içlerinde, bel­ki de XV. yüzyıldan itibaren burası bir Bektaşî tekkesi halini almış, halk ara­sında Boyalı Sultan Tekkesi olarak da tanınmıştır. Halbuki Evliya Çelebi Boyalı adının, Uşak halılarının ipliklerinin bo­yanmasında kullanılan bir kırmızı boya­nın ham maddesinin bu köyden çıkarıl­dığı için verildiğini bildirir. Eski şer’iyye sicillerinden 1158 (1745) tarihli bir kayıt­ta ise Boyalıca adı geçmektedir.

Afyonkarahisar ve çevresine dair bü­tün yeni yayınlarda külliyenin kurucusu olarak Kureyş b. İlyâs b. Oğuz gösteril­mekte ve bunu belirten bir mezar san­dukası yazısının varlığı da bildirilmekte­dir. Bugün kümbet-türbenin içinde böy­le kitâbeli bir sanduka yoktur. Eskiden çini kaplı olduğu bazı kalıntılardan anlaşılan sanduka çok harap bir haldedir. Afyon Müzesi’ndeki bir tescil defterin­de ise 18 Ocak 1941 ‘de yazılan bir ka­yıtta velînin adı Kureyş b. İlyâs b. Ayaş olarak gösterilmiştir. Fakat müze mü­dürü olarak bu kaydı yazmış olan Süley­man Göncer kendisiyle görüşüldüğünde türbede bir kitabe görmediğini bildirmiş­tir. Köylüler bir kitabenin evvelce var ol­duğunu, fakat bunun sökülerek İstan­bul’a götürüldüğünü söylemişlerdir. Kı­sacası türbede ne bir taş kitabe ne de sanduka üzerinde bir çini kitabe vardır. Külliyeye adını veren şahsın Afyon dışın­daki Altıgöz Köprüsü’nün 606 (1209-10) tarihli kitâbesindeki Ebü’l-Vefâ İl­yâs b. Oğuz ve Kütahya yakınındaki Ka-racaviran’da ribât-tekkenin 608 (1211-12) tarihli kitâbesindeki Kurşî b. İlyâs b. Oğuz ile aynı kişi olabileceğini iddia et­mek mümkün değildir.

Boyaliköy Hankah-Tekkesi bilinmeyen bir tarihte harap bir duruma girmiş, bel­ki de Kurtuluş Savaşı şırasında tahribe uğramıştır. 1968’deki ziyaretimizde çok harap ve bazı kısımları yıkılmış halde idi. Türbeler de aynı derecede harap ve ba­kımsızdı. Hatta hankahın tamamen yık­tırılarak taşlarının bir okul inşaatında kullanılması düşünülmüştü. Şahsen yap­tığımız bir başvuru üzerine Vakıflar İdaresi’nce 1970 yılında bazı çalışmalara girişilerek İçindeki moloz temizlenmiş, yıkık kısımlar yeniden yapılmıştır.

Külliyenin etrafını evvelce bir duvarın çevirdiği anlaşılmaktadır. Evliya Çelebi’nin verdiği bilgiye göre o devirde gü­zel bir bahçe halinde olan bu sahada kı­rılmış ve devrilmiş durumda pek çok sa­yıda mezar taşı bulunmaktadır. Afyon müzesinde görülen, üstlerinde insan tas­virleri olan İslâmî devre ait mezar taş­larından bir kısmının buradan götürül­düğü de söylenmektedir. Yayınlarda hep medrese olarak adlandırılan hankah dikdörtgen biçiminde, eşit ölçülerde olma­yan yontma taşlardan yapılmış bir binadır. Kemerlerde tuğla kullanılmıştır. Duvarlarda pek çok sayıda Bizans dev­rinin işlenmiş parçalarına rastlanır. Han­kahın boyu 22 m., eni ise 15 m. kadar­dır ve sanıldığı gibi iki katlı olmayıp tek katlı olarak yapılmıştır. Sadece giriş deh­lizinin üstünde bir oda bulunuyordu. Gi­riş dehlizi iki yanındaki tonozlu odalar­dan geniş bir orta sofaya açılmaktadır. Bunun ortasında devşirme dört Bizans sütunu ile desteklenen bir kubbe bulu­nuyordu. Orta sofanın son bölümü ise mihraplı olduğuna göre mesciddi. Sofa­nın iki yanında beşik tonozlu ikişer oda vardır. Boyalıköy Hankahı plan bakımın­dan Diyarbakır’ın Eğil bucağının Tekke köyündeki yapı ile büyük benzerlikler gösterir.

Külliyenin öteki iki unsurundan biri kümbet, diğeri eyvan biçiminde iki tür­bedir. Hankahın kıble duvarı ile aynı çiz­gi üzerinde ve 580 m. uzağında olan ey-van-türbe değişik renklerde kesme taş­lardan itinalı bir işçilikle yapılmıştır. Üs­tü tuğladan bir beşik tonozla Örtülüdür. Türbenin altında bir mumyalık mahze­ni, bunun üstünde ise iki taraflı merdi­venle çıkıian mescid-türbe mekânı var­dır. Çok eski Orta Asya Türk sanat ge­leneğinin bir Örneği olan bu eyvan-tür-be, diğer benzerlerinde de görüldüğü gi­bi her cephesinde üçgen biçiminde dı­şarı taşkın mahmuz biçiminde birer des­tekleme payandasına sahiptir. Bazıları yıktırılmış olmakla birlikte Anadolu’da Afyon, Akşehir, Konya ve Amasya’da bu­nun gibi eyvan-türbeler mevcuttur.

Kümbet ise hankahın kuzeyinde, on­dan 12 m. uzaktadır. Kaide kısmı kare, ana gövdesi ise sekiz köşeli olan bu tür­benin üstü piramit biçiminde tuğladan bir külah ile örtülüdür. Sekizgen biçim­li gövde, değişik renklerde gayet mun­tazam yontulmuş ve çok temiz bir işçi­likle örülmüş taşlardan yapılmıştır. Bu­nun da altında, girişi çift taraflı olan üst kat merdiveninin ortasında bulunan bir mumyalık mahzeni vardır. Mescid-tür­be mekânının, etrafına geometrik tezyi­nat işlenmiş sivri kemerli kapısı üstün­deki dikdörtgen boşluk evvelce mevcut kitabenin yuvası olmalıdır. Böylece bu kümbet-türbe Türk klasik türbe mima­risinin güzel bir temsilcisi olmaktadır.

Boyalıköy Külliyesi ilk olarak K. Erdmann tarafından tanıtılmış, sonra Ok­tay Aslanapa, Katherina Otto-Dorn, Me­tin Sözen ve Aptullah Kuran bu binadan hep medrese olarak bahsetmişlerdir. 1968’de yaptığımız araştırmalar sonun­da buranın bir hankah-tekke olduğu ortaya konulmuştur. Bu çeşit yapıların ço­ğunda olduğu gibi fethedilen toprakların Türkleşmesindeki fonksiyonu icabı bir Bizans yapısının yakınında veya yerinde, hatta bir dereceye kadar onun malze­mesinden istifade edilerek inşa olun­muştur. Fakat hankah plan ve üst yapı bakımından tamamen Türk mimari ge­leneklerine bağlıdır. Burada da hanka­hın velî olarak tanınan bir Horasan ere­ninin kudsiyetine bağlandığı görülür. Bu külliye Anadolu’da Türk yerleşmesine işaret eden eserlerdendir ve Orta Asya’­dan gelen Türk (Horasan) boylarının is­kânları ile ilgilidir. Orta Asya gelenekle­rini sürdüren bir eyvan-türbenin ve in­san, hayvan, av tasvirleriyle süslü İslâ­mî mezar taşlarının varlığı da külliyenin bu bağlantısının başlıca işaretleridir.

Boyalıköy Külliyesi Afyon’dan Bati’ya giden yolun üzerinde gelip geçen yolcu­ların konaklamaları için kurulmuş ve bü­yük ihtimalle ilk şeyhinin kudsiyetine sı­ğınmış, Anadolu ve Rumeli’de pek çok benzerleri olan müesseselerden biridir.

Diyanet İslam Ansiklopedisi

Önceki İçerikFahriyye Nedir, Ne Demek, Örnekleri, Hakkında Bilgi
Sonraki İçerikTanzimat Edebiyatı