Boğdu Kimdir, Hayatı, Eserleri, -Türk Zoolog-

0
41

Fahreddin Boğdu b. Ali b. Kuştemir et-Türkî el-Bağdâdî (ö. 685/1286) Türk zoologu.

Tam adı Fahreddin Ebû Saîd Boğdu b. Şerefeddin Ali b. Cemâleddin Kuşte­mir b. Abdullah el-Hakîm et-Türkî el-Bağdâdî’dir. 631’de (1233-34) Hille’de doğdu. Babası Hille Emîri Şerefeddin Ali, dedesi Merzübânü’l-Irak (Irak sınır beyi) Cemâleddin Kuştemir’dir. Henüz beş ya­şında iken babasının ölmesi üzerine de­desinin himayesinde hilâfet sarayına ça­ğırıldı. Halife Müstansır-Billâh oğlunun genç yaşta ölümünden dolayı Cemâled­din Kuştemir’e başsağlığı diledikten son­ra onu teselli etmek için torunu Boğdu’ya hil’at giydirdi ve onu elli süvarilik bir­liğe bey tayin ederek devlet ileri gelen­leri arasına alınmasını emretti. Böylece Boğdu beylik eğitimi gördü; halife ve vezirlerle birlikte bulundu. Kendisi Ab­basî Devleti’nde rütbe verilen beylerin yaşça en küçüğü idi. İlhanlı Hükümdarı Hülâgû Bağdat’ı zaptettiğinde, daha ön­ce dedesi Kuştemir’in iyiliğini görmüş olan Hârizmli bir zatın yardımıyla ölüm­den kurtuldu. Bir ara halifeye karşı ter­tiplere giriştiği yolunda iftiraya uğradıysa da iddianın asılsızlığının tesbiti üzeri­ne hakkında işlem yapılmadı ve iftiracılar idam edildi. Otuz üç yaşında iken başı­na kendisini ihtiyar olarak gösteren bir minyatür Koyduğu Gunyetü’l – kâri adlı kitabını Hülâgû’ya sundu. Hülâgü Boğdu’nun ak sakallı resmini görünce bunu onun gençliğiyle bağdaştıramayıp sebebini sormuş, o da İlhanlı Devleti’nde ya­şayıp ihtiyarlamak istediğini söylemiş ve böylece Hülâgû’nun sempatisini kazan­mıştır. Ancak pek uzun ömürlü olmamış, 23 Şaban 685 Pazartesi günü elli üç yaşında iken Bağdat’ta öl­müş ve Hz. Hüseyin’in mesnedinde de­desi Cemâleddin Kuştemir’in yanına gö­mülmüştür.

Çocukluğunda dedesiyle sürek avları­na katılan Boğdu zamanla ava ve av kuş­larına karşı büyük bir merak duymuş ve bu merakı kendisini beyzere (doğancılık) konusunda Kitâbü’l-Kânûni’l-vâ-iih fî mu’âlecâü’l-cevârih adını verdi­ği kitabını yazmaya sevketmiştîr. 666′-da (1267) telif edilen eserin mevcut tek nüshası. Köprülü Kütüphanesi’nde kayıtlı bulunmak­tadır.

Boğdu, “Daha önce kimse beyzere il­mini benim gibi derleyememiştir” dedi­ği eserinin başında avcı kuşlara olan sev­gisinin kendini bu kitabı yazmaya sevkettiğini, eskilerin bu konuda yazdıkla­rını okuyup öğrendiğini ve bu bilgilere edindiği tecrübeler yanında şahsî düşün­ce ve görüşlerini de kattığını söylemek­tedir. Boğdu kitabını iki bölüm halinde düzenleyip birinci bölümde konuyla ilgi­li teorik bilgilerden, ikinci bölümde ise pratik kaidelerden söz etmiştir. Her iki bölüme de birer önsözle girmiş, önsöz­lerden sonra fihristlerini vermiş ve bö­lümleri sırasıyla bablara, fasıllara, kısım­lara ayırmıştır. Bu yazmanın lb-2b yap­rakları arasında birinci bölümün ve aynı zamanda eserin önsözü, 2b-8b yaprak­ları arasında bu bölümün fihristi, 8b-82b yapraklan arasında metni, 83a-89a yaprakları arasında ise ikinci bölümün Önsözü, 89a-95a yapraklan arasında bu bölümün fihristi ve 95a-1543 yaprakları arasında da metni yer almaktadır.

Boğdu kendininkinden önce bu saha­da yazılmış eserlerden Ebü’l-Ceyş Hu-mâreveyh b. Ahmed’in (ö. 282/896) Mı­sır’da, Abbasî halifelerinden Mu’tazıd-Billâh’ın naibi iken onun adına yazdığı kitabı, İhşîd et-Türkî diye tanınan Emîr Ebü’l-Kâsım b. Muhammed b. Tuğc’un (o. 334/946) Mısır’da et-Tâi’-Lillâh’ın na­ibi iken onun adına yazdığı kitabı ve Ni-zâmü’l-hazreteyn diye tanınmış Kasım b. Ali b. Hüseyin b. Ebû Tâlib Nûruimehdî b. Hüseyin ez-Zeynebî’nin Bağdat baş-kadısı iken el-Kavânînü’s-sultâniyye adını verip Muktefî-Liemrillâh ile oğlu Müstencid-Billâh için 556’da (1161) ya­zıp bitirdiği kitabı incelediğini, incele­melerinin sonucunda bunların hemen hepsinde görüş ve anlayış bakımından pek çok aykırılıklar ve tutarsızlıklar gör­düğünü, bu kitaplardaki bazı yanlışlık­ların ise müstensihlerden geldiğini ve bunları düzelttiğini söyler. Kitap bir ha­time ile sona ermekte ve burada yazar eserini, daha önce yazıp Gunyetü’l-kâ­ri fî cilâci’l-cevârih ve’d-devâri diye adlandırdığı kitabının müsveddelerinden kısalttığını belirterek, “Bu kitabımı kı­saltmadan olduğu gibi temize çekseydim beş cilt tutardı” demektedir. Yine bu son-sözde Boğdu eserini 666 (1267) yılı için­de tam bir ayda söyleyip yazdırdığını, bir ay sonra da temize çekmeye başladığı­nı açıklamaktadır. Mevcut nüsha, İbnü’l-Fuvatî diye tanınan Abdürrezzâk b. Ah­med b. Muhammed b. Ebü’l-Meâlî ta­rafından Merâga’da istinsah edilmiş ve 667’de (1268) yazarına okunmak sure­tiyle orijinal bir metin elde edilmiştir.

Diyanet İslam Ansiklopedisi