Bıyıklı Mehmet Paşa Kimdir, Hayatı, Dönemi, Hakkında Bilgi

25

Bıyıklı Mehmed Paşa, (ö. 928/1521) Doğu Anadolu’nun fethinde büyük rol oynayan Osmanlı devlet adamı ve Diyarbekir beylerbeyi.

Menşei ve hayatının ilk devreleri hak­kında bilgi yoktur. Akkoyunlular’a men­sup olduğu ileri sürülmektedir. Muhte­melen kul asıllı olup Enderun’da yetişti. Yavuz Selim’in tahta çıkışı sırasında mî-râhur* olarak görev yapıyordu ve Bıyıklı lakabıyla meşhurdu.

II. Bayezid’in oğullan arasında başla­yan taht kavgalarında Yavuz Sultan Se­lim’in yanında yer aldı ve Şehzade Ahmed’e karşı öncü olarak gönderildi. Tos­ya’da oturarak Şehzade Ahmed’in hare­ketlerini takibe başladı. Fakat Ahmed’in, sayıca üstün olan kuvvetleriyle Tosya’ya yürümesi üzerine Ankara’ya geri çekil­di. Ardından Ahmed’in ileri harekâtını durdurmak için Anadolu beylerbeyi ile giriştiği hareket başarısızlığa uğradı. An­cak gerek bu hareket gerekse diğer ma­nevraları ile Şehzade Ahmed’i oyalama­yı başardı ve Yavuz Sultan Selim’e kuv­vetlerini bir araya getirmesi için fırsat kazandırdı. Gerçekten de Yavuz Selim 15 Nisan 1513’te Yenişehir ovasında Şehzade Ahmed’i karşılayarak bozguna uğrat­tı ve bu savaşta mîrâhur Bıyıklı Mehmed Ağa büyük yararlılıklar gösterdi.

Mehmed Paşa Çaldıran Savaşı sırasın­da Bayburt ve Kiğı’nın zaptı ile görevlendirildi. Çaldıran Zaferi’nden sonra Teb­riz-Kars ve Pasinler yoluyla geri dönen Selim, 15 Ekim 1514’te Erzurum civarın­daki Titkir mevkiine vardığında Bayburt ve Kiğı’nın fethedildiği haberini aldı ve ona bu başarıları dolayısıyla Erzincan ve Bayburt sancaklarını, bir süre sonra da Şarkikarahisar, Trabzon ve Canik san­caklarını verdi. Muhtemelen 22 Eylül 1515’te Diyarbekir bölgesinin fethine gönderilene kadar bu görevde kaldı. Bu bölgede iken Kemah Kalesi’nin fethine memur edildi. 19 Mayıs 1515’te kaleyi muhasara altına aldı. Aynı gün Selim’in de yardıma gelmesiyle Mehmed Bey Var-sak tarafından müdafaa edilen kale şid­detli bir hücumla ele geçirildi.

Kemah’ın fethedildiğini duyan Şah İs­mail, Nur Ali kumandasında kuvvetli bir orduyu Bıyıklı Mehmed Paşa’nın üzeri­ne gönderdi. Ancak şahın sarayındaki casusları vasıtasıyla bunu haber alan Bı­yıklı Mehmed Paşa Karahisar, Kemah, Erzincan ve Tercan’daki kuvvetleri bir araya getirerek Erzincan yakınlarında Nur Ali ile emrindeki orduyu karşılayıp büyük bir yenilgiye uğrattı. Bu savaşta Nur Ali hayatını kaybetti.

Osmanlı kuvvetlerinin gerek Çaldıran Savaşı’ndaki başarıları gerekse Doğu Anadolu’daki fetih hareketleri, Şah İs­mail’in bölgeye Kara Han idaresinde 5000 kişilik bir ordu göndermesine yol açtı. Kara Han ilk iş olarak Amid’i (Diyarbakır) kuşattı. Uzun süre muhasara altında ka­lan Âmid’in imdadına Bıyıklı Mehmed Pa­şa yetişince Kara Han ordusuyla Mardin’e çekildi. Bölgenin Osmanlı idaresine geç­mesine zemin hazırlayan meşhur tarih­çi İdrîs-i Bitlisî’nin arzusu ve padişahın emriyle hareket eden Bıyıklı Mehmed Paşa 10 Eylül 1515’te şehrin anahtarla­rını teslim aldı. Rûmiyye-i Sugrâ Beyler­beyi Şâdî Paşa kumandasındaki Osman­lı ordusu da bu arada Bıyıklı Mehmed Paşa’ya katılmıştı. Ancak Osmanlı ordu­su şehre girmedi ve Kara Han’ı takibe koyuldu. Kara Han Mardin’i terkedip Sincar’a kaçınca Osmanlı ordusu takipten vazgeçerek Cuska’da konakladı. Bura­da Mardin’in fethi kararlaştırıldı. Bıyıklı Mehmed Paşa, İdrîs-i BitlisFnin aracılı­ğıyla şehrin barış yoluyla teslim alınma­sını teklif etti. Şehir halkına can ve mal güvenliklerinin sağlanacağı bildirilince, şehir teslim alındı.

Bu arada Bıyıklı Mehmed Paşa, Şâdî Paşa ile aralarında çıkan anlaşmazlık ne­ticesinde Âmid’e geri çekilince Kara Han tekrar gelip Mardin’i aldığı gibi Âmid’i de muhasara etti. Bu haberi duyan Ya­vuz Sultan Selim Şâdî Paşa’yı azletti ve Karaman Beylerbeyi Hüsrev Paşa ku­mandasında Anadolu sipahilerini 1515 yılının ilkbaharında bölgeye gönderdi. Os­manlı askerlerinin yola çıktıklarını ha­ber alan Kara Han Âmid’den muhasa­rayı kaldırdı ve Mardin’e çekilme kararı aldı. Bıyıklı Mehmed Paşa hemen Kara Han’ı takibe koyuldu. KarakÖprü denilen mevkiye gelince düşmanı pusuya düşür­mek için bir plan yaptı. İdrîs-i Bitlisi bu planın mahzurlarını belirttiyse de bir fay­dası olmadı. Sonuçta pusudaki Osmanlı kuvvetleri tuzağa düşürülüp katledildi­ler. Bu sırada kendisine yanlış bilgi veril­mesi dolayısıyla Âmid’e dönmüş bulu­nan Bıyıklı Mehmed Paşa olaydan haber­dar olunca bir müddet için takviye kuv­vetlerini bekledi, ardından da derhal ha­rekete geçerek Karaköprü’ye geldi ve Kara Han’ı takibe koyuldu. Koçhisar ya­kınlarında Dede-Kargın sahrasında vu­ku bulan ve bütün gün süren savaşta Kara Han’ın başı kesildi ve ordusu da­ğıldı.

Bıyıklı Mehmed Paşa daha sonra Mar­din Kalesi’ne doğru yol aldı ve civardaki kaleleri ele geçirdi. Bu arada Mardin şeh­rî de fethedildi, fakat kalesi ancak do­kuz ay sonra teslim alındı. Bu arada Mar­din muhasarası sürerken civardaki ka­lelerden Musul, Ruha, Birecik, Harput, Çermik, Ergani, Palu ve Sincar ele geçi­rildi. Ayrıca Cizre hâkimi Şah Ali Bey, Hıs-nıkeyfa hâkimi Melik Halil, Çemişkezek hâkimi Pir Mehmed ve Eğil hâkimi Ka­sım Bey Osmanlılar’a bağlılıklarını bil­dirdiler. Ayrıca İmadiye, Şuran, Çapakçur, Palu, Atak, Sason hâkimleri de Os-maniı tâbiiyetini kabul ettiler. Böylece Diyarbekir bölgesinin fethi hemen he­men tamamlanmış oldu. Ancak Mardin Kalesi’nin fethi, Mercidâbık Muharebesi’ne katılan ve Halep’in fethinde hazır bulunan Bıyıklı Mehmed Paşa’nın geri dönmesinden sonra Aralık 1516 veya Ocak 1517’de gerçekleşebildi.

Bıyıklı Mehmed Paşa Diyarbekir böl­gesinin fethinde büyük gayret göster­miş, vesikalardan anlaşıldığına göre fe­tihten sonra da beylerbeyi olarak böl­genin idaresinde önemli rol oynamıştır. Hatta ölümünden az önce Nusaybin’e yaptığı seyahatin halka hizmet için ol­duğu anlaşılmaktadır. Bu seyahatten döndükten sonra rahatsız olmasına rağ­men üç dört gün at sırtında civar köyleri dolaşıp halkın dertlerini dinlemiştir. Mezar kitabesine ve Topkapı Sarayı Arşivi’ndeki bir belgeye göre24 Muharrem 928’de ve­fat etmiştir.

Bıyıklı Mehmed Paşa devrin kaynak­larında âdil, otoriter, tedbir sahibi bir devlet adamı olarak gösterilmektedir. Kendisine gönderilen raporlardan Şah İsmail’in sa­rayında casusları bulunduğu ve Safevîler’in askerî harekâtlarını devamlı şekil­de takip ettiği anlaşılmaktadır. Günü­müze kadar Diyarbakır halkı tarafından şehrin fâtihi olarak anılan Bıyıklı Meh­med Paşa’nın Diyarbakır’da inşa ettirdi­ği bir camisi vardır. Kubbesinin kurşun­la kaplı olmasından dolayı halk arasın­da Kurşunlu Camii olarak bilinen bu ca­mi Fâtih Paşa Camii adıyla da anılır. Bu caminin imam, hatip, müezzin ve müs­tahdemlerinin maaşlannı ve çeşitli gider­lerini karşılayabilmek için ayrıca bazı va­kıflar da tahsis etmiştir. 1518 tarihli Âmid sancağı Tahrir Defteri’ne göre kendisine temlik edilen Ali Pı­nar köyünü yaptırdığı camiye vakfetmiş­ti. 2 Eylül 1796 ta­rihli bir diğer vesikaya göre bu caminin vakfına bağlı bir de tekke bulunmakta idi. Bıyıklı Mehmed Paşa’nın, 1533-1534 yılların­da Bağdat ve Halep beylerbeyliğinde bu­lunmuş ve 1547’de Pehlivan Hasan adın­da bir eşkıya tarafından şehid edilmiş Üveys Paşa adında bir kardeşi vardı. Üveys Paşa’nm oğlu Mehmed Paşa 1590’da Trablusgarp beylerbeyiliği yapmış ve İzmit’te vefat etmiştir. Bıyıklı Mehmed Paşa’nın oğlu Mustafa Paşa ise 1516’da Gazze, 1539’da da Zebîd sancakları bey­liğinde bulunmuş, daha sonra Yemen beylerbeyi olmuş, 1542’den sonra da ve­fat etmiştir.

Bıyıklı Mehmed Paşa’nın mezarı Diyar­bakır’da yaptırdığı caminin doğu cephe­sinde bulunmaktadır.