Birinci Dünya Savaşında Karadeniz Bölgesinde Muhaceret (1914-1917)

Süleyman
Tekir –
Birinci Dünya Savaşı’nda Karadeniz Bölgesinde Muhaceret
(1914-1917)

Birinci Dünya Savaşı’nda cephedeki askerler
kadar sivil yaşamda olumsuzluklardan doğrudan etkilendi.

Kafkas Cephesi’nin ilk aylarında ciddi bir
Türk üstünlüğü söz konusu iken Sarıkamış’ta yaşanan hezimet savaşın kaderini
derinden etkiledi. Savaş sivil nüfusun yoğun olarak yaşadığı Erzurum, Erzincan,
Hopa, Rize, Trabzon ve Giresun istikametinde Rus işgalleri şeklinde gelişim
gösterdi. Bu durum büyük bir göç dalgasını da beraberinde getirdi. Rus
boyunduruğu altında yaşamak istemeyen Müslüman ahali Türk ordusuyla birlikte
güvenli bölgelere çekilmek için göçe başladı.

Mart 1916 tarihine kadar bölgede yapılan
savaşların genel karakteristiğini “kontro-gerilla” veya “vur kaç taktiği”
oluşturmaktaydı.

Bölge savaşın başından itibaren düzenli
olmayan birliklerin çarpışmalarına sahne olurken, 1916 yılından itibaren Ruslar
bölgeye daha düzenli ve kalabalık birlikler sevk etmeye başladılar (s. 823-824).

Mart 1915 itibariyle Hopa ve Arhavi’nin Rus
işgaline uğramasından sonra bölge halkı Rize istikametine doğru ellerindeki vasıtalar
nispetinde orman yolları ve kayıklar vasıtasıyla göçe başladı.

Mart 1915’in sonu itibariyle Viçe (Fındıklı)
ahalisi de tamamen batıya göç etmek zorunda kalmıştı. Atina (Pazar) ahalisi ise
peyderpey göçe başlamıştı. Rize’ye ulaşan göç dalgaları korku ve paniğin her geçen
gün artmasına neden oluyordu.

1916 yılının başında Karadeniz kıyılarında
yoğun bir taarruz başlatan Rus ordusu 7 Mart 1916’da Rize’yi, 18 Nisan 1916’da
ise Trabzon’u işgal etti.

Ruslara öncülük yapan ve yol gösteren
Ermeniler Türk ordusunun geri çekildiği bölgelerde kalan kadın, erkek ve yaralı
askerleri acımasızca katlediyorlardı (BOA, DH. ŞFR. 509/122). (s. 824)

Rus zırhlıları 18 Nisan 1916’da Vakfıkebir
civarında ilerleyen muhacir kafilelerini top ve makineli tüfek ateşine tuttu.
Bu korkunç olayda tamamı sivil ve çoğunluğunu kadın ve çocukların oluşturduğu
182 kişi hayatını kaybetti.

Vakfıkebir ve Beşikdüzü’nde bulunan sivil
hanelerde Rus bombardımanından nasibini almıştı. Türkçe bilen Rus askerleri
tarafından dağıtılan beyannameler ile göçü engellemek isteyen Ruslara şirin
gözükmek için beyaz bayrak açan Beşikdüzü Nahiye Müdürü, Trabzon Valisi Cemal
Azmi Bey tarafından azledilerek divan-ı harbe sevk edildi.

Giresun ve Ordu’nun Rus işgaline uğrama
ihtimali göçün daha batıya ilerlemesine neden oldu (s. 825).

Aralık 1916 tarihinde yapılan hesaplamaya
göre Ordu’da 43.000, Giresun’da 14.000, Tirebolu’da ise 18.000 muhacir
bulunuyordu. İlk yapılan tespitlere göre rakam 75.000 civarındaydı.

Ordu, Giresun ve Tirebolu kazalarında ki
muhacirler arasında 8.525 kız ve erkek çocuk bulunuyordu. Ayrıca eşleri
cephelerde görev yapan veya çeşitli şekillerde hayatını kaybetmiş 13.908 dul
kadın bu kazalarda bulunuyordu.

Ordu, Giresun ve Tirebolu bölgelerinde
bulunan muhacirler yevmiyeleri verilemediği için Canik ve Sivas tarafına gitmek
istiyorlardı. Bu durum göç içerisinde yeni bir göçün doğmasına neden oluyordu.

Mart 1917’de askeriye tarafından Tirebolu’da bulunan
mültecilerin tahliye edilmesi kararlaştırıldı (s. 826-827).

Canik’in sıhhi durumu da pekiyi görünmüyordu.
Salgınların kol gezdiği Canik’e bağlı bazı köy ve kasabalar adeta birer muhacir
mezarlığına dönüşmüştü. Ünye ile Samsun Caddesi tarafındaki mevcut
kabristanlarda boş mezar kalmamıştı (s. 827).

Mayıs 1917’de sahil bölgelerinde teftiş yapan
III. Ordu Komutan Vekili Fevzi Paşa (Çakmak) muhacirlerin içerisinde bulunduğu
durumu acele bir telgraflar Dâhiliye Nezaretine bildirdi. Samsun ve
çevresindeki muhacirler pek kederli bir durumdaydı.

Fevzi Paşa’nın önerisine göre yevmiye vermek
yerine iaşenin düzenli olarak verilebilmesinin yolları aranmalıydı.

(1917) Giresun bölgesinde halka bir ayda
verilen para 60 kuruştu. Bölgedeki gıda fiyatları dikkate alındığında bu para
ile 1,5 kg ekmek alınabiliyordu.

III. Ordu Sıhhiye Reisi Tevfik Bey ve Dr. Adanan
Beyler yolda rasgeldikleri muhacir kafilelerine nereye gidiyorsunuz sorusunu
yönelttiklerinde her bir ağızdan “ölmeye” cevabını almışlardı.

Bölgede 1914-1917 döneminde sadece ordu görev
yapan askerlerden 92.000’i salgın hastalıklardan dolayı hayatını kaybetti. Göç
edilen bölgelerde lekeli tifo ve hummayı racia gibi bit ile geçen hastalıklara
ek olarak tifo, paratifo, kolera ve dizenteri gibi bağırsak hastalıkları ile
çiçek, kuşpalazı, kızıl, kızamık, sıtma ve frengi hastalıkları görülüyordu (s.
828).

Sahil bölgesinde Bafra’dan Of’a kadar olan
mıntıkadaki nüfusun yaklaşık %20 ila %30’u sıtma hastalığına yakalandı. Trabzon
ve Samsun vilayetlerinin kapsadığı coğrafya sıtmanın en geniş yayılım alanı
gösterdiği bölgeydi (s. 829).

Ahalisi göç etmek zorunda kalan bölgelerin ve
yerleştirildikleri noktalar dört farklı grupta toplanmaktaydı. Bunlar;

1- Erzurum’un doğusu ile Trabzon sahil
kesiminden gelen muhacirler, gerek deniz yoluyla ve gerek karadan Ordu,
Giresun, Ünye, Samsun, Bafra ve Kastamonu yörelerine,

2- Erzurum’un güneyi ve batısı ile Trabzon
güneyinden göç edenler Sivas Tokat yoluyla Ankara ile bağlı bölgelere veyahut
Sivas-Kayseri yolundan Kayseri ve Niğde’ye,

3- Erzurum’un doğusu ve güneydoğusundan Kemah
yoluyla Elazığ, Malatya ve Maraş’a,

4- Van ve Bitlis’ten göç edenler Diyarbakır
yoluyla Diyarbakır’a bağlı bölgelere Urfa, Antep ve kısmen Adana’ya göç
etmişlerdir (s. 830).

1915 senesi içerisinde muhacirler için 25
milyon lira harcanırken bu rakam 1916 senesinin Ekim ayında 80 milyon liraya
ulaşmıştır. Yapılan hesaplamalara göre 1917 yılı sonuna kadar muhacirlerin
yalnızca beslenme giderlerini karşılamak için 150 milyon lira paraya ihtiyaç
duyulmaktaydı.

Birinci Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesi’nden
göç eden sivil nüfus 868.983 kişidir. Dağılımları ise şu şekildedir; Trabzon ve
havalisinden 324.826 nüfus, Erzurum ve havalisinden 287.474 nüfus, Van
havalisinden 102.808 nüfus, Bitlis havalisinden 128.228 nüfus göç etmiştir.
Batum mültecilerinin miktarı 25.650’dir.

1917 yılı başlarında göçmenlerin sayısı
1.200.000’u geçiyordu (s. 831-832).

Gazetelere yansıyan bir haberde ise Rus
istilasına uğrayan vilayetlerden göç eden muhacir sayısı 1.604.031 kişi olarak
veriliyordu. Gazetede muhacirlerin 701.166’sının çeşitli sebeplerden dolayı göç
esnasında veya sonrasında hayatını kaybettiğinden bahsedilmektedir (s. 832).

Tekir, Süleyman. (2017), “Birinci Dünya Savaşı’nda Karadeniz
Bölgesinde Muhaceret (1914-1917)
,” Geçmişten
Günümüze Göç
, Ed. Osman Köse, Canik Belediyesi Kültür Yayınları, Cilt: 2, (s.
823-834), Samsun