Bilgi Sosyolijisi (Sosyoloji)

39

felsefe/bilgi-sosyolojisi BİLGİ SOSYOLOJİSİ

En geniş anlamıyla bilgi sosyolojisi, bilginin toplumsal bir temelle arasındaki ilişki şeklinde tanımlanır. Bu ilişki nedenseldir, yani belirli bir toplum yapısı ya da türü Özel türden bil­giler üretmektedir ki, bu bilgiler diğer toplum­sal yapılar için ya anlamsız ya da ilgisiz şeylerdir. Dolayısıyla bilgi sosyolojisine göre, her toplum bireylerini başka toplumların üyeleriy­le aralarında farklar olacak belli şekilde davranacak şekilde kodlar ve yönlendirir. Bu sosyoloji dalı yirminci yüzyılın ürünü olmasına rağmen günümüzde hemen bütün sosyal bilim dallarının literatürüne girmiş, hatta inanç ve bilgi formlarını tümüyle ekonomik ya da toplumsal alt-yapıyla açıklamaya çalışan kaba Marksist söylemde oldukça yaygınlaşmıştır.

Bilgi sosyolojisi teriminin en genel anlamı aşağıdaki tanımlardan çıkartılabilir: “incelememizin konusu, verili bir tarihsel zamanda eiuellektüel hayatın mevcut sosyal ve siyasal güçlerle nasıl ne şekilde ilişkili olduğunu gözlemlemektir.” (K.Mannheİm)

“Bilgi sosyolojisi bir yanda siyasal süreçler ve yapıların işlevsel iç-ilişkilerinin, öte yandan bilme tarzlarını da içeren entellektüel hayatın kalıplarının analizidir.” (H.Becker ve H.D.-Dahlke)

“Bilgi sosyolojisi düşünce sistemlerinin diğer toplumsal olgular tarafından nasıl şartlandırıldığı ile ilgilenir.” (V.J.H.Sportt)

Her üç tanımında “entellektüel hayat”, “düşünce sistemleri”, “bilme tarzları” gibi son derece soyut ifadeler kullandığı dikkat çekmekte, ilk paragrafta verilen standart tanımdan daha geniş bir bağlamdan söz ettikleri görülmektedir. Ama temeldeki varsayım aynen korunmaktadır. Bu varsayım düşüncelerin toplumsal olarak şartlandınldığını veya ondan etkilendiğini ileri sürmektedir.

Terimin bilimsel bir tanımı şu şartlan yerine getirmek durumundadır:

a) İlk olarak nesnellik (objektiflik) şartı yerine getirilmelidir, yani değerlerden arınmalıdır. Bilgi sosyolojisinin ilk amacı onların siyasal anlamını veya da geçerliliğini yargılamak değil, bir bilim dalı olarak fikirlerin toplumsal kökenini anlamaktır.

b)  İkinci olarak, sosyal alt-yapı ile zihinsel üst-yapı arasındaki bağlantıyla ilgili kanıtlanamayan ontolojik, yeni metafizik varsayımların ihraç edilmesi gereklidir. Eğer bilgi sosyolojisi bilimsel bir disiplin olmak istiyorsa, determinizm ve özgürlük sorunu hakkında dogmatik ifadelerden kaçınmalı ve kendisini sosyal durumların ışığında fikirlerin anlamının yorumlanması amacına yönelik bir yöntem olarak kurmalıdır.

c)  Üçüncü şart, “sosyal alt-yapı”, başka bir deyişle, fikirlerin onun ışığı altında yorumlandığı sosyal olaylar ile neyin kastedildiği açık bir şekilde belirtilmelidir.

Fransız ve İskoç aydınlanma filozolfları, tüm sosyal farklılıkların toplumsal köklere sahip olduğunu ve onların insanın kontrolünde olduğunu ilk kabul eden kimselerdi. Onlar geniş bir toplumsal, ekonomik ve siyasal faktörler ağının insan bilincinin oluşum, yapı ve içeriğini belirlediğinin bilincindeydiler. Bununla birlikte genelde bu filozoflar bilgi sosyolojisinin ne mümkün, ne de istenilen bir şey olduğunu kanıtlamaya girişmediler. Sözgelimi Kant, aklın deney öncesi (a priori) formlarından söz eder ve düşüncelerin dış etkilerle biçimlenebileceği anlayışına karşı çıkar. Aynı şekilde çeşitli görüşlere sahip deneyciler, bilimsel bilginin toplumsal şartlardan etkilenmemiş olan deneyler yardımıyla elde edildiğini öne sürdüler. Bu filozoflar olsa olsa toplumsal şartların teori üstü faktörlerin oluşumunu  düşüncenin yapı ve içeriğini değil  etkilediğini söylediler.

Kari Marks, belirli tarihsel şartlar altında ekonomik gerçeklerin çeşitli sosyo-ekonomik süreçler yoluyla ideolojik üst-yapıyı belirlediği yolundaki teorisiyle bu alanın önemli köşe taşlanndan birini oluşturdu. Bu anlayış bilgi sosyolojisinde hala ana konu olmaya devam etmekte olup, Lukacs gibi yazarların eserlerinde kültürel üretim sorunlarının kimi örnek sosyolojik analizlerine de ilham kaynağı olmuştur.

Durkheİm, genel bir tasnif edici, işlem modeli geliştirememişse de bilgi sosyolojisinin öncülerinden birisidir. O, algı deneyini (uzay, zaman, nedensellik, yön) düzenleyen temel kategorilerin (en azından daha basit toplumlarda) sosyal yapıdan kaynaklandığını iddia etti. Durkheİm, Mauss ve Levy-Brull “ilkel” toplumların mantıksal tasnif şekillerini açıkladı ve bilmeye ilişkin temel kategorilerin toplumsal kökenleri bulunduğunu öne sürdüler. Ne var ki, onlar bu analiz türünü daha karmaşık toplumlara dek genişletmeye henüz hazır değillerdi.

Max Scheler, bu alanın bir diğer başat kişisidir. O 1920’lerin başlarında Wissenssoziologie (bilgi sosyolojisi) terimini ortaya attı. Schcler, Marks’m alt-yapı kavramını farklı tarihsel dönemlerde ve çeşitli sosyal ve kültürel sistemler içinde kendine has yollarla düşünceyi biçimlediğine inandığı çeşitli gerçek faktörler (Reatfaktören) ile özdeleştirerek genişletti. Bu gerçek faktörleri zaman zaman kurumsallaşmış içgüdüsel güçler olarak, zaman zaman da tarihdışı bir alt yapı kavramının ifadesi olarak görüyordu. Scheler’in sonsuz bir değerler ve fikirler âlemi varlığı üzerindeki vurgusu, gerçek faktörlerle toplumsal ve kültürel (yani tarihsel) değişimi açıklarken onun elini kolunu bağlamaktadır.

Mannheim iledir ki, bilgi sosyolojisine sosyolojik bir bilim analizi İçin en ince işlenmiş ve ihtiraslı programatik temel sağlanmış oldu. Tıpkı Scheler gibi Mannheim da, ırk gibi biyolojik faktörlerin, iktidar olma dürtüsü gibi psi­kolojik unsurların ve manevi hatta doğaüstü fenomenlerin alt yapıdaki temel ekonomik ilişkilerin yerini alabileceğini öne sürerek altyapı kavramını genişletmiştir. O, modelini farklı bilgi formlarıyla ilişkili toplumsal şartlara uygulamış olup incelemelerinden bir kısmı hala bilgi sosyolojisinin birinci sınıf analiz örnekleri olarak kabul edilmektedir. Bu eserler, kültürel bir form olarak rekabeti, muhafazakar düşünceyi, nesiller arası kopukluk sorunlarını ekonomik ihtirası ele alır. Mannheim bilgi sos­yolojisinin özellikle entellektüel ve siyasal hayatta, rakip fikirleri, siyasal felsefeleri, ideolojileri ve farklı kültürel ürünleri üreten şartlan sosyolojik olarak açıklamak suretiyle önemli bir rol oynamaya mahkum olduğu kanatindeydi.

Bilgi sosyolojisinin çağdaş biçimleri, teorilerini özellikle Marks-Mannheim doğrultusunda geliştirmişlerdir. Bu teoriler için Marks’ın Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı adh kitabından şu alıntıyı yapmak alışkanlık haline gelmiştir.

“İnsanların üstlendikleri sosyal üretimde onlar iradelerinden bağımsız ve kopuk olmayan belirli ilişkiler içine girerler, bu üretim ilişkileri onların maddi üretim güçlerinin belirli bir gelişme aşamasına tekabül eder. Bu üretim ilişkilerinin toplamı, toplumun ekonomik yapısını, hukuki ve siyasal üst-yapıların üzerinde yükseldiği ve sosyal bilincin belirli formlarına tekabül eden gerçek temeli oluşturur… Maddi hayattaki üretim tarzı hayatın sosyal, siyasal ve manevi karakterini belirler. İnsanların bilinci varlıklarını belirlemez, tersine insanların sosyal varlıkları bilinçlerini belirler.” Yapı (alt-yapı) ve üst-yapı terimleri Marksist olmayan yazarlar tarafından da gelişigüzel kullanılmıştır.

Mannheim’in terime verdiği anlam bu Mark­sist anlayıştan etkilenmişti. Onun bilgi sosyolojisi alanına yaptığı katkı, İdeoloji ve Ütopya adlı kitabının adından da anlaşılacağı gibi, bil­gi sosyolojisini esas itibariyle üç ayrı düşünce tipinin İncelenmesi olarak görmekti: İlki, gerçekçi düşünce yani belirli bir toplum içindeki hakikat olarak işleyen ya da bu hakikata pragmatik olarak uygulanmış düşüncedir: “Ortamın ürettiği gerçeklikten ne çok, ne de az olan”ı içeren düşünce. İkinci olarak ideolojik düşünce, yani nesnel gerçeklik isteğiyle değil, değişimin önüne geçme tutkusuyla belirlendi­ğinden dolayı gerçekçi-olmayan muhafazakar ve reaksiyoner grupların düşünce karakteristiği. Üçüncüsü ütopyacı düşünce, yani programlarının gerçekleştirilmesi mümkün olmayan ve bu nedenle de yine nesnel gerçeklik isteğiy­le değil, tasarlanmış bir gelecek arzusuyla be­lirlendiğinden ötürü gerçekçi olmayan dev­rimci grupların düşünce karakteristiği. Mannheim’İn bilgi sosyolojisi bilimsel ve gerçekçi düşünceye karşıt olarak “ideoloji” ve “Ütopya”yı ele almakta ve düşünce yapilarının “maskesini düşürecek” bir teknik olarak bilgi sosyolojisini kullanmaktadır.

Bilgi sosyolojisi bir de sosyal kaynakların temelinde düşünce yapılarının geçerliliğinin araştırılması olarak görülebilir. Bu anlamıyla bilgi sosyolojisi bilgi teorisi (epistemoloji) adı verilen felsefi disiplinin bîr parça olur.

Bilgi sosyolojisi özellikle 1920’lerin sonundan itibaren bir uzmanlık alanı olarak tanınmışsa da genellikle diğer herhangi bir sosyoloji alanından daha çok öbür sosyal ve beşeri bilimlerle ilgili olan tipik ve bazı bakımlardan benzeri olmayan bir sosyoloji alanı olarak kabul edilir.

Bilgi sosyolojisi, Özellike ideolojinin çeşitli boyutlarının ortaya çıkartılması yönündeki çabaları teşvik etmiş ve bu alanda oldukça kabarık bir literatür oluşmuştur. Pozitivistler tara­fından bilginin kökenini ve yapısını insanın zihninde, kollektif toplumsal bilinçte aradığın­dan ötürü, hermenötikçiler tarafından İse iro-nik biçimde, zihinden bağımsız bir toplumsal temelin bilgiyi ürettiği görüşünden dolayı eleş­tirilmiştir. Her iki tarafın da görüşleri bilgi sos­yolojisinin alanının ne kadar sınırsız olduğunu ve her kapıyı açan bir anahtar niteliği taşıdığını göstermeye yeter. Felsefi olarak yorumlarsak, bilgi sosyolojisinin, Kant’ın zihinsel a priori kategorilerinin Hegelci ruhun (geist) açılımı fikriyle yorumlamasından oluştuğu söy­lenebilir.

Mustafa ARMAĞAN-SBA

Bilgi sosyolojisi

Bilgi ve toplum kuramı arasındaki ilişkileri inceleyen dal. Klasik Marksizme göre bilgi tarzları burjuvazide başka proletaryada başka biçimler alır. Bu bilgi biçimlerini Karl Mannheim incelemiş ve buna ilişin esasları çıkarmaya çalışmıştır. Son dönemlerde bu alanda Kültürel Çalışmalar disiplini hakimdir. Sosyolojik bakış açıları, bilginin ve iktidarın yapısı ve gücü üzerinde, bilgi biçimlerinin ortaya çıkışı üzerinde, otorite ve kitlelerin bilgiyi nasıl kullandığı üzerinde çalışmaktadır. Bilim sosyolojisi adıyla yapılan çalışmalarda Robert Merton, Thomas S.Kuhn bilişsellik üzerinde durur.

Vikipedi