Bilge Kağan kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi

46

Bilge Kağan kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: (683-734) Göktürk kağanı. Türk dilinin en eski örneklerinden Orhun yazıtlarını diktirmiştir. Göktük devletinin 681 ’deki ikinci canlanışını gerçekleştiren İltariş Kağan’ın büyük oğlu olup, annesi İlbilge hatundur. 683’te kimi kaynaklara göre de 684’te doğdu, 734’te öldü. Kendisinden bir yaş küçük kardeşi Kültiğin ile birlikte büyüdü.

Bilge babası öldüğünde (691) 8 yaşında idi. Amcası Kapağan Kağan döneminde yetişti ve 14 yaşında iken sağ (batı) kanada, Tarduşlar üzerine şad (yönetici) oldu. Böylece Bilge, 697’den sonra Gök­türk devleti yönetiminde görev aldı ve Kapağan Kağan dönemindeki savaşların çoğuna katıldı. Bu dönemde toplam yirmi beş kez sefere çıkmış, on üç kez de savaşmıştır.

Şad olduktan hemen sonra, 698’de, Türgişler’i Bolçu’da bozguna uğratan orduya katıldı. Türgişler yenildi ve Göktürkler’e bağlandı. Ardından Az kavmi de Göktürk egemenliğine girdi. O yıl Kırgızlar üzerine de bir sefer yapık’ı. Onlar da Göktürkler’e katıldılar. Böylece kısa zamanda doğuda Kadırgan Ormanı’na, batıda Aral boylarındaki Kengü-Tarban’a kadar çeşitli Türk boyları, Göktürk devleti içine katıldı.

Bilge 70Q’de Tangutlar üzerine düzenlenen sefere katıldı. Onları yenerek bir hayli savaş ganimeti aldı. Bunlar arasında düşman için çok önemli olan at sürüleri de vardı.

701 ’de Soğd ülkesine sefere çıktı. Yazıtlardaki Altı Çub Soğdak kavmine karşı girişilen bu sefer sırasında Çinliler Soğdaklar’a yardım etmişlerdi. Bu yüzden Çin ordusu ile de savaştı. Yine bu yıllarda bir Göktürk ordusu Semerkant dolaylarındaki Demirkapı’ya kadar ulaşmıştı. Bilge 702-703’te Basmıllar’la savaştı. Bu savaşın nedeni Basmıllar’ın kervan gön- dermeyişiydi. Ülkenin iktisadi bakımdan zayıflaması­na yol açan bu davranışa karşı hemen savaş ilan edildi. Basmıllar yenilerek Göktürkler’e bağımlılıkları pekiş­tirildi.

704-705’te Göktürk-Çin ilişkileri gerginleşince Bilge, Çin üzerine yürüdü. Bu büyük seferde, kardeşi Kültiğin de önemli yararlıklar gösterdi.

708-709’da Çikler üzerine sefere çıktı. Çikler boyun eğdikten sonra, komşuları ve müttefikleri durumundaki Azlar ve Kırgızlar üzerine de gidildi. Fakat asıl Kırgız seferi 709-710’da gerçekleşti. Gök­türk ordusu Kögmen dağını aşarak Kırgızlar’ı bü­yük bir yenilgiye uğrattı. Göktürkler sefere devam ederek, Altınorman’ı aştılar. Irtiş ırmağını geçip, Türgişler üzerine bir baskın yaptılar. Bu da başarılı oldu. Kırgızlar ve Türgişler, bir süre için boyun eğmek zorunda kaldılar.

Bilge 713’te yeniden Basmıllar’a karşı sefere çıktı. O yöredeki çatışma çok sert geçti Basmıllar’la altı kez savaşıldı. Ancak Beşbalık düşmedi, dolayısıy­la kesin bir sonuç alınmadı.

714’te genellikle Basmıllar’la birlikte hareket eden Karluklar üzerine yürüdü. Karluk yöresindeki ticaret de önemliydi. Basmıllar da Karluklar’ın yanın­da savaşa katıldılar. Böylece başlayan ayaklanmaya öteki Türk boyları da katıldılar.

Bu yılların en önemli olayı Dokuz-oğuzlar’ın giriştiği ayaklanmadır. 714 sonlarından başlayarak, Göktürkler’in en önemli dayanaklarından olan Dokuz-oğuzlar’la savaşmak zorunda kalındı. Çetin ge­çen mücadeleye karşın sonuç alınamadı.

Göktürk ordusu 715’te Amga kalesinde kışlaya­rak merkeze geri dönmedi. Bahar olunca Oğuzlar şiddetle saldırdılar. Savaş uzadı. Kapağan Kağan da tutumunu çok sertleştirmişti ve ayaklanmaların bir nedeni de onun bu tutumunu sürdürmesiydi.

Kapağan Kağan, Bayırkular üzerine yaptığı başa­rılı seferden dönüşünde bir ormanda saklanan Bayırku askerlerinin ani bir saldırısı sonucu öldürüldü (716). Göktürk kağanlığı boşalmıştı; yerine veliahd durumundaki oğlu Inel (İnal) Kağan (Bökü Kağan) geçti. Ancak ülkedeki kargaşa ve ayaklanma ortamı sürüyordu. Durumun giderek kötüleşmesi üzerine kağanın değişmesi gereği ortaya çıktı. Bu değişme Kültığın tarafından bir asken darbe biçiminde gerçek­leştirildi. Çin kaynaklarında Küçük-kağan da denilen Inel Kağan öldürüldü. Kültiğin ağabeyi Bilge’yi biraz da zorla kağanlığa getirdi (716). Kendisi sol şad oldu ve Bilge bütün askeri yetkileri ona verdi.

Bilge ilk iş olarak Kapağan döneminde 705’ten beri yönetimden uzaklaştırılmış olan ünlü yönetici Tonyukuk’u göreve getirdi. Tonyukuk ölümüne de­ğin Bilge’nin en önemli yardımcısı oldu.

Bilge’nin kağan oluşu büyük sevinç yarattı. Çin’e bağlı boylar da Göktürkler’e katıldılar. Bu durum Göktürk-Çin ilişkilerini gerginleştirdi. Bilge aradaki sorunları savaşla çözümlemek istedi. Ancak Tonyu­kuk buna engel oldu ve gerekli olmadıkça savaş açılmasına izin vermedi. Bir bölüm Türk boyları ise, Bilge’nin kağanlığı üzerine Çin’e sığındılar. Kapağan Kağan ailesinden kalanlar da bunlar arasındaydı. Oğuzlar’ın bir bölümü de Çin’e geçti. Bunun üzerine Bilge üzerlerine kuvvet göndermek zorunda kaldı.

Bilge Tatabılar ve Karluklar üzerine de asker göndererek, onları yeniden Göktürk birliğine kattı. Daha sonra Çin’le iyi ilişkiler kuruldu. Hatta Bilge Kağan kentler yaptırıp halkı orada yerleştirmek ve Budist tapmakları kurmak istemişti. Budist dinini kabul etmek eğiliminde idi. Ancak Tonyukuk bu tasarılara şiddetle karşı çıktı. Nüfus bakımından az olan Türkler’in kalabalık Çinliler arasında eriyip yok olacaklarını ileri sürdü. Ona göre gerektiğinde avlana­rak yaşayan Türkler, üzerlerine güçlü ordular gelirse dağlara çekilebilirlerdi. Ancak kentlerde oturup kalır­larsa Çin’le başa çıkamazlardı. Hele Budizm ancak mücadele ve savaş azmi ile varlığını sürdüren Türkler için hiç uygun değildi. Bilge Kağan Tonyukuk’un bu düşüncelerini kabul ederek tasarısından vazgeçti. Çin’le karşılıklı ticarete dayalı iyi ilişkiler ise sürdü.

720 sonlarında Çinliler Basmıllar ve Kidanlar’la birleşip üç koldan Göktürkler’in üzerine yürümeyi tasarladılar. Bu büyük planı haber alan Tonyukuk, bu güçler birleşmeden önce Basmıllar’ı ezdi. Kıdanlar savaşmadan çekilmişlerdi. Daha sonra gelen Çin ordusu da yenilgiye uğratıldı. Bu yüzden Göktürk- Çin ilişkileri hayli gerginleşti. Türk birlikleri yeniden sık sık Çin’e akınlar yapmaya başladılar. Ancak bir süre sonra ilişkiler yeniden düzeldi.

Çin’le iyi ilişkiler sürdürmenin savunucusu Ton­yukuk, 726’da öldü. Bu yıllarda Göktürk-Çin ilişki­leri yeniden gerginleşmişti. Hatta Çin’e saldıran Tibetliler, Bilge Kağan’ı da birlikte saldırmaya kış­kırttılar. Ancak Bilge’nin bu öneriyi içeren mektubu

Çin’e göndermesi ilişkilerin yeniden düzelmesine yol açtı. Göktürk-Çin sınırındaki pazar yerleri 727’den sonra yeniden düzenli işlemeye başladı. Çinliler her yıl yüz binlerce top ipekli kumaş karşılığında Gök­türkler’in yetiştirdikleri atları satın alıyorlardı. Gök­türk ülkesindeki Soğdlar da bu ipeği Asya ticaretine sunuyorlardı. Bu yolla Göktürk ülkesinin iktisadi durumu da iyileşmişti.

Bilge Kağan’ın son yıllarında Göktürkler olduk­ça rahat yaşadılar. Ancak Oğuzlar’la mücadele yer yer sürüyordu. Bu arada kardeşi Kültiğin, 47 yaşında iken 27 Şubat 731’de öldü. En büyük yardımcısı olan kardeşinin ölümü Bilge’yi çok sarstı. Nitekim kendisi de “görür gözüm görmez, bilir aklım bilmez gibi oldu” der. Kardeşine bir anıt-kurgan yaptırdı, yazıt diktirdi.

Bilge Kağan, 734 başlarında Kıtaylar ve Tatabılar üzerine bir sefer yaptı ve onları Töngkes ormanında yendi.

Bilge Kağan 734 sonlarında hakanlık nazırı ve Çin elçisi Meilu-ç’o (Buyruk-çor) tarafından zehir­lendi. Zehir etkisini gösterinceye kadar, kendisini zehirleyeni ve işbirlikçilerini ortadan kaldırdı. 25 Kasım 734 tarihinde de öldü. 22 Haziran 735’te hazırlanan amt-kurganına törenle gömüldü. Üstüne de yaşamını kendi ağzından anlatan ve yeğeni Yolıgtiğin’in yazdığı yazıt dikildi.

Bilge’nin, kendisinden sonra, art arda kağan olan iki oğlu bilinmektedir. Bunlar, Çin kaynaklarında İ-jen diye geçen Türk Bilge Kağan ile Tengrihan’dır.

Bilge kişilik olarak hoşgörülü ve uysaldı. Asker yönü de olmakla birlikte kağanlığı sırasında askeri yetkileri kardeşi Kültiğin’e devretmiş, yazıtlarda da bütün askeri başarıları ona mal etmişti.

Ülkesinde yetişen ürünlerin halkına yetmediğini bildiğinden ticaretin önemini kavramıştı. Bu nedenle­dir ki ticaretin kesilmesi, birçok kez savaşa yol açtı. Ülke içindeki tarım ve ticaretin gelişmesi, refahın artması, Bilge’nin yerleşik yaşama geçme düşüncesine yol açmıştı denebilir.

Bilge, Göktürkier’de oldukça kısa olan mezar yazıtlarını uzun tutarak Türk edebiyatının ilk büyük metinlerini oluşturması bakımından da önemlidir. Böylece Türkçe’yi, Türk edebiyatını da etkilemiş, sonraki Türkler’e hem tarih hem de dil açısından önemli belgeler bırakmıştır.

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, 17. cilt, Anadolu yayıncılık, 1983