Bettani Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

0
37

Ebû Abdillâh Muhammed b. Câbir b. Sinan er-Rakkî el-Harrânî (ö. 317/929) İslâm astronomlarının en büyüklerinden.

İsmi Batı’da Albetanius, Albategnus veya Albategni şeklinde anılır. Aslen Sâ-bif bir ailenin çocuğu olup büyük bir ih­timalle 111. (IX.) yüzyılın ilk yarısında Har­ran civarındaki Bettan’da doğdu. Nite­kim BettânT ve Harrânî nisbeleri de bu­nu göstermektedir. Sadece İbnü’n-Nedîm’in el-Fihrist’ inde rastlanan Rakkî nisbesi ise hayatının büyük kısmını ge­çirdiği ve ünlü rasatlarını yaptığı Fırat’ın sol sahilindeki Rakka şehrinden gelmek­tedir. Doğum tarihi ve çocukluğu hakkın­da bilgi yoktur. İlk rasatlarını 264 (877) yılında yaptığı bilinmektedir; o tarihte yirmi yaşında olduğu kabul edilirse yak­laşık 244’te (858) doğduğu söylenebilir. Babasının, İbnü’n-Nedîm tarafından zik­redilen meşhur astronomi aletleri usta­sı Câbir b. Sinan el-Harrânî olması müm­kündür. Bettânfnin künyesi kadar astro­nomi aletleri İcat ve imal etmedeki ma­hareti de bu ihtimali kuvvetlendirmek­tedir. Hayatının sonraki dönemleri hak­kında bilinenler de çok sınırlıdır. İbnü’n-Nedîm’in el-Fihrist’i ile İbnü’l-Kıftî’nin Târihu’l-hükemâD adlı eserinde onun geometri, teorik ve pratik astronomi ile astrolojide önde gelen bilginlerden ve meşhur gözlemcilerden biri olduğu; gü­neş ve ay gözlemlerine ait tablolar ve­rip Batlamyus’un (Ptolemaios) el-Mecis’sindeki bilgileri tashih ederek geliş­tirdiği ve yeni buluşlarını açıkladığı çok önemli bir zîc yazdığı; bu kitapta beş gezegenin hareketlerini ve bunlarla ilgi­li astronomik hesaplan verdiği; zîcinde bahsettiği gözlemlerin bir kısmını 267 (880) ve 287 (900) yıllarında yaptığı; Ca’fer b. MuktefTnin sorularına verdiği ce­vaplardan anlaşıldığına göre rasat faali­yetlerinin 264’te (877) başlayıp 306’ya (918) kadar devam ettiği: ayrıca zîcin-deki sabit yıldız rasatlarını 299 (911) yı­lında yaptığı ifade edilmektedir. Anılan kaynaklarda Rakka ahalisinden Benî Zey-yât ailesinin uğradığı bir haksızlık yüzün­den onlarla birlikte Bağdat’a gittiği ve sonra 317’de (929) memleketine döner­ken Halife Mu’tasım tarafından yaptı­rılmış olan Kasrü’l-Cis’te vefat ettiği be­lirtilmektedir. İbn Hallikân ise Bettânf-nin ölüm yeri için Musul civarında bir şehir olan Hadr’ı göstermekte, buna kar­şılık araştırmacı Nallino da Hadr kelimesinin Ciss’in yanlış yazılmış şekli olduğunu ileri sürmektedir. Yâküt el-Hamevî’nin aynı yerden Kasrü’l-Hadr adıyla bahsettiği göz önüne alındığında Naüino’nun iddiasının tutarlı olduğu gö­rünmektedir. Bettânfnin hayatı hakkın­daki bu bilgilere, Antakya’da 23 Ocak ve 2 Ağustos 901 tarihlerinde bir güneş ve bir ay tutulmasını gözlemiş olduğu da ilâve edilebilir; bu gözlemlerden ken­disi zîcinde bizzat bahsetmektedir.

Eserleri

1- Kitâbü’z-Zîc. el-Câmi fî hisâbi’n-nücûm ve mevâzı^i mesîri-he’1-mümtehan adıyla da anılır. İbnü’n-Nedîm’in verdiği bilgiden, bu kitabın iki nüshasının bulunduğu ve ikincisinin da­ha geliştirilmiş olduğu anlaşılmaktadır. ez-Zîçü’s-Şâbi*î adıyla da anılan ve astronomi ilmine büyük katkıları bulu­nan bu eser, Bettânî’nin Doğu ve Batı’­da büyük bir şöhret olmasını sağlamış­tır. Kitabın orijinal adı büyük ihtimal­le İbnü’n-Nednn ve İbnü’l-Kıftî tarafın­dan zikredildiği üzere Kitâbü’z-Zîc’dk. Çünkü VII. yüzyıldan önce “astronomi tablosu” anlamında kullanılan zîc keli­mesi daha sonraları “astronomi risale­si” anlamında kullanılır olmuş ve eski yerini aslında “küçük akarsu” mânasına gelen cedvel kelimesine bırakmıştır. Kitâbü’z-Zîc’in mukaddimesinde, kendin­den öncekilerin çalışmalarında gördüğü hata ve ihtilâflar yüzünden böyle bir ki­tap yazmaya İhtiyaç duyduğunu ifade eden Bettânî. bu kitabında mevcut teori ve istidlalleri yeni gözlemlere dayanmak suretiyle ıslah edip geliştirdiğini belirt­mektedir. Bu arada şerh, tenkit, ıslah ve ilâvelerini kaleme almadan önce el-Mecistî’öen yaptığı bütün iktibasları da büyük bir titizlikle kaydetmiştir. Elli ye­di “bahis”ten meydana gelen bu eserin ilk bahislerinde pratik tarifler verilmiş ve problemler ortaya konulmuştur. Bet­tânî 3. bahiste kendi trigonometrik fonk­siyonlar teorisini geliştirmiş, 4. bahiste kendi gözlemlerini vermiş, 5-26. bahis­lerde çoğu astrolojik yorumların izahı için tertiplenmiş olan pek çok küresel astronomi problemini etraflı şekilde ve büyük bir vukufla münakaşa etmiş, bu arada da ortografik projeksiyon pren­siplerine dayanan yeni düşüncelerini açıklayıp küresel trigonometriye yeni çö­zümler getirmiş ve ayrıca ilim âlemine küresel trigonometrinin temel teorem­lerinden olan “kosinüs teoremi” gibi çok önemli bir yenilik kazandırmıştır. Batlamyus’un güneş, ay ve gezegenlerin ha­reketlerine dair teorisi 27-31. bahisler­de ele alınmış, 3

2. bahiste çeşitli tak­vimlerle bunların her birindeki tarihle­rin diğerlerine çevrilmesi anlatılmış, 33-48. bahislerde tabloların kullanılışları ta­rif edilmiş, 49-55. bahislerde astroloji­nin esas meseleleri ele alınmış, 56. ba­histe bir güneş saatinin, 57. bahiste ise bazı astronomi aletlerinin yapımı anla­tılmıştır.

Batlamyus kinematiğine karşı genel­de açık bir tenkit tavrı takınmamış ol­makla birlikte Bettânî, Batlamyus’un or­taya koyduğu pratik sonuçlar hakkında ciddi bir şüphenin delillerini ortaya ko­yarak onun güneş apojesinin veya ekliptik eğiminin değişmezliği iddiası gibi ya­hut gezegen hareketlerinin ana para­metrelerinde yaptığı yanlışlıklar gibi pek çok hatasını bazan açıkça, bazan da zım­nen düzeltmiştir. İslâm astronomları ekliptik eğiminin değişimi konusuyla hay­ret verecek kadar erken tarihlerde ilgi­lenmeye başlamışlardır. Bu değişimin yıl­da 0,5 saniye mertebesinde pratik de­ğeri olmayan bir farkla vuku bulduğu söylenirse bu bilginlerin ilmî dikkat ve hassasiyetlerinin derecesi daha iyi anla­şılmış olur. Bettânfnin bu konudaki ça­lışmaları ne ilktir ne de bir istisnadır. Fakat onun modern formüle tam anla­mıyla uyan 23° 35′ değerini bulurken ta­kip ettiği yolu dikkatle anlatması önem­lidir. Bettânî, Kitâbü’z-Zîc’m 28. bah­sinde dört mevsimin uzunluklarını tes-bit için yaptığı gözlemleri anlatmakta­dır. Bettânî bu gözlemlerden faydalana­rak Hipparkhos tarafından milâttan ön­ce 140’ta 65° 30′ bulunan güneş apoje­sinin büyüyerek 82″ 17’ya ulaştığını, aksantrisitesinin ise 2? 29′ 30″den 2P 4′ 45″ye düştüğünü tesbit etmiştir. Bettânfden önce Sabit b. Kurre de (veya Benî Mûsâ) güneş apo-jesini 82° 45′ olarak tesbit etmiş ve Hipparkhos’un değeri ile karşılaştırıp 66 yıl­da 1″ değiştiğini hesaplamış ve Batlam­yus’un kendi zamanında Hipparkhos’u tekit eden 65° 30′ değerini bulmuş ol­masının imkânsızlığını belirtmiştir. Le-verrier formülü, Sabit b. Kurre’nin de­ğerine karşılık 82″ 50′ 22″, Bettânî’nin-kine karşılık 83° 45′ 10* değerini ver­mektedir. Bettânî’nin güneş yörüngesi­nin eksantrisitesi için bulduğu 2P 4′ 45″ değeri modern anlamda 0,017326’ya te­kabül eder ve bu değer 880 senesi için bulunan 0,016771 değerine çok yakın­dır. Bettânî itidal noktalarının gerilemesi için de 66 yılda 1 derece değerini bul­muş ve tropik seneyi 365 gün 5 saat 46 dakika 24 saniye olarak hesaplamıştır ki bu değer de 365 gün 5 saat 48 daki­ka 46 saniye olan gerçek değere çok yakındır. Bettânî’nin diğer önemli keşif ve başarılarından bazıları da şunlardır: Ayın boylamda ortalama hareketinin tesbiti, güneş ve ayın görünür çaplarının öl­çülmesi ve güneşinkinin bir yıl, ayınkinin ise anomal ay zarfında değişimleri­nin bulunması, bu buluşlardan hareket­le Batlamyus’un imkânsız dediği halka şeklinde güneş tutulmasının mümkün olduğu sonucunun çıkarılması ve ayın tutulma derecesinin hesabı için çok sağ­lam bir metodun geliştirilmesi.

Astronomi ve küresel trigonometrinin gelişmesinde çok büyük rol oynayan bu kitabın Önemi yazılışından üç asır sonra Batı’da da anlaşılmış ve eser XII. yüz­yılda Robertus Retinensis ve Plato Tİ-bastinus tarafından Latince’ye tercüme edilmiştir. İik tercüme kaybolmuşsa da Plato’nun tercümesi sonradan tablola­rı çıkarılarak 1537’de Nürnberg’de ve 1645’te Bologna’da iki defa basılmıştır. Ayrıca İspanya Kralı Alfonso el Sabio’-nun emriyle yine XII. yüzyılda Arapça as­lından İspanyolca’ya da tercüme edil­miştir. Bu tercümenin eksik bir nüshası halen Paris’te Bibliotheque de l’Arsenal’de muhafaza edilmektedir. Arapça aslı Escurial nüshası esas alınarak C. A. Nallino tarafından Latince tercümesi ve açıklamalarla birlikte neşredilen Kitâbü’z-Zîc’m İb­ra nîce ve Grekçe’ye tercüme edilip edil­mediği belli olmamakla birlikte yahudi ve Bizanslı yazarlar üzerinde büyük etki bıraktığı anlaşılmaktadır. Çünkü kaynak göstererek veya göstermeden, lâyık ol­duğu krediyi vererek veya adını hiç an­madan ondan faydalanan pek çok Or­taçağ yahudi ve hıristiyan bilginin varlı­ğı bilinmektedir. Bu etki XVII. yüzyılın ortalarına kadar devam etmiştir. Coper-nicus’un Bettânî’ye ne kadar çok şey borçlu olduğu, Tycho Brahe’nin çeşitli eserlerinde ve G. B. Ricioli’nin Yeni Aî-magest adlı kitabında Kitâbü’z-Zîc’den ne kadar çok iktibas yaptıkları, Kepler ve Galileo’nun da Bettânî’nin gözlemleriyle yakından ilgilendikleri bilinmektedir.

2- Kitâbü Ma’rifeti metali ci’l-bürûc fîmâ beyne erbâci’l-felek, Her ne kadar C. A. Nallino, bu eserde Bettânî’nin asıl gayesinin astrolojide kullanılan de­lilleri (heylâc) matematik yöntemiyle te-mellendirmek olduğunu söylüyorsa da gerçekte onun gayesi en­lemlerin 0°’den 36°’ye kadar değerleri­ne tekabül eden doğuş (metali1) cedvel-lerini hazırlamaktır. Dolayısıyla astrolo­jiden çok astronomiye dair bir eserdir. Şu hususa da işaret etmek gerekir ki Bettânfden önce Habeş el-Hâsib’in yaz­mış olduğu zîcde bu cedvel yoktur, an­cak Bettânî’den sonra yazılan zîclerde görülmektedir. Bunun müstakil bir eser olduğu dikkate alınırsa büyük bir ihti­malle cedvellerin doğuşun derece ve da­kikalarına göre tertip edilmiş olması ge­rekir. Nitekim bugün modern astronomi­de “rĞduction â l’equateur” (muaddilü’n-nihar) adıyla aynı türden cedveller kulla­nılmaktadır.

3- Risale ü tahkiki akdâ-ri’l-ittişâlât.

4- Şerhu’-maköîeti’l-er­baba lî-Batlamyûs. Kaynaklarda Bettânî’ye isnat edilen da­ha başka eserler varsa da bunların ona ait oiduğu şüphelidir.

Diyanet İslam Ansiklopedisi