Bernardo Bertolucci kimdir? Hayatı ve eserleri

48

Bernardo Bertolucci kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: (1940) İtalyan film yönetmeni ve şair. Gü­nümüzün en yetkin İtalyan yönet­menlerinden biridir. 16 Mart 1940’ta İtalya’nın Parma kentinde doğdu. Babası şair ve film yönetmeni Attilio Bertolucci’dir. Bernardo Bertolucci’nin henüz on iki yaşın­da yazmaya başladığı şiirler çeşitli dergilerde yayımlandı.. 20 yaşında Roma Üniversitesi’nde öğrenci iken Gizemi Arayış adlı şiir kitabıyla ulusal şiir ödüllerin­den birini aldı. Daha küçük yaşlarında sinemayla ilgilenerek 16 mm’lik kısa metrajlı denemeler yapmış­tı. 1961 tarihinde üniversiteden ayrılarak Accattone filminde Pasolini’nin yardımcılığını üstlendi, bir sene sonra da La Commare Secca (“Azrail”) adlı ilk filmini çekti. Ticari başarısızlığa uğrayan bu karamsar film eleştirmenleri dc pek etkilemedi. Bir sonraki filmi Prima della Rivoluzione’yi (“Devrimden Önce”) iki yı İlık bir hazırlık döneminden sonra çeken Bertolucci, bu filmde çalkantılı bir gençlik dönemini konu ediniyordu. Bu, üslup aşırılıkları, operavari romantiz­mi ve Bertolucci’nin ilk dönemini çok etkileyen ‘Godard’ın filmlerini hatırlatan yapısıyla ilk özgün Bertolucci filmiydi. Eleştirmenler tarafından göklere çıkarıldı ve Fransa’da da Max Ophuls Ödülü’nü aldı.

1967’de Amore e Rabbia (“Aşk ve Öfke”) filminin bölümlerinden birini çektikten sonra genç yönetmen 1968’de Dostoyevski’nin Öteki adlı kısa romanından yola çıkan modern bir öyküyü Partner (“Ortak”) adıyla sinemaya uyarladı. Partner topluma uymakla uymamak konusundaki kararsızlığını bölün­müş bir kişilikte yaşayan bir delikanlının fantastik öyküsüydü. Bu filmde de yoğun Godard etkileri seziliyordu.

Bertolucci 1970’lerc sonradan dönemin en güzel iki filmi sayılacak olan La Strategia del Ragno (“Örümceğin Tuzağı”) ve El Conformista (“Konformist”) ile girdi. Bunlardan birincisi Arjantinli yazar Jorge Luis Borges’in aynı adlı öyküsünden esinlen­meydi. Yönetmen Borges’e özgü evrensel izlekleri kullanarak İtalyan taşrasında geçen politik bir hesap­laşmayı anlatıyordu. Görsel olarak kusursuz olan film İtalyan TV’sinin siparişi üzerine yapılmıştı ve 70’lerde üzerinde en çok konuşulan, giderek artan bir hayran kitlesi toplayan filmlerden biri oldu. Alberto Moravia’ nın aynı adlı romanından yola çıkan İkincisi ise II. Dünya Savaşı öncesinde, Roma’da geçen bir olay ve bu olayın faşist kahramanı ile ilgiliydi. “Gerçek şiirsel dil”in sinema olduğunu söyleyen Bertolucci burada kendine özgü sinemasal şiirle cinsel yetersizliklerin politik sonuçlarını araştırıyor, dönemin dekora ve atmosfere ilişkin ayrıntılarını aktarmada büyük bir ustalığa erişiyordu.

1972’de çektiği Ultimo Tango a Parıgi (Paris’te Son Tango) yönetmenin meslek hayatında bir dönüm noktasıdır. Başrolünü yıldızı yeniden parlayan Marlon Brando’ya oynattığı film büyük müstehcenlik tartışmalarına yol açtı. İtalyan mahkemelerince “müs­tehcen, ahlaksız ve insanın en alçak cinsel dürtülerine seslenen” bir film olarak nitelendirilerek yasaklanan film uluslararası piyasada müthiş bir gelir sağladı. Bertolucci bu çarpıcı ama temelde son derece lirik filmde “Paris’teki son Amerikalının, orta yaşlı, yılgın bir erkeğin genç, sorumsuz, sorunsuz bir kızla yaşadığı, ölümle sonuçlanan yoğun cinsel ve duygusal serüveni anlatıyordu. Bu filmde Bertolucci’nin göste­rişçi ve şiirli sineması en uç noktasına ulaşıyordu.

Bu filmin başarısı yönetmene çoktandır gerçek­leştirmek istediği bir projeyi, 1900’ü gerçekleştirme imkânı sağladı. 1976’da Dominique Sanda, Burt Lancaster,Roberto de Niro, Gerard Depardieu gibi uluslararası ün kazanmış oyuncularla gerçekleştirilen bu süper yapım İtalya’nın beş buçuk saat süren bir politik panoramasıydı. 70 yıllık bir süreci konu edinen film politik içeriğinin yoğunluğu ile çeşitli eleştirilere hedef olurken uzunluğu da ticari gösterim imkânlarını kısıtladı. Yönetmen ile yapımcı Alberto Grimaldi arasındaki tartışmalar sonucu film epeyce kısaltıldı.

Bernardo Bertolucci’nin üç yıl aradan sonra sinemalara giren en son filmi La Luna’dır (“Ay”). Bir anne-oğul ilişkisini cinsel boyutlarıyla anlatan bu film de değişik tepkilerle karşılandı. Genel kanı, Bertoluc­ci’nin belirgin bir düşüş gösterdiği yolundaydı.

Bernardo Bertolucci, Visconti, Fellini vb. gibi orta kuşak İtalyan sineması ustalarından sonra kendi­ni kabul ettiren genç kuşak ustalarının belki de en önemlisidir.

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, 16. cilt, Anadolu yayıncılık, 1983