Tarih

Berke Han Kimdir, Hayatı, Dönemi, Hakkında Bilgi

Berke Han, (Ö. Ö65/1266) Altın Orda Hanı (1256-1266).

Cengiz Han’ın torunu, Cuci Han’ın oğ­lu, Batu Han’ın kardeşi, Sertak ile Ulakçı hanların da halefidir. Kaynaklarda adı Berke, Berkâ ve Berkây, bazan da Ber­ke Oğul şeklinde geçer. Gençliği hakkın­da çok az bilgi vardır. 1246 ve 1251 yıl­larında amcası Ügedey’in oğlu Güyük ile öbür amcası Tuluy’un oğlu Mengü’nün tahta geçişlerindeki kurultayda yer aldı ve gayretleriyle bazı iç çekişmeleri ön­ledi. Büyük bir ihtimalle Müslümanlığı hükümdar olmadan önce Hârizm’de bu­lunduğu sıralarda kabul etmiştir. Ser­tak ve Uiakçı’nın kısa saltanatlarından
sonra 1256 yılı sonunda Altın Orda tah­tına geçti.

Saltanatının ilk yıllarında.batıda Ga-liçya’da ayaklanan Kral Daniel’in isyanı bastırılarak yeni inşa edilen kaleler yık­tırıldı. Ardından Litvanya ve Polonya’nın istilâsına başlanarak Saint Domierz Ka­lesi tahrip edildi, Krakov Kalesi ile bazı kaleler ele geçirildi. Bu durum karşısın­da Kral Utangaç Boleslas Macaristan’a iltica etmek zorunda kaldı. Diğer taraf­tan Rus Knezliği ile mevcut olan dost­luk, vergi meselesinden dolayı meydana gelen ayaklanmalar sebebiyle bozuldu. 1259’da Novgorad Rostof. Suzdal ve Yaroslav gibi şehirlerdeki isyanlar derhal bastırıldı. Knez Yaroslav oğlu Aleksandr Berke Han’ın üstünlüğünü kabul etmek zorunda kaldı.

Berke “Hân,” Bizans’a sığınmış olan Sel­çuklu Sultanı İzzeddin Keykâvus’un İm­parator Mikhail VIII. Palaiologos’un em­riyle Enez Kalesi’ne kapatılması üzerine bu devlete karşı da harekete geçti. İm­paratorun bizzat kumanda ettiği kuv­vetler, Bulgar Çarı Teş’in de yardımıy­la bozguna uğratıldı. Cuci ailesinden Nogay, İzzeddin ve ailesini kurtarıp Berke’ye gönderdi. Burada izzet ve ikram gören İzzeddin Orbay Hatun’la evlen­dirildi. Solhad ile Suğdak’ in gelirleri kendisine tahsis edildi. Ceneviz kaynak­larında belirtildiğine göre İzzeddin’e Kefe’de bir de saray verilmişti. Altın Or­da tehdidine kargı Bizans evlilik yolu ile Berke Han’a yaklaşmak istedi, saraya mensup Prenses Euphrosyne’yi zengin hediyelerle Nogay’a vererek akrabalık kurdu.

Berke’yi yakından ilgilendiren asıl si­yasî konu İlhanlılar idi. 1256’ya kadar büyük han adına birlikte hareket eden iki devlet, Hülâgû’nun Berke Han’a kar­şı cephe almasıyla rekabet içine girdi. Berke Han İlhanlılar’a karşı siyasî den­geyi sağlamak için Memlûk Sultanı Za­hir Rükneddin Baybars’a elçi göndere­rek İslâm ülkelerini istilâ ve halka zul­meden Hülâgû’ya karşı birlikte mücade­le etmeyi teklif etti ve savaşı kazanırlar­sa onun elindeki bütün toprakları alıp kendisine vereceğini bildirdi.

İlhanlıların Azerbaycan’ı istilâ ederek sınırı Derbentten geçirmeleri ve toprak­larındaki Altın Ordalı tüccarları öldürme­leri tarafları savaşa sürükledi. 1263’te meydana gelen savaşta Hüiâgû ağır bir bozguna uğradı. Bu haber İslâm dünya­sında büyük bir sevinç yarattı. Berke sa­vaş alanında pek çok kişinin öldüğünü öğrenince, “Allah, Moğollar’ı Moğollar’ın kılıcı ile öldüren Hülâgû’yu utandırsın” diyerek üzüntüsünü belirtmiştir.

Hülâgû’nun 1265’te ölümü üzerine ye­rine geçen Abaka Han da Berke’ye kar­şı aynı siyaseti devam ettirdi. Aynı yıl Kür nehri sahilinde İlhanlılar ile Altın Or­da kuvvetleri karşı karşıya geldiler. Ir­mağın her iki tarafındaki kuvvetler bir müddet savaş nizamında beklediler. Ber­ke Tiflis tarafına giderek nehri geçtik­ten sonra İlhanlılar’a saldırmayı düşünü­yordu. Ancak ömrü buna yetmedi; 1266’da vefat etti. Berke’nin cenazesi töre ge­reğince başşehir Saray’a olmadığı için yerine Batu’nun torunu Mengü Ti­mur han ilân edildi.

Tarihe ilk müslüman Altın Orda hü­kümdarı olarak geçen Berke Han, İslâ­miyet’i daha yeğenleri zamanında kabul etmiş ve Sertak Han ile de bu yüzden anlaşmazlığa düşmüştü. İslâmiyet’i ka­bulünde Şeyh Necmeddîn-i Kübrâ’nın ha­lifelerinden Seyfeddin Bâharzî’nin büyük rolü olmuştu. Saray şehrinin kurulma­sından sonra Türkistan’ia ticarî müna­sebetler artmış ve bunun sonucu İslâmi­yet süratle yayılmıştır. Cüzcânî ve Cüveynî’nin yazdıklarından anlaşıldığına göre Berke yasa ve şeriatı birlikte uygulamış, her iki sistemin ruhuna bütün samimi-yetiyle bağlı kalmıştır. Kur’ân-ı Kerîm öğretmek üzere okullar açtırmış, Saray’­da imam ve müezzinler bulundurmuş ve âlimleri himaye etmiştir.

Berke Han zamanında en parlak dev­rini yaşayan Altın Orda Moğolistan’daki büyük kağanlıktan ayrılmış ve tamamen bağımsız bir devlet olmuştur. Onun ken­di adına sikke bastırması da bunu gös­termektedir.

Berke’nin Saray (Sarây-ı Berke) adıyla İdil nehri kıyısındaki büyük bir düzlükte inşa ettirdiği şehir kısa zamanda bir ti­caret merkezi haline gelmiştir. İbn Battûta ve birçok Batılı seyyah bu şehirden övgüyle söz etmişlerdir. Sarây-ı Berke’­nin yeri bugün tam olarak tesbit edile­memiştir. Tzarev veya Selitrennoye Selitrenniy Gorodok’ta harabeleri meydana çıkarmak için çalışmalar yapılmıştır. Ba­zı maddî kültür kalıntıları ise Leningrad Müzesi’nde sergilenmektedir.

Diyanet İslam Ansiklopedisi