Bergson’un Tipolojisi – DİN SOSYOLOJİSİNİN DOĞUŞU

Bergson’un Tipolojisi
Bergson’un Ahlâk ve Dinin İki Kaynağı (Les Deux Sources de la Morale et de la Religion) adlı eseri gerçekten de Din Felsefesi ve Sosyolojisi bakımından Önemli görüşleri ihtiva etmektedir. Bergson bu eserinde, sadece İçtimaî sebeplerin dini izaha kâfi gelmediğini, zira dinin varlığının daha derin sebepleri olması gerektiğini ileri sürmektedir. Bergson’a göre ne Durkheim’in “kolektif şuuru” ve ne de L. L. Bruhl’xm “ibtidâî düşünce” anlayışı dini izah edememekte olup, onun izahını psiko-biyolojik sebeplerde aramak gerekir.
Bergson’a göre iki türlü toplum bulunmaktadır. Bunlardan birincisi “kapalı toplum”, ötekisi de “açık toplum” dur. Kapalı toplum, kolektif bir düzen içinde yaşayan, henüz ferdî ahlâk ve sorumluluğun yer almadığı ve her türlü yenilik ve değişmeye geleneksel kuramlarıyla karşı koyan toplum düzenidir. Buna karşılık açık toplum, üyelerinin cemâat birliğinden kendilerini kopardıkları, bu nedenle de inançları ve dünya görüşleri bakımından ferdiyetçiliğe (individualisme) yönelmiş olup, her türlü yenilik ve değişmeye açık bulunan toplumdur. Bergson’a göre bu iki topluma iki tip din tekâbül etmektedir. Bunlardan kapalı toplum tipine içgüdülere dayanan “Statik Din” adını verdiği bir din tipi karşılık almakta olup, açık topluma da mistik sezgiye dayanan bir “Dinamik Din” tipi tekâbül etmektedir. Bergson ibtidaî dinlerin statik din türünden olduklarını, yüksek dinlerin ise ikinci kategoriyi oluşturduklarını belirtmekte ve böylece bir din tipolojisi kurmakta ve büyük ölçüde, Alman sosyoloğu Tönnies’in “cemâat” (Ge- meinschaft) ve “cemiyet” (Gesellschaft) tipolojisinden mülhem olarak insanlığın dinî ve toplumsal tarihini kendisinin “yaratıcı tekâmül” dediği bir evrimle açıklamaya çalışmaktadır. Böylece Bergson, ibtidâî dinler veya eski çağ dinleri ile âlemşümûl dinler arasında sosyologların bir türlü görmeye muvaffak olamadıkları farkı da belirtmiş olmaktadır. Bu durum aynı zamanda ibtidâî kültür ve dinlere mensup insanlarla semavî dinlerin mensupları arasındaki esas farkın dinden ileri geldiğini de ortaya koymaktadır. Bergson insanlığın bütün üstün mefhumları, değerleri, insan hakları, demokrasi, eşitlilik, kardeşlik, insanlık, insana saygı, vs. nin hep dinden geldiğini belirtmektedir. Bu bakımdan Bergson’un eserildin bilimi, din felsefesi ve sosyolojisi ile uğraşanlar için temel eserlerden biri olmaktadır.