Berat Şehri, Tarihi, Özellikleri, Eserleri, Hakkında Bilgi

42

Berat, Arnavutluk’un güneyinde Osmanlı mimari eserleriyle ünlü bîr şehir.

Adriya denizine dökülen Semen (Se­meni) nehrinin Osum (Usumi) kolu üze­rinde ve Tomorrit dağının batı etekle­rinde XIII. yüzyılda kurulmuş olan şeh­rin yerinde daha önce Yunanlılar’ın Anti-patreia, Bizanslılar’ın Pulcheiropolis adı­nı verdikleri eski bir yerleşim merkezi­nin bulunduğu sanılmaktadır. Şehrin üs­tündeki dağın tepesinde XIX. yüzyıla ka­dar stratejik önemini korumuş olan bir kale yer alır. Havası ağırca ise de etra­fında bağ ve bahçeler çoktur.

Ortaçağ’da önceleri Bizans’ın, daha sonra sırasıyla Epir Despotluğu’nun, Gü­ney İtalya’daki Angoular’ın, tekrar Bizanslılar’ın, Sırplar’ın ve son olarak da küçük bir Arnavut prensliğinin yöneti­mine giren Beratın Osmanlılar tarafın­dan fethi. 1417’de Avlonya ile birlikte Ad­riyatik sahillerinin ele geçirilmesi sıra­sında gerçekleşti. Evrenosoğlu İsâ Bey’in kumandasındaki Osmanlı kuvvetleri. Na­poli Krallığı’ndan aldığı yardımla güç ka­zanan İskender Bey’i Berat şehri önün­de mağlûp etmişti. II. Bayezid Arnavutluk seferi (1492) sıra­sında burayı ziyaret etmiş ve bir İslâm şehri görünümü alması için bazı mima­ri eserlerin ve bu arada kendi adını ta­şıyacak olan caminin yapılmasını emret­miştir.

Fetih sonrası 1431-1432’de yapılan ilk tesbitlere göre 1000 kadar nüfusu bu­lunan Berat Rumeli eyaletinin Avlonya sancağının merkezi haline getirildi ve Sırplar’ın buraya Belgrad demelerinden dolayı Arnavut Belgradı adıyla da anıl­maya başladı. XVI. yüzyılın başlarında yapılan bir sayıma göre şehirde S61 hâ­ne bulunması, o dönemdeki nüfusunun 3000 civarında olduğunu göstermekte­dir. Bu nüfusla Beratın yalnız Arnavutluk’un değil bütün Balkanlar’ın en önem­li merkezleri arasında yer aldığı söyle­nebilir. XVI. yüzyılın sonlarında nüfusu 6000’i geçiyordu ve bunun 2500 kada­rını hıristiyan ve yahudiler teşkil ediyor­du. XVII. yüzyılda nüfusu daha da arttı. Burası hakkında oldukça ayrıntılı ve il­ginç bilgiler veren Evliya Çelebi, asıl şe­hir kısmında (büyük varoş) S000 evin bu­lunduğunu, ayrıca İç Kale. Aşağı Kale ve diğer kesimlerde de evlerin yer aldığını belirtir. Bu rakamlar mübalağalı olmak­la birlikte şehrin nüfusunun XVI. Yüzyıla nisbetle daha da kalabalıklaşmış oldu­ğunu gösterir. XVIII. yüzyılda ise şehirde sanat ve ticaretin oldukça geliştiği ve hâne sayısının 3000 olduğu bilinmekte­dir. Bundan da şehrin 15.000 kadar bir nüfusa sahip bulunduğu ve bazı kaynak­lardaki iddiaların aksine, mimari eserle­rinin de gösterdiği gibi Osmanlı yöneti­mi süresince devamlı surette gelişme kaydettiği ortaya çıkmaktadır.

Evliya Çelebi’ye göre Berat yerleşme yeri olarak dört parçaya ayrılmış durum­daydı. İç Kale kesimi surlarla çevrili olup içinde 40-50 ev, Bayezid Han Camii, cep­hane, ambarlar ve su sarnıçları bulun­maktaydı. Bunun dışındaki Büyük Hisar kesiminde ise 200 kadar ev ve bir ha­rap cami, biri mâmur sekiz kilise yer al­maktaydı. Buranın güney tarafındaki ka­yalığın altında, nehir kıyısındaki Aşağı Hisar kesiminde 70-80 ev, 80 dükkân, çarşılar, asıl şehir kısmını teşkil eden Büyük Varoş’ta mahalleler, birçok cami ve mescid bulunuyordu. Evliya Çelebi, şehrin onu hıristiyanlara, biri yahudile-re, on dokuzu müslümanlara ait otuz mahalleye ayrıldığını, bunlar arasında en meşhur ve kalabalık olanlarının Murad Çelipa, Uzgurlu, Hünkâr, Vakıf, Ba­ba Kadı, Paşmakçılar, Akmescid, Eski­pazar, Güngörmez olduğunu yazar. Ay­rıca aralarında Sultan Bayezid. Uzgurlu, Gazi Murad Paşa, Hünkâr veya Fethiye, Çelebi Hüseyin camilerinin bulunduğu on üç cami, on yedi mescidin, bir bedes­ten 700 kadar dükkân, beş medrese, iki hamamın, birçok sıbyan mektebinin yer aldığını da kaydeder. Nehrin karşı tara­fında bulunan Koru Varoş’un ise 200 ev­lik bir yerleşme yeri olduğunu belirtir.

Önceleri Avlonya sancak beyinin otur­duğu Berat şehri daha sonraki dönem­lerde Yanya vilâyetine bağlı aynı adlı sancağın merkezi olmuştur. Bu sancak güneyde Ergiri sancağı, batıda Adriya­tik denizi, kuzeyde İşkodra vilâyetinin Draç ve Manastır vilâyetinin İlbasan (Elbasan) sancakları, doğuda da Manastır vilâyetinin Görice sancağıyla çevrili idi ve beş kaza ile dört nahiye ve 600 köy­den oluşuyordu. Nüfusunun çoğunluğu müslüman, dörtte bir kadarı da hıristi­yan Arnavutlar’dan meydana geliyor ve şehirde bir Ortodoks piskoposu oturu­yordu. Berat esnafı Fâtih’in verdiği bir fermana dayanarak XVIII. yüzyıla kadar özel bir statüye sahip olmuş ve seferle­re katılma, bölgeyi düşman hücumları­na karşı koruma hizmetine karşılık ver­giden muaf tutulmuştur. Berat Kalesi Tepedelenli Ali Paşa’nın (ö. 1822) isyanı sırasında önemli roller oynamış ve Te­pedelenli ancak bu kaleyi Avlonya Mu­tasarrıfı İbrahim Paşa’nın elinden aldık­tan sonra bütün Toskalık’a hâkim ola­bilmiştir.

Berat, Balkan Savaşı sırasında Osman­lı hâkimiyetinden ayrılarak bağımsızlığı­nı ilân eden Arnavutluk’un sınırları için­de kaldı (1912). I. Dünya Savaşı’ndan ön­ce Avusturyalılar, savaşın sonunda da İtalyanlar tarafından işgal edilen şehir 1938 Nisanında tekrar İtalyanlar’ın eli­ne geçti ve 1941 Ocağında İtalyanlar’la Arnavutlar arasında cereyan eden şid­detli çarpışmalara sahne oldu. Bugün 30.000’in üzerinde olan nüfusu ile Ar­navutluk’un orta büyüklükteki şehirle­rinden biridir.

Birçok defa onarım görmüş Ortaçağ’dan kalma kalesi ve Osmanlı mimari eserleriyle ünlü olan şehir 1965’te Ergi­ri Kasrı (Gjirocaster) ile birlikte Arnavut­luk Kültür Bakanlığı tarafından müze-şehir haline getirme programına alınmış ve çalışmaların yürütülmesi amacıyla bir enstitü kurulmuştur. Bugün bu enstitü tarafından restore ettirilen eski evlerle sokakların orijinal halleri içinde korun­malarına çalışılmaktadır. Berattaki Os­manlı yapılarının başlıcaları şunlardır: II. Bayezid Külliyesi (II. Bayezid zamanı); Feridun Bey Anıt mezarı (1324/1906); Ha­cı Sinan Medresesi; Şeyh Hasan Tekke­si (Halvetiye Tekkesi, II. Bayezid zamanı]; Kurşunlu Camii (1530-1540); Avlonyalı İbrahim Paşa Camii (XIX. yüzyıl); Sü­leyman Paşa Camii; İç Kale Bayezid Camii, Hün­kâr Camii; Berat Köprüsü.

Diyanet İslam Ansiklopedisi