Bender Kalesi Tarihi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

Bender Kalesi, Osmanlı Devleti’nin Boğdan sınırında serhad kalesi.

Boğdan’ın (Moldavia) kuzeyinde Turla (Dinyestr) ırmağı kıyısındaki Bender Ka­lesi Osmanlı Devleti’nin son sınır kalesi­ni teşkil ediyordu. Eski adı Tighina (Moldavca Tişno) olan Bender bu adı Türk ida­resi sırasında almış oiup günümüzde de Benderj adıyla haritalara geçmiştir. Ben­der Farsça’da “nehir kıyısında liman” an­lamına gelmektedir. Arapça’da ise “pa­zar, ticaret yeri, mübadele yeri” mânasındadır. “Bir geçit veya boğazı koruyan istihkâm” anlamına da gelir. XIII. yüzyıl­da Tatarlar buraya hâkim olmuşlar, fa­kat Alexandru cel Bun (1400-1432] ve Ştefan cel Mare (1457-1504) Tatarlar’ı ırma­ğın karşı kıyısına sürdükten sonra bu­rada sınırı korumak üzere küçük bir ka­le yaptırmışlardır. Petro’nun (Petru Rareş) 1538’de Kanunî Sultan Süleyman’a ye­nilmesi üzerine kale Osmanlı idaresine geçmiş ve çok kuvvetli bir biçimde yeni­den inşa edilmiştir. Evliya Çelebi’nin, “Turla nehri kenarında bir tarafı alçak, cenup ve kıblesi yüksek, köfeki kayalar üzerinde kare şeklinde büyük ve yüksek bir kaledir ki her taşı fil gövdesi kadar vardır, sığır ve at karnı kadar sert kaya taşlardır” cümleleriyle tarif ettiği kale­nin, “Süleyman Han’ın mimarbaşısı Si­nan Ağa b. Abdülmennan bu kaleyi ya­parken bütün kudretini sarfedüp günâ-gûn ilm-i hendese üzre kuleler, musan­na’ metin burç ü bârûlar yapmış ki vas­fında lisan kasırdır” diyerek Mimar Sinan tarafından inşa edilmiş olduğunu ifade eder. Mimar Sinan’ın çeşitli tezkirelerin­de yaptığı her türlü eserin adlan olmak­la beraber kaleler yoktur. Fakat Sinan’ın Kanûni’nin ordusu ile Kara Boğdan se­ferine katıldığı da bilindiğine göre bu sı­rada Bender Kalesi’ni de inşa etmiş ol­ması tamamen ihtimal dışı sayılamaz.

Kalenin kapısı üstünde yerden 7 m. yükseklikte, 0,70 X 0,54 m. ölçüsünde bir mermer levhaya işlenmiş, Evliya Çe­lebi’nin çok yüksekte olduğu için oku­yamadığını söylediği uzun bir kitabesi vardı. Bu altı beyitlik kitabede Kanunî Sultan Süleyman methedilerek onun bir­çok yeri fethetmiş olduğu ve Boğdan Voyvodası Petro’yu da mağlûp ettikten sonra 945’te (1538-39) kaleyi inşa et­tirdiği bildirilir. Kitabe sonraları Ruslar tarafından yerinden çıkarılmıştır. N. Ivanoviç llminski, N. J. Veselovski, Gottwald, N. A. Marks gibi Rus tarihçileri tarafından eksik ve hatalı olarak yayımlanan bu ki­tabe Romanyalı tarihçi Mihail Guboğlu (ö. 1989) tarafından etraflı bir makale­de daha doğru bir biçimde incelenmiştir.

Evliya Çelebi 1656’da ziyaret etti­ği Bender Kalesi’ni çok iyi tasvir etmiş­tir. Kuşatma sırasında kalede 12.000 müslüman askerin bulunduğunu bildi­ren Evliya Celebi, buradaki bütün asker ve muhafız kadrosunu inceden inceye belirtir. Kale surları “20 ayak eninde” kalın bir duvardır. Kara tarafında derin bir hendeği olmasına karşılık nehir ta­rafında hendek yoktur. Fakat bu tarafı İki kat duvarla çevrilmiştir. Kalenin iki kapısından biri kıbleye bakan varoşa açı­lır. İki katlı olan bu kapının demir ka­natları vardır, ayrıca hendek üzerindeki köprüsü de zincirli bir dolapla her gece yukarı alınır. Burada yukarıdan sürgü halinde inen bir de demir kafes bulu­nur. İkinci kapı ise ırmak kıyısına kadar uzanan dış hisara açılır. Burada da ne­hir kıyısında bir su kapısı olup kale için­deki evlerde yaşayanlar su ihtiyaçları­nı buradan sağlarlar. Gerek yukarıdaki esas kalede gerekse aşağı hisarda Sul­tan Süleyman’ın iki camii vardır. Ağaka-pısı önünde iki şehid kabri bulunmak­tadır. Kale dışında ise yüksekçe bir yer­de bir namazgah vardır. Çok derin ve temiz olan hendeğin kenarında içine çalı çırpı atılmaması için kalın direklerle bir çit uzanır. Evliya Çelebi ayrıca güzel bir İznik çanağının da süs olarak duvara gö­müldüğünü bildirir.

Evliya Çelebi Bender Kalesi hakkında daha pek çok bilgi verdikten başka ka­lenin batı ve kıble tarafındaki kasaba­dan da bahsederek burada yedi müslü­man, yedi hıristiyan mahallesi ve dört cami, iki sıbyan mektebi, bir hamam ol­duğunu da kaydeder.

Bender Kalesi’nin adı bir serhad kale­si olarak XVII ve XVIII. yüzyıllarda sık sık tarihe geçmiştir. Bender Kalesi’nin ta­rih içindeki talihi, daha kuzeyde ve aynı stratejik durumda olan Hotin Kalesi ile aynı seyri takip etmiştir. Burada bulu­nan kalenin muhafızlarından biri Muh-sinzâde Abdullah Paşa idi. İsveç Kralı XII. Karl’ın (Demirbaş Sari) Poltava Savaşı’n-dan sonra (1709] Bender Kalesi dışında Varnitza adındaki bir yerde bir ev yaptırtarak 1711 “e kadar bir süre burada yaşadığı bilinir. XII. Karl’ın ilticasının ar­dından Boğdan Beyi Mihal Rus çarına gizlice haber göndererek Bender çevre­sinde konaklayan İsveçliler’! yok etme­sini tavsiye etmiş, bu ihaneti sonradan öğrenen muhafız Çerkez Yûsuf Paşa Mi-hal’i ele geçirerek İstanbul’a gönderme­den bir süre Bender’de hapsetmiştir. 1712-1713’te Bender muhafızı İsmail Paşa ile XII. Karl’ın adamları arasında “Kalabalık” olayı denilen silâhlı bir çatış­ma olmuş, sonunda İsveç kralı Bender Kalesi’nde Paşa Konağı’nda birkaç gün gözaltında tutulduktan sonra buradan Edirne’ye gönderilmiştir. Ruslar 1770’te iki ay devam eden bir kuşatmadan son­ra Bender’i almışlar, ancak bu olay kan­lı bir facia halinde cereyan etmiş, kale­deki Türkler düşman eline geçmemesi için kendi elleriyle aiie fertlerini öldür­mek zorunda kalmışlardır. Bender Ka­lesi 1774’te imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması ile tekrar Osmanlı Devleti’ne iade edilmişse de 1788-1789’da Rus­lar tarafından tekrar ele geçirilmiştir. 1792’de Yaş Muahedesi ile bir kere daha Osmanlı Devleti’ne iade edilen Bender Kalesi 1812’de Bükreş Antlaşması ile ke­sin olarak kaybedilmiştir. Başbakanlık Arşivi’nde bulunan keşif ve tamirat def­terlerindeki[34] bazı kayıtlardan öğrenildiğine gö­re 1178-1206 (1764-1792) yılları arasın­da, yani Bender Kalesi’nin el değiştirme­leri arkasından kale ve içindeki cami ta­mir görmüştür. Bender I. Dünya Savaşfn-dan sonra Romanya toprakları içinde Besarabya eyaletinin bir şehri olarak kal­mış, fakat 1944’te Romanya’nın yenil­mesi üzerine Sovyet arazisine katılmış­tır. Halen Moldavya Cumhuriye­ti toprakları içinde bulunmaktadır. Ro­manya idaresinde iken kalede bir garni­zon barınıyor ve içinde bir kiliseden baş­ka subay lojmanları da bulunuyordu.

Bender Kalesi’nin görebildiğimiz tek fotoğrafı, dört köşesinde dört yuvarlak burç yükselen kare biçimli bu serhad kalesinin gerçekten heybetli bir yapıya sahip olduğunu belli etmektedir. Bu ba­kımdan aynı karakterde olan Hotin Ka­lesi’nin bir benzeridir. Romanya idare­sinde iken esas kalenin etrafında dış hi­sarın kalıntıları ve toprak istihkâmları hâlâ görülebiliyordu. Bender Kalesi eğer gerçekten Mimar Sinan tarafından yapıl­dıysa onun sanat değeri bir kat daha art­maktadır. Bu bakımdan tam bir rölövesi çıkarılarak incelenmesi Sinan’ın askerî mimarisini tanımada yararlı olacaktır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi