Belgrad Tarihi, Nerede, Nerenin Başkenti, Hangi Ülkede, Hakkında Bilgi

0
119

Belgrad, Sırbistan Cumhuriyeti’nin başşehri.

Tuna ve Sava nehirlerinin birleştiği ke­simdeki plato üzerinde kurulmuştur. Ku­zey ve Orta Avrupa’yı Karadeniz ve Ege denizine bağlayan tabii yollar üzerinde bulunduğundan eski dönemlerden beri önemli bir yerleşim merkezidir.

Sırpça Beo-grad “beyaz şehir” mâna­sına gelir. Serhad şehri olması sebebiyle Osmanlılar tarafından “dârülcihad” olarak tavsif edilmiş, diğer Belgrad’lar-dan ayırt edilmesi için de Tuna Belgradı ve Üngürüs Belgradı gibi adlarla anıl­mıştır.

Bugünkü Belgrad’ın yer aldığı alan Ne­olitik devrin ilk zamanlarında iskân gör­müş, milâttan önce IV. yüzyılda Kelt ka­bilelerinin bölgeye yerleşmesinden önce de özellikle Tuna ve Sava nehirlerinin kı­yılarında, kuzeyden gelen çeşitli göçle­rin etkisiyle farklı bir etnik yapıya sahip olmuştur. Milâttan önce II. yüzyılda bir Kelt kabilesi olan Scordisci Tuna nehri kıyısında, bugün Belgrad’ın bir banliyö­sü olan Karaburma mevkiinde ilk yerle­şim merkezini kurmuştur.

Romalılar bu bölgeye İlkçağ’ın son yıllarında geldiler ve Sava nehrinin Tuna ile birleştiği noktanın yukarısında Belgrad’ın eski yerleşim yeri olan Singidinum’u kur­dular. Şehir, özellikle milâttan sonra I. yüzyılın sonlarında burada kurulan aske­ri kampın etrafında gelişmiş ve bu geliş­mede Tuna üzerinde bulunan donanma üssünün de büyük katkısı olmuştur. Fa­kat II. yüzyılda belediye, III. yüzyılda ko­loni seviyesine getirilmiş olmakla birlik­te IV. yüzyıldan itibaren gerilemeye baş­lamış ve 441’de de Hunlar tarafından ta­mamen tahrip edilmiştir.

Singidinum V. yüzyılın ikinci yarısında sık sık Gotlar, Gepidler ve Herullar’ın sal­dırısına uğradı. Bizans İmparatoru I. Justinien yıkılmış olan şehrin etrafını sur­larla çevirip tahkim ettirdiyse de bu ye­ni kale de sık sık vuku bulan saldırılarla tahrip edildi. Avarlar’ın 568’de Panonia1-yı. ele geçirmesinden sonra durumu da­ha da kötüleşen Singidinum, Bizanslılar’-la Avarlar arasındaki çarpışmalarda de­vamlı savaş alanı oldu ve nihayet VİI. yüz­yılın başlarında Avar ve Slavlar’ın saldı­rılarıyla tamamen yıkıldı. Bundan sonra şehrin tarihi bir müddet meçhul kalmak­tadır. Singidinum harabeleri üzerinde in­şa edilen Ortaçağ Belgradı’nın kuruluşu konusunda çok az şey bilinmektedir. 878 tarihli bir belgede ilk defa Slav kökenli Belgrad ismiyle bir piskoposluk merke­zi olarak zikredilmektedir. Bundan son­raki yüzyıllarda Bulgarlar, Bizanslılar ve Macarlar arasında sık sık el değiştirmiş­tir. 1354’te Sırp Kralı Stefan Duşan ta­rafından zaptedilen Belgrad, onun ölü­münden sonra tekrar Macar idaresine girerek Maçva eyaletine bağlandı. 1403’te Prens Stefan Lazareviç şehri Macarlar’dan geri aldı ve Osmanlılardın Sırbis­tan sınırlarına yaklaşması üzerine idare merkezini Kruşevaç’tan, kısa sürede dev­letin politik, askerî ve kültürel merkezi haline gelen bu şehre nakledip etrafını surlarla çevirdi. Bu dönemde Belgrad Kalesi’nin yukarı kesiminde Prens Ste-fan’ın sarayı, aşağı kesiminde asıl şehir ve güneyinde de bir dış mahalle bulu­nuyordu. Daha sonra Sırp despotu Corc Brankoviç Belgrad’ı Macariar’a terkederek idare merkezini Semendire’ye ta­şıdı.

Belgrad Osmanlılar tarafından ilk de­fa II. Murad zamanında kuşatıldı. 1441’de karadan ve Tuna nehrinden baş­latılan ve altı ay süren kuşatma, karşı­laşılan mukavemet ve orduda görülen salgın hastalık gibi sebeplerle kaldırıldı. İkinci kuşatma ise Fâtih Sultan Mehmed tarafından yapıldı. Bizzat padişahın da katıldığı ve yaralandığı savaşta Osman­lı ordusu bir sonuç alamadı. Nihayet şe­hir Kanûnrnin Macaristan’a yaptığı se­fer sonunda fethedildi (1521] ve ahalisi­nin bir kısmı İstanbul’a gönderilerek bu­gün Belgrad ormanları ve Belgrad Ka­pısı adıyla bilinen yerlere iskân edildi. Kanunî fetihten sonra kaleyi Semendire sancağı ile birlikte Yahyâpaşazâde Bâlî Bey’e tevcih etti ve burası sancak mer­kezi oldu. Budin eyaletinin teşekkülün­den (1541] sonra da sancak bu eyalete bağlandı. Padişah Belgrad’ın tamiri ve yeniden inşası için emir vererek cami, mescid ve imaret yapılmasını istedi. Ay­rıca kalesi tahkim edilip askerî bir gar­nizon haline getirildi ve Tuna’dan donan­ma ile desteklenerek buraya Sırp asıllı 38S martolos (Tuna’da Türkler hesabına korsanlık yapan hıristiyan denizciler) yer­leştirildi. Belgrad 1541’de Budin’in alı­nışına kadar Osmanlılar’ın Avrupa içleri­ne doğru yapacakları fetihler için Önem­li bir askerî üs teşkil etmiştir. 1536’da şehirde dört cami etrafında kurulmuş dört müslüman mahallesi vardı; XVI. yüz­yılın ortalarından itibaren müslüman ma­halle sayısı on altıya ulaştı (1560] ve şehir İslâmî hüviyet kazandı, ayrıca ticarî bir antrepo haline geldi. Sigetvar Seferi’nde ölen Kanûnrnin cenazesi Belgrad’a ge­tirildi ve Hünkâr tepesi denilen yerde namazı kılındı; II. Selim’e de burada biat edildi. Yine III. Mehmed Macaristan se­ferine giderken Belgrad’a gelmiş ve Eğ­ri üzerine buradan hareket etmiştir. XVI. yüzyılın sonları ile XVII. yüzyılın başların­da önemli bir gelişme dönemi geçiren Belgrad Evliya Çelebi’ye göre 98.000 nüfusa sahipti. O dönemde büyük bir ka­rargâha dönüşen şehirde askerî mak­satlarla inşa edilmiş zahire ambarları, tophane, baruthane gibi binalar bulunu­yor ve Tuna’daki donanma kumandanı da burada oturuyordu. 217 cami, on üç mescid, on yedi tekke, dokuz dârülhadis, sekiz medrese ve yedi hamamın yer aldığı Belgrad’daki altı kervansaray, yir­mi bir han ve 3700 dükkândan oluşan Sûk-ı Sultânf adlı çarşı ile diğer çarşılar ise buradaki ti­carî hayatın canlılığını göstermektedir.

Daha sonraki dönemlerde de siyasî olaylara sahne olan Belgrad, Uyvar (1663) ve Viyana (1683] seferlerinde yine en önemli askeri faaliyet merkezini teşkil etti. Viyana bozgunundan sonra Avus-turyalılar’ın saldırısına uğrayarak bir ara elden çıktıysa da (1688) Köprülüzâde Fâ­zıl Mustafa Paşa tarafından geri alındı (1690). XVIII. yüzyıldaki Avusturya savaş­ları sonunda imzalanan Pasarofça Ant­laşması (1718) ile bu ülkeye bırakıldı ve Avusturyalılar tarafından eski şehrin ço­ğu yıkıldı. Şehri geri almak için başlatı­lan savaşlardan sonra Belgrad Antlaş­ması (1739) imzalandı ve şehir Osmanlılar’a teslim edildi. Bundan sonra tam bir sınır kalesi haline gelen Belgrad elli yıl sonra tekrar Avusturyalıların eline geçtiyse de (1789) Ziştovi Antlaşması’na (1791) göre yine Osmanlılar’a iade edil­di. Bu üçüncü Avusturya yönetiminden sonra şehrin İslâmî özellik taşıyan geliş­mesi durdu. XIX. yüzyılın başlarında çıkan Sırp isyanları sonunda Belgrad Sırbista’nın idarî ve siyasî merkezi oldu (1839}. Burada yaşayan Türk halkının 1862’de, son Osmanlı garnizonunun da 1867’de ayrılmasıyla şehir tamamen Sırplar’ın eline geçti; ancak 1878 yılına kadar ka­leye Sırp bayrağının yanı sıra Osmanlı bayrağı da çekilmeye devam etti. 1878 Berlin Antlaşmasfyla resmen kurulan bağımsız Sırbistan’ın başşehri oldu. Bu tarihten itibaren Batı tarzı gelişmesini sürdüren Belgrad, !. Dünya Savaşı sıra­sında Avusturya-Macaristan kuvvetleri­nin ağır top atışlarından zarar gördü ve üç yıl Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun elinde kaldı (1915-1918). 1 Ara­lık 1918’de Yugoslavya Krallığı’nın, 1941’den itibaren üç buçuk yıl süren Alman işgalinden sonra da yeni kurulan Yugos­lavya Federal Halk Cumhuriyeti’nin baş­şehri oldu. Devamlı ola­rak gelişmesini sürdüren Belgrad’ın nü­fusu 1867’de 25.000, 1914’te 90.000, 1921’de 135.000, 1934’te 320.000, 1944′-te 270.000, 1971’de 746.000 ve 1984’te 1 milyon 529.000 idi.

II. Dünya Savaşı’ndan sonra şehrin ima­rı için başlatılan çalışmalar arasında es­ki kesimde 230.000 ev inşa edildi ve bir­çok yeni banliyö kuruldu. Bunlar arasın­da Yeni Belgrad, Karaburma, Mirijevo, Konjernik, Medakoviç, Miliakovaç. Banyika, Kumadraç ve Bezanya bulunmak­tadır. Yaklaşık üç asır Osmanlı idare­sinde kalan Belgrad’da sayısı yüzleri bulan Türk mimari eserlerinden bugü­ne hiçbir şey ulaşmamış. Evliya Çelebi’nin haber verdiği ve daha sonraları sayısı muhakkak artmış bulunan 250′-ye yakın camiden ise bugün sadece Bay­raklı Cami ayakta kalabilmiştir.

Diyanet İslam Ansiklopedisi