Belagat-ı Osmaniye Nedir, Kitabı, Konusu, Yazarı, Tarihi, Hakkında Bilgi

0
39

Belâgat-ı Osmâniyye, Ahmed Cevdet Paşa’nm (ö. 1895) Osmanlı Türkçesi’nin belagat kurallarına dair eseri.

Ahmed Cevdet Paşa, Fuad Paşa ile be­raber hazırladıkları Kavâid-i Osmâniyye’nin sonunda “fenn-i belâgafa dair bir kitap yazacağını ha­ber verirse de uzun zaman buna fırsat bulamaz. Daha sonra Maarif nâzın iken okulların ders programlarını tesbit için kurduğu komisyonda okutulacak ders kitaplarından bir kısmının ve bu arada Osmanlı Türkçesi’ne dair bir belagat ki­tabının yazılması işi ona havale edilince, 1881’de Mekteb-i Hukuk’un birinci sınıfında okuttuğu ders notlarını bu isim altında cüz cüz bastırarak bu görevi ye­rine getirir (istanbul 1298). Klasik mâna­da bir belagat kitabı olan Belâgat-ı Os­mâniyye dîbâce, mukaddime ve lahika başlıklarını taşıyan giriş kısmından son­ra üç ana bölüm ve bir hatimeden mey­dana gelmektedir.

Cevdet Paşa eserinin dibacesinde sarf ve nahiv kaideleri bakımından Arapça, Farsça ve Türkçe’nin genel bir değerlen­dirmesini yapar ve böyle bir kitabı niçin yazdığını açıklar. Ona göre sadece doğru yazmak kâfi değildir; aynı zamanda fa­sih ve beliğ bir şekilde yazabilmek ge­rekmektedir. Bunu sağlayabilecek olan ise belagattır. Daha sonra edebî ilimler­den bahseden müellif belagat, meânî. beyân ve bedî’ kelimeleri üzerinde du­rur. Bu kavramların adlandırılmasında Arap âlimleri arasındaki ihtilâflara da işaret eden Cevdet Paşa meânî, beyân ve bedî’i belagat adı altında toplamayı tercih ettiğini belirtir. Mukaddimede fe­sahat ve belagat terimleri üzerinde du­rur. Klasik mânadaki fesahatin konula­rını devrinin Türkçe anlayışı çerçevesin­de açıklayarak “elfâz-ı rakîka”, “kelâm-ı metîn”, “kelâm-ı latîf” gibi konunun ol­dukça önemli diğer bazı terimleri üze­rinde durmayı da ihmal etmez. Lahika­da ise “Kelâm” baslığı altında cümle ko­nusu ile ilgiii genel bilgiler verilmekte, kazıyyeler tanıtılmakta, buna bağlı ola­rak bedîhiyat, hadsiyat, mücerrebat, muhayyelât gibi mantık ilmine ait mesele­ler hakkında kısa açıklamalar yapılarak bunların belagatla ilgisi gösteri im ektedir. Bu açıklamalarında onun hukukçu ve mantıkçı tarafı çok açık bir şekilde görülür. Burada devrinin divan edebiya­tı hakkındaki tenkitlerine de ilgisiz kal­mayan müellif daha sonra gelen kita­bın ana bölümlerinde sırasıyla meânî, beyân ve bedf konularını müstakil olarak ele alır. İlk iki bölümde eski anlayıştan pek ayrılmayan Cevdet Paşa’nın örnek­leri Türkçe’dir ve bunlar arasında yer yer kendisine ait parçalar da vardır. Üçüncü bölüm olan iim-i bedî’ klasik belagatta olduğu gibi “muhassenât-ı ma’neviyye” ve “muhassenât-ı lafzıyye” diye iki kısım­da incelenir. Fakat anlam ve kapsamla­rı bakımından bazı sanatları her ikisinin de içine koyamaz ve eskilerden farklı olarak onları ayrı bir başlık altında bu bölümün üçüncü kısmında ele alır. Dör­düncü ve sonuncu kısımlarda ise tarih düşürme’den bahseder. Hatimede kom­pozisyon kaidesi olarak bir yazının giriş, gelişme ve sonuç bölümleri üzerinde du­rur.

Cevdet Paşa’nın, kendisi açıklamamakla beraber eserini hazırlarken Hatib el-Kazvîni’nin Arapça Teîhîşü’l-Miîtâh ile Hâce-i Cihan diye tanınan Mahmud b. Muhammed el-Geylânî’nin Farsça Menâzırü’l-inşâsından faydalandığı anla­şılmaktadır.

Belâgat-ı Osmâniyye daha çok man­zum Türkçe örnekleriyle, Ahmed Hamdi’-nin Belâgat-ı Lisân-ı Osmânî’sinden sonra bizde basılmış ve klasik belagatı tam kadrosu ile veren ilk ve Önemli bir eserdir. Fakat Şinâsi’den beri yeni bir arayış içerisinde bulunan Türk edebiyatını bütünüyle ifade etmek­ten uzaktır. Bununia beraber eser dev­rinde geniş akisler uyandırmıştır. Gaze­telerde günlerce devam eden tartışma­lardan başka eserin tenkidi ve müdafa­ası yolunda çeşitli kitaplar da yazılmış­tır. Daha ilk cüzün neşrinden kısa bir za­man sonra Abdurrahman Süreyya Ta’lî-köt-ı Belâgat-ı Osmâniyye adlı eseriyle bu ilk cüzdeki ifade hataları üzerinde durmuş, buna Mekteb-i Hukuk talebelerinden birinin yazdı­ğı Hall-i Ta’lîkât ve Hacı İbrahim Efendi’nin Temyiz-i Ta’lîköt’l ile cevap verilerek itiraz­ların yersiz olduğu ileri sürülmüştür. Ab­durrahman Süreyya bu iki cevabı Tahlîl-i Halî’mde tenkit etmiştir. Tahlîl-i Halî’e cevap olarak Mehmed Faik, Mahmud Esad ve Ali Sedad tarafından hazırlanan Redd-i Tahlil adlı eser ise önce Vakit gazetesinde tefrika edil­miş, daha sonra kitap halinde yayımlan­mıştır. Aynı zamanda ta­raflar Tercümân-ı Hakikat, Cerîde-i Havadis ve Vakit gazetelerinde de bir­birlerine cevaplar vermişlerdir. Müellifi bilinmeyen Nazîre-i Ta’lîkât’ta Abdurrahman Süreyya ile alay edil­miş, Mahmud Esad îtmâm-ı Temyîz ve Ali Sedad İkmâl-i Tem­yîz adlı risalelerinde yine Abdurrahman Süreyya’ya cevap vermiş­lerdir. Belâgat-ı Osmâniyye’nm tenkit­lerine verilen cevaplarda Cevdet Paşa hiç görünmemektedir. Gazetelerdeki müna­kaşalarda mesele çığırından çıkınca Mat­buat İdâre-i Âiîsi’nin müdahalesi ile tar­tışma sona erer. Bütün bu münakaşa­larda esas olarak Türkçe’deki Arapça ve Farsça kelimelerin kullanılış hataları üze­rinde durulmuş ve vaktiyle Arap âlimle­ri arasında cereyan eden bu tür tartış­malar Türk kamuoyuna nakledilmiştir. Bununia beraber dil ve kullanılış hata­ları meselesinin yanında belagatın millî olup olamayacağı, Türkçe’nin bir lugata ve bir gramer kitabına olan ihtiyacı ile başka dillere karşı bağımsızlığı konuları da tartışılmıştır.

Belâgat-ı Osmdniyye’yi aynı mektep­te okutan Hacı İbrahim Efendi, ders not­larını Şerh-i Belagat adıyla önce Vakit gazetesinde tefrika etmiş, sonra da kitap halin­de yayımlamıştır. Fakat daha önce cereyan eden münakaşalar­da olduğu gibi Şerh-i Belâgat’ta da Belâgat-ı Osmdmyye’nin sadece baş ta­rafları üzerinde durulmuş ve müellif doğ­rudan doğruya yeni edebiyatı ve yeni edebiyatçıları tenkit etmiştir. Daha son­raları Câzim de Belâgat-ı Osmaniyye’yi tenkit için Belagat adıy­la bir risale neşretmiş ve daha çok be­lagat kavramı ile Türkçe’ye Osmanlıca veya lisân-ı Osmanî denilemeyeceği hu­susu üzerinde durmuştur.

Belâgat-ı Osmâniyye bu kadar çok yankı uyandırmasının yanında sekiz de­fa da basılmıştır. Bugün baskı sayısı altı olarak görülmekte ise de üçüncü ve be­şinci baskılar ayrı matbaalarda tekrar­lanmıştır. Ancak baskılar arasında her­hangi bir fark olmadığı gibi sonraki bas­kılarda dizgi hataları artmaktadır. Eser son olarak Mehmet Çavuşoğlu’nun bir takdim yazısı ve kitapta geçen terimlerin alfabetik indeksiyle birlikte tıpkıba­sım halinde Mimar Sinan Üniversitesi yayınları arasında da çıkmıştır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi