Bayburt Kalesi Tarihi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

23

Bayburt Kalesi, Bayburt ilinde şehre hâkim bir tepe üzerinde inşa edilen kale.

Çoruh ırmağının yukarı havzasında ve bu ırmağın kenarında yer alan Bayburt iline hâkim, şehrin kuzeyindeki kayalık bir tepe üzerinde inşa edilmiştir. Çoruh nehrinin, etrafını bir yanmada halinde dolaştığı sarp bir tepede ilk defa ne za­man ve kimler tarafından yaptırıldığı ke­sin olarak tesbit edilemeyen bu kale­nin Bizans İmparatoru I. Iustinianos dev­rinde (527-565) tahkim edildiği bilinmek­tedir. Türkler’in Anadolu’da ilk fethet­tikleri ve yerleştikleri sahalardan biri olan Bayburt ve civarı 1054-1055’te Bü­yük Selçuklular’ın, Malazgirt Savaşı’ndan sonra da Saltuklular’ın eline geç­miş, bir ara Dânişmendliler’in elinde kal­mıştır. Bu devrelerde de onarılan kale­nin en geniş ve esaslı bir şekilde Sel­çuklular tarafından tamir edildiği kita­belerinden anlaşılmaktadır. Buna göre Selçuklu hükümdarı II. Kılıcarslan’ın oğ­lu ve Erzurum meliki olan Tuğrul Şah (ö, 622/1225) özellikle Trabzon İmparatorluğu’ndan gelecek saldırılara karşı müstahkem bir mevki olan bu kaleyi âde­ta yeniden inşa ettirmiştir. Bir müddet de Akkoyunlular’ın elinde kalan kale 1514’da Osmanlılar’a intikal ettik­ten sonra Kanunî Sultan Süleyman ve III. Murad dönemlerinde de büyük ona­rımlar görmüştür.

Müdafaa hendeği bulunmadığından iki kat sur ile çevrili olan kale beş veya altı cepheli olup çevresi 2 kilometreden uzun ve yüksekliği 30 m. kadar olan sur­larla kuşatılmıştır. İç ve dış surlar ara­sındaki mesafe 200 metredir. İstinat du­varları ile takviye edilmiş bu surların köşeleriyle muhtelif yerlerinde yarım daire, dörtgen, üçgen şeklinde burçlar yer al­maktadır. Dış surlar, kaleye heybetli bir manzara veren yalçın kayalar üzerine yapılmıştır. 1647’de Bayburt’u ziyaret eden Evliya Çelebi kale içinde 300 evlik bir mahalle ile Ebü’l-Feth Camii’nin bu­lunduğunu yazmaktadır. Yine onun bil­dirdiğine göre kalenin doğu ve batıda iki büyük kapısı bulunmaktadır. Üç kat de­mirden yapılmış doğudakine Demirkapı, diğerine ise Nöbethâne Kapısı denil­mektedir. Asırlar boyunca Trabzon-İran transit yolu üzerindeki önemli bir ko­naklama yeri olan Bayburt’la bu yolun muhafazası için önemli bir müstahkem mevki olan kalede 1520 yılına ait bir ka­yıtta 397 muhafız ve külliyetli miktarda top, tüfek ve savaş malzemesi bulun­duğu belirtilmektedir. Zaman zaman iş­gal ve tahribata uğrayan kale ve burada­ki mahalle son olarak 1828 Osmanlı-Rus savaşı sırasında Ruslar tarafından büyük çapta tahrip edildikten sonra 1980’li yıl­lara kadar kendi haline terkedilmiştir. Bu tarihten sonra tamamen yıkılma teh­likesiyle karşı karşıya kalan bazı kısım­ları tamir edilmişse de mahallesi ve ca­mii ihya edilmemiştir. Kitabelerden an­laşıldığına göre kale Tuğrul Şah’ın sa­ray hizmetkârlarından “sipehsâlâr”, “üstâdüddâr” lakaplı mimar Ziyâeddin Lü’lü eliyle tamir edilerek bazı burçlar inşa­sıyla da takviye edilmiştir. Surların şeh­re bakan yüzünde Tuğrul Şah’ın karısı Hatice Sultan’ın inşa ettirdiği burcun ne­sihle yazılmış tek satırlık kitabesi 1936’ya kadar mevcutken günümüzde kay­bolmuştur.

Bayburt Kalesi, Dede Korkut hikâye­lerinden “Kam Büre Bey Oğlu Bamsı Beyrek Boyunu Beyan Eder” adını taşıyan hikâyede Beyrek’in (Bey Böyrek veya Bam­sı Böyrek) fethedip ün kazanmak üzere yola çıktığı kaledir. Fakat Beyrek kaleye varmadan esir edildikten sonra bu ka­lenin zindanına kapatılmış, söylediği tür­küyü duyan kralın kızı kendisine âşık ol­muş ve onu zindandan kurtarmıştır. Et­rafına yeterli kuvvet toplayarak bir ge­ce baskın yapan Beyrek keçilerin boy­nuzlarına dikilmiş mumlarla kaleyi mu­hasara edince kral korkup kaleyi teslim etmiş ve Beyrek kralın kızı ile evlenmiş­tir. Çeşitli varyantlarıyla günümüzde de Bayburt ve civarında yaşayan bu halk hi­kâyesi kalenin halk muhayyilesindeki ye­rini göstermesi bakımından önemlidir.

Diyanet İslam Ansiklopedisi